Son sabah son saatimiz değil bizim doğada
İdama giden mahkumda değiliz, yaşama kendimiz mahkum olduk
Ne gülüşümüz fark edilir ne gülüşümüz bizim,
Yalnızlığın değil hasretin aceli var bizim içimizde
Kayıplara karışmışız sanki bu güzelim doğada.
Sormayın, aramayın nerelerde olduğumuzu
Yakınlarımız sürdü yokluğun hasretini
ben diyar kapılarını özlemle onları ararken
Ne gökyüzü açtı kapısını nede bir umut,
Ne gelecek için bir ses duyduk,
En güzel parfümün kokusuyduk bizler birbirimize
El aleme el açmadık kendi çabalarımızla büyüdük,
Gündüzleri gözlerimizi kaçırıp, gecelerde ağlayıp, güldük.
Duyduk diyip feryadınızı,
nedir derdiniz diyen olmadı bize.
Öylesine haşin baktılar ki bizlere...
Her yoldan gelip, geçen belkide deli dediler
Hep yoksulluğumuzu belli etmedik gizledik.
Ne çileler yoğurduk bir bilebilseniz?
Avuç içlerimiz nasırlaştı hiç kimse görmesin derken
Boncuk, boncuk, burcu, burcu güldük bir aradayken.
Kapıldık duygularımıza ayrıldık diyar, diyar
Birer öksüz gibi diyarlarda durak olduk,
Ana- babamız yaşarken.
Dizelerimde facia yarattım bizleri anlatırken
Bazen bir birimizi aradık bucak, bucak
Ne beni onlar buldu, nede ben onları.
Hiç bir şey eksilmedi yüreğimizden,
Yoksullukla bir bağ kurduk
Biz yaşadığımız, doğduğumuz o yöreyi unutmadık.
Yazıktır biz gibi yoksul olup ta kopanlara
Sormuyoruz bizde artık birbirimize nerelerde olduğumuzu
Nasırlaşmış avuç içlerimizle yaşamımıza yol çizmeye çalışıyoruz
Kim bilir kaç zaman sonra kalplerimizde,
Nasırlaşıp birbirimizi anmayacağız.
NASIRLAŞMIŞ AVUÇ İÇLERİ
NASIRLAŞMIŞ AVUÇ İÇLERİ
Bunlar da ilginizi çekebilir