Seyithan KAYA


AĞRI VALİLİĞİNE DOĞUBAYAZIT KAYMAKAMLIĞINA BİR ÖNERI

Seyithan Kaya


Bir halkın, grubun yâda sınıfın kendilerine has ve kendilerine özgü bazı değerleri, kültürleri, gelenek ve görenekleri vardır. Bu özelikleri ile diğer halklardan gruplardan ve sınıflardan ayılırlar. Bu nedenle bu değerlerini, kültürlerini, kendilerine özgü olanlarını korumak ve hayatlarında yaşatarak sürdürmek isterler. 

 

Bu çerçevede Türkiye de ki barış süreci diye adlandırılan günlerde, bu sürece katkıda bulunmak üzere Ağrı Valiliği ve Doğubayazıt Kaymakamlığı bir kültürel etkinlik için yoğun bir faaliyete girişmişti.

 

Bu etkinlik; İshak Paşa Sarayında Dünya Dengbeşlerı buluşturma projesiydi.

 

Söz konusu, projenin en önemli amacı, barış sürecine katkı bulunmaktı. Bunun yanı sıra bölgeyi tanıtmak ve bu yola turist çekerek yöre halkının ekonomisine katkıda bulunmaktı.

 

Bu minval üzere Kaymakamlık düzeyinde konu ile ilgili uzmanlar, Akademik çevrelerde konuyla ilgili söz sahibi kişiler, kanat önderleri, Yerel yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşların yöneticileri, basın mensupları ve çevredeki dengbeşlerden fikir ve görüş almak için geniş katılımlı toplantılar, çalış taylar yapıldı. 

 

Hazırlıklar son aşamaya getirildi. Ancak hesaptan olmayan bazı gelişmeler oldu. İlk başta bu projenin başında bulunan ve yürüten, Kaymakam Karahan Daştan Doğubayazıt’taki görev süresinin dolması nedeniyle ilçeden ayrılması, bazı bürokrasi işlemlerin gecikmesi ve ardında barış sürecin bozulması bu projenin gerçekleşmesine engel oldu. 

 

Hamd olsun artık Türkiye sıkıntılı günlerini geride bırakarak tekrar huzurlu ortama kavuştu.

 

 Öyle ise, söz konusu projeyi raftan indirmek ve hayata geçirmek için harekete geçmek gerekir. Çünkü bu çalışma bölgenin ve ülke’nin hayrına olacak çalışma ve etkinliklerden biri olacaktır.

 

 Zira bu tür etkinlikler, festivaller Türkiye de yürütülen Terörsüz Türkiye projesine büyük katkı sunacaktır. 

 

Böyle zamanlarda ve tarihi günlerde herkesin elini taşın altına koyması gerekir. Her şeyi merkezde beklemek doğru bir yaklaşım olmaz. 

 

 Bu nedenle Mülki idarelerin, Yerel yönetimlerin, taşra ve bölgedeki diğer yöneticilerin, sivil toplum kuruluşların, Dernek ve vakıfların de kendi imkânları dâhilinde bu birlik, beraberlik ve kardeşlik, projesine omuz vermeleri gerekir. Yanı bu çorbada herkesin imkân ve kabiliyetleri oranında tuzları olması lazım.

 

 Bunun için Ağrı Valiliği Doğubayazıt kaymakamlığı, Doğubayazıt Belediyesi, Sivil toplum kuruluşları elbirliği ile ve İl ve İlçenin İş insanları da ekonomik destekleri ile zaman kayıp etmeden bu yarıda kalan güzel projeyi hayat geçirme çabası içinde olmalı ve nihayete erdirmelidirler.

 

Bize ne düşüyor? 

 

Şimdilik bize düşen ise bu öneriyi gündeme getirmek oldu.

 

 Bu öneriye verilecek müspet cevaplar, Ülkemizin, bölgemizin ve Milliyetimizin geleceğine güzellikler ve hayırlar getirmesine vesile olur diye düşünüyorum.

 

 Önceki barış süreci ile ilgi, ve o tarihteki  gazete yazımı, konunun daha iyi anlaşılması için sizinle paylaşmak istedim.

 

 

            ‘’    DENGBÊJLER 

 

 24 0cak 2014 tarihinde Doğubayazıt Kaymakamı Karahan Daştan başkanlığından organize edilen 1. Dengbejlık çalıştayı yapıldı. 

 

Benimde davetlisi bulunduğum ve Halk eğitim merkezi toplantı salonunda gerçekleştirilen bu toplantının amacı; 

 

 Kürt kültüründe ve Kürt tarihinde mihenk taşı teşkil eden kılamları ve Dengbejlerı yok olmaktan kurtarmak, gün yüzüne çıkarmak ve yaşatmak için Ağustos ayında İshak Paşa Sarayında yapılacak Dünya Dengbeşlerı buluşturma etkinliği için davetlilerden fikir ve öneriler almaktı.

                

Bu çalıştay çok renkli ve verimli geçti. Yanı tam anlamı ile hedefine ulaştı. 

