
Doğubayazıt’ta bugünlerde nereye dönseniz bir Ticaret Odası seçimi hareketliliği, bir propaganda rüzgârı esiyor. Adaylar meydanlarda, sosyal medyalarda boy gösteriyor, vaatler havada uçuşuyor. Dışarıdan bakan biri, memlekette genel seçim var sanır.
Geçmişte bu onurlu makamda Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmış, o koltuğun sorumluluğunu ve sistemin işleyişini bizzat tecrübe etmiş bir abiniz olarak, meydanlarda yürütülen bazı propagandaları hayretle izliyorum.
Görüyoruz ki bazı başkan adayları, sanki tüccar ve sanayici sandıkta doğrudan kendilerini "Oda Başkanı" seçecekmiş gibi bir hava yaratıyor.
Herkes gayet iyi biliyor ki ticaret odası seçimlerinin mevzuatı ve işleyişi bellidir:
Siz önce kendi meslek grubunuzda sandığa girersiniz. O gruptaki tacirler sizi grup temsilcisi (meclis üyesi) olarak seçerse, Ticaret Odası Meclisi’ne girmeye hak kazanırsınız. Ondan sonra o kısıtlı sayıdaki meclis üyeleri kendi arasında toplanır; Yönetim Kurulu Başkanı’nı, Meclis Başkanı’nı ve yönetim kurulunu seçer.
O koltukta oturmuş biri olarak açıkça söylüyorum: Hele siz bir önce kendi grubunuzdan sağ salim çıkın, meclis üyesi olun, ondan sonra "Ben başkan adayıyim" diye meydanlara çıkın! Henüz kendi grubundan seçilip seçilemeyeceği bile belli olmayanların, şimdiden "Başkan gibi" gezip doğrudan demokrasi şovu yapması, bu odanın kurumsal ciddiyetine ve geleneklerine yakışmamaktadır.
Peki, Doğubayazıt’ın Gerçek Ticari Vizyonu Nerede?
İşin usul boyutunu bir kenara bırakıp aday profillerine ve vaatlerine baktığımızda ise durum bir eski başkan olarak beni daha da düşündürücü bir hal alıyor. Bakıyorsunuz adayların neredeyse tamamı gümrük ve antrepo işleriyle, sınır ticaretini yönetip yurt dışından mal getirerek komisyon alan isimlerden oluşuyor.
Elbette gümrük ve sınır ticareti Doğubayazıt için hayati önemdedir, bunu kimse yadsıyamaz. Ancak koskoca Doğubayazıt’ın ekonomisi sadece komisyonculuktan, antrepodan mı ibarettir?
Soruyorum size:
Nerede bu memleketin istihdam yaratan, üreten, taşın altına elini koyan ciddi tüccarları? Nerede Doğubayazıt'ı dünyaya açacak, turizm potansiyelimizi sırtlayacak, otel yatırımları yapan, turizm vizyonu olan sanayicilerimiz?
İshak Paşa Sarayı’nın gölgesinde, Ağrı Dağı’nın eteğinde yaşayan bir kentte, turizmi ve sanayiyi yok sayarak sadece gümrük kapısındaki evrak işlerine sıkışmış bir ticaret odası vizyonu bu şehre dar gelir. Doğubayazıt’ın sadece malı oradan alıp buraya satan komisyonculara değil; üreten, markalaşan, turisti buraya çekip katma değer yaratan geniş bir ufka ihtiyacı var.
Bu seçim dönemi, umarım tüccarımızın "doğrudan başkanlık" algılarına kanmadığı ve Doğubayazıt’ın çok yönlü ekonomik geleceğini vizyonsuzluğa mahkûm etmeyeceği bir dönüm noktası olur.
Hele önce bir gruptan seçilin, sonrasına meclis karar verir!
Mehmet Koç
(Eski Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı)