Doğubayazıt, yüzyıllardır sınırları, göçleri ve zor zamanlarıyla ayakta kalmış; tarih boyunca birçok medeniyetin iz bıraktığı kadim bir yerleşimdir. Bugün ise yalnızca kendi nüfusuna değil, çevre köyler ve ilçelerden gelen on binlerce insanın sağlık ihtiyacına da cevap vermeye çalışan, nüfus yoğunluğu yüksek bir merkez konumundadır. Böylesine tarihsel sorumluluğu ve demografik yükü olan bir ilçede sağlık hizmetlerinin durumu, artık ertelenebilir bir sorun değil; doğrudan yaşamı ilgilendiren bir mesele hâline gelmiştir.
Doğubayazıt’ta sağlık hizmetleri artık küçük aksaklıklardan değil, alarm veren bir yetersizlikten söz ettiriyor. Bunu rakamlarla değil, hastane koridorlarında bekleyen insanların yüzlerinden anlamak mümkün.
Mevcut hastane binası hem hastalar hem de sağlık çalışanları için ciddi bir güven sorunu oluşturuyor. Halk arasında “yıkılacak gibi” denilen bu yapı, şifa dağıtması gereken bir kurumdan çok endişe uyandıran bir mekâna dönüşmüş durumda.
Sorun yalnızca binanın yaşı da değil.
Duvarlarda ve tavanlarda döküntüler var.
Temizlik yetersiz.
İnsan, tedavi olmak için girdiği bir yerde önce etrafına bakıp tedirgin olmamalı.
Acil servis girişi ise içler acısı bir hâlde. Düzeniyle, karşılamasıyla ve işleyişiyle acil bir duruma hiç yakışmıyor. Kimin acil, neyin öncelik olduğu bu karmaşada belirsizleşiyor.
Doktorlar canla başla çalışıyor.
Bunu görmemek haksızlık olur.
Ancak yeterli ekipman ve destek olmadan bu çaba nereye kadar sürebilir? Bir doktorun aynı anda onlarca hastaya bakmak zorunda kalması ne hekimliğe ne de insanlığa sığar.
Poliklinik sayısının yetersizliği hasta yoğunluğunu katlıyor. Bu yoğunluk, doktorla hasta arasındaki bağı koparıyor. Hastalar çoğu zaman derdini anlatamadan odadan çıkıyor.
Birçok hasta ise burada tedavi olamadığı için çevre illere sevk ediliyor. Basit sayılabilecek sağlık sorunları bile kilometrelerce yol gitmeyi gerektiriyor. Bu durum hem hastalar hem de hasta yakınları için maddi, fiziksel ve psikolojik bir yüke dönüşüyor.
İnsan şu soruyu sormadan edemiyor:
İlçede görev yapan yöneticiler ve kamu görevlileri sağlık hizmetine ihtiyaç duyduğunda hangi imkânlara erişiyor?
Aynı hastane, aynı koşullar herkes için geçerli mi?
Hasta ve hasta yakınları için şartlar daha da ağır. Battaniye yok, yastık yok. Kışın ısınma sorunu ciddi bir mağduriyet yaratıyor. Bu yalnızca bir eksiklik değil, insan onurunu zedeleyen bir durum.
Bazen durup düşünüyorum:
Hastaya mı üzüleyim,
yoksa bu şartlarda hâlâ ayakta kalmaya çalışan, yetersiz sayıya rağmen mücadele eden doktorlara mı?
Doğubayazıt halkı bu şartlara mahkûm değil.
Sağlık “idare ediliyor” mantığıyla yürütülemez.
Bu ilçe; modern bir hastaneyi, yeterli poliklinikleri, temiz ve güvenli alanları acilen hak ediyor. İnsanlar tedavi olmak için başka illere gitmek zorunda kalmamalı.
Sağlık ertelenemez.
Görmezden gelinemez.
Ve bu sorun artık susularak çözülemez.