Bu nedenle  bu hassasiyetlerinden dolayı sayın Valimiz  Dr. Mehmet Tekinarslan’a ve Kaymakamız sayın  Karahan Daştan’a halkımız adına teşekkür etmeyi bir borç telaki ediyorum..

 

      Peki, Dengbeş kimdir? Dengbejlık nedir? Şimdi bunları kısaca irdeleyelim.

                

                Kürt kültürünün çok önemli bir parçası olan ve Kürt sözlü edebiyatın günümüze kadar gelmesinde önemli rol oynayan dengbêjlik Kürt kültürünün ve Kürt tarihinin en temel kaynağıdır. (Çevkani). Yazının bulunmasına ve yaygınlaşmasına ve daha sonra da diller üzerindeki yasakların kalkmasına kadar önemli misyonu üstlenerek, Medreselerde ki Kürtçe eğitimi ve Çirokvanların (hikâye anlatıcıları) çirokları ( hikayeleri) ile birlikte Kürt kültürünü, Kürt tarihini yanı, kısacası Kürtleri tüm Dünyada yok olmaktan kurtarmıştır.

 

 Bu nedenle Dengbejlık ve dengbejler Kürtler arasında istisnai bir yere sahiptirler.

 

Bilge ozanlar olarak bilinen dengbêjler, Kürt tarihi boyunca belleğinde yer edinmiş önemli olayları destansı kılamlarla insanın ruhunu saran ve etkileyen bir tarzda söylemişlerdir.

 Toplumsal olayları hep canlı tutup önceki kuşakların bıraktıkları mirası her yeni gelişmeyle beraber bir sonraki kuşağa aktararak yirminci yüzyıl sonlarına kadar süren, gelişmiş bir sözlü edebiyat geleneğini oluşturmuşlardır.

Halk arasında zengin ve etkileyici bir anlatıma sahip, belleği güçlü dengbêjlere değer verilir, dolayısıyla bu işi en iyi yapanlar dengbêj sıfatını alırlar. Bu sıfat daha çok erkekler için kullanılır. 

Dengbêji özelliklerden kılamlar icra eden kadın sanatçılar olsa da, onlar için daha çok stranbêj (türkücü) sıfatı kullanılmıştır. Ama buna rağmen birçok kadın dengbêj de vardır.

 Çok renkli ve çok lehçeli olan Kürt toplumunda birbirinden farklı kılamlar vardır.

 Bazı kılamların ezgilerinde, bölgeden bölgeye farklılıklar olsa da, geneli birbirine benzerdir. Bu farklılıklar çoğu zaman her dengbêjin kendine has olan söyleyiş üslubundan ve icra ettiği kılama kattığı dramatik öğelere yer verdiği renkli tondan kaynaklanır.

Geleneksel Kürt müziği tek sesli  (monofonik) ve vokal bir karaktere sahiptir. 

Dengbêjlik ve kılam özellikle Serhat bölgesinde Evdalê Zeynikê ile en özgün halini almış, buradan tüm Mezopotamya coğrafyasına yayılmıştır. Evdalê Zeynikê’den sonra gelen kuşak, o zamana kadar kılamları belli ezgilerle ve enstrümansız söyleyen dengbêjlerin aksine meyi de kullanmaya başladırlar. 

Dengbêj sözcüğünün kelime anlamı; deng ‘ses’, bêj‘söyle’dir Bu kelime, sözün ahenkle icra edilmesini sağlayan kişi anlamında kullanılmıştır.

 Dengbêjlerin tarihçi rolü olmasıyla beraber sözlü kültürün en büyük temsilcileridirler.

Dengbêjler hikâye anlatıcılığı, ses sanatçısı ya da halk ozanı olarak da biliniyor. Özelikle Cumhuriyet döneminde Kürt dilinin yasaklanmasıyla birlikte kırsal alanlarda dengbêjlik daha fazla rağbet görmeye başladı. Akşamları köy odalarında söylenen kılamlar, o dönem yaşanan acıların, sevinçlerin kahramanlıkların günümüze kadar gelmesini sağladı. İşte o acılar Kürtçe müziğin yasaklı olmasından kaynaklı, ev ortamlarında doldurulan kasetlerle elden ele dolaştı.

 

Dengbêjler farklı coğrafyalarda kendilerini göstermişlerdir. Serhat Bölgesi( Kars, Ardahan, Iğdır, Ağrı, Muş, Erzurum ve çevresi) dengbêjlerin ana üssü denilebilir.

Dünyada her kültürün çözülme ya da değişime uğraması kaçınılmazdır. Mezopotamya coğrafyası için de aynı şey geçerlidir. 20. Yüzyılın sonlarına kadar da Kürt toplumunda dengbêjler ön planda iken Kürt kültürünün farklı kültürlerden etkilenmesi sonucu homojen ve sentez bir sanat ortaya çıktı. Özellikle metropollere okumaya giden Kürt öğrenciler bu yeni sanatın temsilcileri oldu. Avrupa ya’ göç etmiş önemli Kürt aydınları ve sanatçılar da bu yeni akımdan etkilenmiştir. 

