21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü’nde Yerel Basın Yine Hatırlanmadı!
Bugün 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü…
Bir gazeteci olarak bugünü kutlamaktan çok, birkaç kelam etmek istiyorum.
Çünkü bugün bir kez daha gördük ki Doğubayazıt’ta yerel basın, ne yazık ki yine görmezden gelindi.
Yılın 365 günü ilçemizde yaşananları kamuoyuna duyuran, kurumların çalışmalarını vatandaşlara ulaştıran, esnafın sesini duyuran, vatandaşın sorunlarını gündeme taşıyan gazeteciler, kendilerine ayrılan bu özel günde yine unutuldu.
Aslında mesele bir kutlama mesajı, bir telefon ya da bir çiçek değil.
Mesele, verilen emeğin görülmesi ve hatırlanmasıdır.
Doğubayazıt’ta bir etkinlik olduğunda, bir açılış yapıldığında, bir kurum çalışma yürüttüğünde ya da bir sorun yaşandığında ilk aranan kişilerden biri gazetecilerdir.
Haber yapılsın, fotoğraf çekilsin, yapılan çalışmalar duyurulsun istenir.
Peki, bütün bunları yapan insanlar neden kendi günlerinde hatırlanmaz?
Kurumların, sivil toplum kuruluşlarının, esnafın ve birçok kişinin çalışmalarını kamuoyuna duyurmak için emek veren yerel basın çalışanları, söz konusu kendi emekleri olduğunda neden bu kadar kolay unutulur?
Bizler çoğu zaman kameranın arkasındayız.
Bir fotoğraf karesinde görünmeyiz. Bir açılışta kurdele kesenlerin arasında yer almayız. Bir programda ön sıralarda oturmak gibi bir beklentimiz de yoktur.
Ama o programın, o açılışın, o çalışmanın kamuoyuna ulaşmasında bizim de emeğimiz vardır.
Sabahın erken saatlerinde başlayan, bazen gecenin geç saatlerine kadar devam eden bir mesleğin içindeyiz.
Kimi zaman bir kaza haberine koşuyoruz, kimi zaman bir ailenin acısını paylaşıyoruz. Bazen bir vatandaşın derdini dinliyor, bazen de ilçemizde yapılan güzel bir çalışmayı duyurmak için çaba gösteriyoruz.
Üstelik bütün bunları çoğu zaman sınırlı imkânlarla yapıyoruz.
Yerel gazetecilik dışarıdan göründüğü kadar kolay bir meslek değil.
Hele ki Doğubayazıt gibi bir ilçede gazetecilik yapıyorsanız, hem herkesin sesini duyurmaya çalışıyor hem de kendi sesinizi duyurmakta zorlanıyorsunuz.
Bugün kimse bize özel bir tören düzenlesin, büyük organizasyonlar yapsın demiyoruz.
Ama insan ister istemez düşünüyor.
Yıl boyunca haberlerini yaptığımız, çalışmalarına yer verdiğimiz, kapılarını çaldığımız kurumlar ve kişiler, yılda bir gün olsun bu emeği hatırlayamaz mı?
Bir gazetecinin hatırlanması için mutlaka ulusal bir kanalda mı çalışması gerekiyor?
Yerel basında çalışanların emeği daha mı az değerli?
Şunu da açıkça söylemek isterim:
Bizler kimsenin alkışına ihtiyaç duyarak gazetecilik yapmıyoruz. Ama emeğin karşılığının en azından bir hatırlanmak olduğunu da düşünüyoruz.
Çünkü yerel basın yalnızca haber yapan bir meslek grubu değildir. Aynı zamanda yaşadığı ilçenin hafızasıdır.
Bugün yapılan bir çalışma, yıllar sonra açılıp bakıldığında bir gazetenin arşivinde karşımıza çıkar.
Bugün konuşulan bir sorun, yarın çözüme kavuştuğunda o sürecin izini yine yerel basında bulursunuz.
Buna rağmen yerel gazetecilerin yalnızca ihtiyaç duyulduğunda hatırlanması, üzerinde düşünülmesi gereken bir durumdur.
Elbette bizleri unutmayan, emeğimize değer veren, bir telefonla da olsa hatırlayan herkesi ayrı tutuyorum.
Ancak genel tabloya baktığımızda, Doğubayazıt’ta yerel basının hak ettiği değeri gördüğünü söylemek ne yazık ki zor.
Bugün kendi adıma değil, bu ilçede yıllardır emek veren, fotoğraf makinesini omzundan indirmeyen, haber peşinde koşan, bilgisayar başında saatlerini geçiren bütün meslektaşlarım adına yazıyorum.
Bizler her zaman kameranın arkasında olabiliriz.
Ama bu, görülmediğimiz anlamına gelmemeli.
Unutmayın, bugün fotoğraflarda görünmeyen o gazeteciler, yarın Doğubayazıt’ın geçmişini anlatan en önemli arşivlerin sahipleri olacak.
Ve son olarak…
Gazeteciler yalnızca haberinize ihtiyaç duyduğunuzda değil, emeklerinin hatırlanması gereken günlerde de aklınıza gelsin.
Çünkü bizler yalnızca haberlerinizi değil, bu ilçenin hikâyesini yazıyoruz.
21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü, tüm zorluklara rağmen mesleğini sürdüren, emeğinin karşılığını beklemeden çalışan bütün yerel basın emekçilerine kutlu olsun.