İnsanın hayatta kalabilmesi için neye ihtiyacı vardır?
Önce yemeğe, suya ve barınmaya…
Bilim insanlarının yıllardır ortaya koyduğu ihtiyaçlar hiyerarşisinde de fizyolojik ihtiyaçlar en temel sırada yer alır. Yani insanın önce karnını doyurması, sonra diğer ihtiyaçlarını düşünmesi gerekir.
Peki bugün Doğubayazıt’ta durum nedir?
Bir vatandaşın dışarıda oturup karnını doyurması neredeyse lüks haline gelmiş durumda.
Bugün sıradan bir lokantada bir kişinin 500 liradan aşağıya yemek yemesi oldukça zor. Etli bir yemek, yanında birkaç yardımcı ürün ve içecekle birlikte hesap kısa sürede 1.000 liraya yaklaşabiliyor.
Şimdi bunu asgari ücretle, emekli maaşıyla veya sabit bir gelirle yaşayan bir vatandaşa sorun.
“Bir kap yemek yiyeceğim” demek bile artık ciddi bir hesap yapmayı gerektiriyor.
Eskiden bir gömlek almak için düşünülen para bugün bir öğün yemeğe gidebiliyor.
Peki bu fiyatlar nasıl hesaplanıyor?
Asıl sorulması gereken sorulardan biri de bu.
Elbette lokantacının da maliyetleri var. Kira var, personel gideri var, elektrik var, doğalgaz var, etin, sebzenin, yağın, pirincin fiyatı var.
Bunların hepsini biliyoruz.
Ama vatandaşın da bir mutfağı var.
Onun da geliri belli.
O nedenle meseleye yalnızca “fiyatlar yükseldi” diye bakamayız. Mesele artık insanların yeterli ve sağlıklı beslenip beslenemediği meselesidir.
İşte tam bu noktada belediyelere önemli bir görev düşüyor.
Kent Lokantası neden Doğubayazıt’ta olmasın?
Türkiye’nin çeşitli kentlerinde uygulanan Kent Lokantası modeli bunun için var.
Amaç özel sektörle rekabet etmek değil.
Amaç kâr etmek hiç değil.
Amaç, dar gelirli vatandaşın uygun fiyatla sıcak ve sağlıklı bir öğün yemeğini sağlayabilmek.
Belediye, maliyetine yakın bir fiyatla yemek sunabilir.
Örneğin vatandaş, bugün dışarıda birkaç yüz liraya yemek zorunda kalırken belediyenin sosyal amaçlı lokantasında çok daha düşük bir bedelle sıcak yemeğini yiyebilir.
Bunun adı sosyal belediyeciliktir.
Bunun adı halkın yanında olmaktır.
Bunun adı vatandaşın cebindeki paraya sahip çıkmaktır.
Temizlik mi, yemek mi?
Elbette Doğubayazıt’ın temiz olması gerekir.
Elbette yollar asfaltlanmalıdır.
Parklar yapılmalıdır.
Kaldırımlar düzenlenmelidir.
Mahallelerin sorunları çözülmelidir.
Bunların hiçbirine itirazımız yok.
Ama bir şeyi de unutmamak gerekir:
Aç insan için bunların hiçbiri öncelikli değildir.
Karnı aç olan insan için yeni yapılan parkın, asfaltlanan yolun, temizlenen caddenin anlamı ikinci plandadır.
Önce karın doyacak.
Sonra diğer ihtiyaçlara sıra gelecek.
Bu nedenle belediyelerin hizmet önceliklerini belirlerken vatandaşın ekonomik durumunu da dikkate almaları gerekiyor.
Doğubayazıt Belediyesi harekete geçmeli
Sanıyorum Belediye Başkanı Kenan Bey ve eşbaşkan Aygül hanım da bu tabloyu görüyor.
Sokakta vatandaşla konuşulduğunda ekonomik sıkıntının en fazla hissedildiği alanlardan birinin karın doyurmak olduğu açıkça görülüyor.
O halde neden Doğubayazıt’ta bir Kent Lokantası kurulmasın?
Neden DOĞUBAYAZIT BELEDIYESI kendi imkânlarıyla veya uygun bir model geliştirerek vatandaşın ucuz ve sağlıklı yemeğe ulaşmasını sağlamasın?
Hatta bununla da yetinilmeyip temel gıda ürünlerinde farklı sosyal destek modelleri neden geliştirilmesin?
Belediye mevzuatının izin verdiği ölçüde yapılabilecek bu tür uygulamalar, vatandaşın hayatına doğrudan dokunacaktır.
Bir parkın güzelliğini vatandaş her gün görür.
Ama karnını doyurabilmesi, vatandaşın hayatına doğrudan dokunur.
Bugün Doğubayazıt’ta sosyal belediyeciliğin en önemli sınavlarından biri de budur.
“Aç insan her şeyi yapar”
Bu söz üzerinde biraz düşünmek gerekiyor.
Açlık sadece ekonomik bir mesele değildir. Aynı zamanda sosyal bir meseledir.
İnsanların temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı bir toplumda huzurdan, refahtan ve sosyal dengeden söz etmek kolay değildir.
Bu nedenle Doğubayazıt Belediyesi’nin önümüzdeki dönemde sosyal belediyecilik anlayışını biraz daha güçlendirmesi ve “vatandaşın karnını nasıl daha ucuza doyurabiliriz?” sorusuna cevap araması gerektiğini düşünüyorum.
Belediyecilik sadece asfalt dökmek, kaldırım yapmak, çöp toplamak değildir.
Belediyecilik aynı zamanda insana dokunmaktır.
Ve bugün Doğubayazıt’ta insanlara dokunmanın en önemli yollarından biri de sıcak bir yemeği ulaşılabilir fiyata sunmaktır.
Çünkü bazen en büyük hizmet, en büyük projeyi yapmak değil;
Bir insanın “Bugün ne yiyeceğim?” kaygısını ortadan kaldırmaktır.
Doğubayazıt’ın buna ihtiyacı var.
Hem de, her zamankinden daha fazla...