MEHMET KOÇ

Tarih: 27.02.2026 14:46

YAYA GEÇİDİNDE DURAN KİM?

Facebook Twitter Linked-in

Yeni trafik yasası ile birlikte cezalar arttı, yaptırımlar sertleşti, kurallar netleşti.

Ama sokakta değişmeyen bir manzara var:

Yaya geçidinde duran araç değil, yaya…

Yani olması gerekenin tam tersi yaşanıyor.

Kanun Değişti, Alışkanlık Değişmedi

Oysa yeni düzenlemelerin ruhu çok açık:

Trafik artık sürücünün hâkimiyet alanı değil, herkesin ortak yaşam alanıdır.

Yaya geçidi de bunun en somut sembolüdür.

Ancak bugün hâlâ şehirlerimizde şu tabloyu görüyoruz:

Araçlar akmaya devam ediyor,
Yaya ise bekliyor…

Geçme hakkı kendisinin olduğu yerde bile çekiniyor.

Başka bir ifadeyle:

Hukuk yayayı öne almış, ama psikoloji hâlâ aracı üstün görüyor.

Bu Bir Trafik Sorunu Değil, Zihniyet Sorunudur

Yaya geçidinde durmayan araç sadece bir kural ihlali yapmaz.

Bir üstünlük iddiası sergiler.

“Ben geçerim, sen beklersin” anlayışı…

Oysa modern trafik anlayışında araç güçlü değil, sorumludur.

Yaya ise zayıf değil, önceliklidir.

Yeni yasa, özellikle saldırgan sürüşe, yol kesmeye, takip etmeye ve tehlikeli davranışlara ağır yaptırımlar getirirken aslında aynı mesajı veriyor:

Trafik bir güç ilişkisi değil, bir hak ilişkisidir.

Bu tereddüt, hukuki eksiklikten değil, güven eksikliğinden kaynaklanıyor.

Çünkü yıllarca yaya geçidi bir “öneri” gibi algılandı.

Şimdi ise yeni düzenlemelerle trafik düzeni bir tercih değil, zorunluluk haline geliyor.

Ceza davranışı korkutur,
Kültür davranışı değiştirir.

Asıl Devrim Zihinde Olacak.
Yeni trafik düzenlemeleri; saldırgan sürüşten kırmızı ışık ihlaline, plaka manipülasyonundan hız ihlaline kadar birçok alanda caydırıcılığı artırdı.

Ancak gerçek dönüşüm, yaya geçidinde başlayacaktır.

Bir gün gelecek:

Yaya adımını attığında durmayan araç ayıplanacak,
Bugünkü gibi duran yaya değil.

İşte o gün trafik sadece kurallarla değil, vicdanla yönetiliyor olacak.

Son Söz

Binaenaleyh yeni yasa yolları değil, davranışları düzenlemeye talip olmuştur.

Yaya geçidinde duran araçlar çoğaldığında,

Şehirler daha güvenli,
Trafik daha insani,
Hayat daha saygılı olacaktır.

Çünkü medeniyet, hızda değil; durabilme erdemiyle ölçülür.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —