“Bir Milletin Yeniden Doğduğu Gün: Çanakkale”
Bugün, sadece bir zaferin yıl dönümü değil…
Bugün, bir milletin küllerinden yeniden doğduğu günün 111. yılı.
Çanakkale…
Adı bile yüreğe başka dokunur. Çünkü orada sadece savaşılmadı, orada iman vardı, inanç vardı, vatan vardı… Orada bir millet “ben buradayım” dedi dünyaya.
Toprağın altına düşen her bir can, aslında bu toprağın üstünde özgürce yaşayalım diye can verdi. 15’inde, 20’sinde, daha hayatı yeni tanımış gençler; annelerini, sevdiklerini geride bırakıp bir daha dönmemek üzere gittiler. Ama giderken bir şeyi çok iyi biliyorlardı:
“Vatan sağ olsun.”
Çanakkale’de yazılan destan sadece silahla kazanılmadı. O destan; açlıkla, yoklukla, ama en çok da yürekle kazanıldı. Mermisi biten asker süngüsüyle koştu, gücü biten duasıyla direndi. Çünkü bu millet, söz konusu vatan olduğunda imkânsızı mümkün kılmayı her zaman başarmıştır.
Bugün bizler, rahat bir nefes alabiliyorsak, özgürce yaşayabiliyorsak; bunu o gün toprağa düşen şehitlerimize ve kahraman gazilerimize borçluyuz. Onların emaneti sadece bu topraklar değil, aynı zamanda bu birlik, bu beraberliktir.
Ve bugün bize düşen en büyük görev; o ruhu unutmamak, unutturmamak…
Çanakkale sadece bir tarih değildir, Çanakkale bir duruştur.
Gerektiğinde bir milletin nasıl tek yürek olabileceğinin en büyük göstergesidir.
111 yıl önce yazılan o destan, bugün hâlâ bize yol gösteriyor.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu vatan uğruna can veren tüm aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Çanakkale geçilmez… Ve bu söz, sonsuza kadar geçerli kalacak.