İnsan bazen bulunduğu yeri unutuyor.

Dün iş ararken çaldığı kapıları, kendisine uzanmasını beklediği eli, bir fırsat verilmesi için kurduğu cümleleri unutuyor.

Sonra hayat değişiyor.

Bir yerden başka bir yere geçiyor, bir sorumluluk alıyor, bir makamın başına geliyor ve bir anda dün yaşadıklarını hatırlamaz hale geliyor.

Oysa hayatın en büyük yanılgılarından biri, bugünkü konumun sonsuza kadar süreceğini sanmaktır.

Bir zamanlar iş için kapı kapı dolaşan bir insanın, yıllar sonra başka insanların iş taleplerini değerlendirecek bir konuma gelmesi elbette güzel bir şeydir.

Asıl mesele bundan sonrası...

İnsan, kendisine yapılmasını istemediği şeyi başkasına yapıyor mu?

Dün kendisi bir kapının önünde beklediyse, bugün başka birini kapısında bekletiyor mu?

Dün “Bir fırsat verilse de kendimi göstersem” diyorsa, bugün fırsat bekleyen bir başka insanı neden görmezden geliyor?

İşte insanın karakteri tam da burada belli oluyor.

Çünkü makam insanı değiştirmez.

Makam, insanın zaten içinde olanı görünür hale getirir.

Bir dönem ihtiyaç duyduğunuz bir insanı küçümsemek kolaydır.

Çünkü o gün güç sizdedir.

Ama hayatın güzel tarafı şudur:

Roller değişebilir.

Dün sizin işinize ihtiyacınız vardı.

Bugün başka birinin size ihtiyacı olabilir.

Yarın ise sizin, dün kapısını çaldığınız bir insanın tecrübesine, desteğine veya emeğine ihtiyacınız olabilir.

Ve o insan size “Hayır” dediğinde şaşırmamak gerekir.

Çünkü insanlara nasıl davrandıysanız, bir gün aynı davranışın başka bir biçimiyle karşılaşabilirsiniz.

Burada kimseye “İntikam alın” demiyoruz.

Tam tersine...

İnsan geçmişte kendisine yapılan kötülüğü unutmadan da büyüyebilir.

Ama asıl erdem, geçmişte kapınızı çalan insanı bugün küçümsememektir.

Çünkü dün iş arayan bir insanın bugün bir yerde sorumluluk alması, onun dün yaşadığı çaresizliği unuttuğu anlamına gelmez.

Belki tam tersine, o yaşadıkları ona önemli bir ders vermiştir:

“Ben zamanında kapı kapı dolaştım. Şimdi benim kapımı çalanı aynı şekilde bekletmeyeceğim.”

Keşke herkes bu dersi alabilse.

Bir de bugün kalkıp “Dün kapımda bekleyenler, şimdi insan bekletiyor” diye sitem edenler var.

İyi de...

O insan dün sizin kapınızdayken ne yaptınız?

Kapıyı açtınız mı?

Bir fırsat verdiniz mi?

Yoksa o insanı eli boş mu gönderdiniz?

Hayat bazen insana çok güzel bir ayna tutuyor.

Dün kapısında beklettiğiniz insan, bugün başka bir kapının anahtarını eline alıyor.

Siz ise yıllar sonra o kapının önünden geçerken bir zamanlar yaşananları hatırlıyorsunuz.

İşte o zaman insanın kızacağı kişi karşısındaki değil, biraz da kendisidir.

Çünkü bazı kapılar ikinci kez çalınmaz.

Bazı fırsatlar ikinci kez gelmez.

Bazı insanlar da bir kez kırıldıktan sonra, yıllar sonra karşınıza aynı insan olarak çıkmaz.

Bu yüzden makam sahiplerine, işverenlere, yöneticilere ve elinde küçük de olsa yetki bulunan herkese söyleyecek tek sözüm var:

Bugün size ihtiyacı olan insanı küçümsemeyin.

Çünkü onun yarın nerede olacağını bilmiyorsunuz.

Bugün iş isteyen bir gazeteci olabilir.

Yarın başka bir gazetenin başında olabilir.

Bugün kapınızı çalan bir çalışan olabilir.

Yarın sizin ihtiyaç duyduğunuz insan olabilir.

Bugün önemsiz gördüğünüz bir birey olabilir.

Yarın karar veren kişi olabilir.

Ve o gün geldiğinde size kapıyı açıp açmamak tamamen onun tercihi olacaktır.

İşte bu yüzden insanın asıl gücü, başkasını kapıda bekletebilmek değildir.

Asıl güç, elinizde imkân varken ihtiyacı olanın elinden tutabilmektir.

Çünkü makam geçer.

Unvan değişir.

Gazete değişir.

Koltuk değişir.

İnsanların birbirine duyduğu ihtiyaç değişir.

Ama yapılan iyilik de, yapılan haksızlık da hafızada kalır.

Bugün bir insanın ihtiyacını görmezden gelip yarın aynı insanın size ihtiyaç duyacağını düşünüyorsanız, hayatı fazla basit okuyorsunuz demektir.

Çünkü hayatın hesabı bazen çok geç çıkar.

Ama çıktığında da insanın karşısına öyle bir tablo koyar ki...

Dün kapıda beklettiğiniz insanın bugün neden sizi bekletmediğini değil, neden sizi artık beklemediğini düşünmek zorunda kalırsınız.

İşte asıl güç budur:

İnsanların size mecbur olmasını sağlamak değil, kimse size mecbur değilken bile insan kalabilmek.