Kürt toplumunda önemli bir yere sahip olan Mıhemed Şêxo gibi bir sanatçıyı örnek alarak müziğini yapan Ciwan Haco daha sonra modern müziği de içselleştirerek yepyeni bir akım ortaya çıkardı. 

Modern müziğin, Kürt toplumun tüm alanlarına yayılırken batı müziği her alanda kendini göstermeye başladı. Bu süreç içerisinde dengbêjlik sekteye uğrayıp farklı müzik dalları ortaya çıktı. 1980’lere kadar süregelen sade dengbêjlik erimeye başlayıp yerini modern müziğe bıraktı.

Kürt müziğinin sade modernite üzerinde kurulu bu zamanları yaşarken bazı organizatörler ticaret amaçlı dengbêjliğe de el atmaya başladılar. Bu amaçla şehirlere, sözde kültürel etkinlikler için getirilen dengbêjler ayak uyduramayıp yok olma sürecine girdiler.

 Bunu engellemek amacıyla, Doğubayazıt’ta yapılmaya çalışılan bu etkinlik gibi Diyarbakır, Van, Batman, Mardin, Siirt, Şırnak ve Hakkâri başta olmak üzere bölge genelinde mala dengbêja (dengbêj evi) açıldı. 

Bu proje kapsamında, halkın tüm kesimi hem dengbêjleri dinleme imkânı buldu hem de ticaret dışı bir sanatın gelişmesine imkân sağlanmış oldu. 

Ayrıca başta TRT Kürdi kanalı olmak özere bazı Kürtçe kanlarda Dengbejler programı yaparak tekrar canlanmasına vesile oldular. Böylece Dengbejlık geleneği yok olmaktan kurtulmuştur.

 

Birkaç Dengbêj Portresi verelim.

EVDALE ZEYNİKE (1800-1913):

Evdale Zeynikê 1800'lerin başında Ağrı’nın Tutak ilçesinin Cemalwerdi köyünde doğmuştur. Mıstefayê Hesenê Sileman’ın oğlu olan Evdalê Zeynê’nin annesinin adı Zeynê’dir. 

 

Evdal, daha 3 yaşında iken babasını kaybetmiş ve annesi tarafından büyütülmüştür. Bu yüzden Evdale Zeyniké (Zeyne'nin oğlu) olarak tanınmıştır. 

 

 Evdal 30 yaşına kadar çiftçilikle uğraştığı için kılamlarla ilgi alakası olmamıştır. Otuz yaşında gördüğü bir rüyanın yorumundan sonra hastalanmış aylarca hasta yatağında kalkmamış ve gördüğü bu rüya üzerine kılam söylemeye başlamış ve Kürtler arasında efsaneleşmiş ve diğer dengbêjlerin örnek aldığı bir "okul ve ekol" olarak kabul edilmiştir.

 

"Kürtlerin Homeros'u" olarak anılan efsanevi bir dengbêj (ozan) ve destan anlatıcısıdır. Hayatı boyunca yaşadığı acıları, aşkları ve toplumsal olayları destansı bir dille seslendiren, Evdal, Şiir ve destanlarında yalın, derin ve etkileyici bir dil kullanmıştır.

 

 Evdalı Zeyniki, Kürt sözlü edebiyatının en önemli sanatçılarından biri olmuştur.. : 

 

Evdal’ın dizelerinde aşkın yakıcı özellikleri ile birlikte, hicvedici özelliklerini de bir arada görmek mümkündür. 

 

Evdal kendini klamlarında şöyle tanımlar: "Kuvi nin süvarisi, Temonun babası". Temo, Abdal'ın oğludur. Onu bir göç esnasında yol kenarında bir kundağın içinde bulurlar. Avdal onu diğer çocuklarından ayırmadığını göstermek için 'Temo’nun babası' ifadesini kullanır.

 

Ermeni asıllı Gulé ile evli olan ve yaşlandığında gözleri kör olan Evdal, kör gözlerle kanadı kırık bir turnaya kış boyunca bakar. Bunu uzun uzadıya stranlarında anlatır. Ve bir gün mucize gerçekleşir. Evdal’ın gözleri ile turnanın kanadı iyileşir.

 

Şahé Dengbéja diye anılan Evdal, Eleşkirt (Toprak kale) Beyi Sürmeli Mehmet Paşa’ya dengbéjlik yapar.

 

Surmeli Memed Paşa, Dogubayazıt'taki sarayin sahibi ünlü İshak Pasa'nın torunudur. 1865 yılında Osmanlı yönetimi Adana yöresindeki Kozanoğlu isyanını bastırmak üzere büyük bir askeri güç gönderirken, Sürmeli Memed Paşa'dan da destek istemiş.

 

 Paşa 400 süvarisiyle Kozan üzerine giderken Evdal'ı da beraberinde götürmüştür. 

 

Savaşın hemen ardından kolera hastalığı çıkmış. Osmanlı Ordusu'nun çok sayıdaki askeriyle birlikte Memed Paşa'nın 300'den fazla süvarisi da hayatını kayıp etmiştır.

 

  Kozanda, birbirlerinden habersiz olarak karşılaşan büyük Kürt ozanı Evdal ile ünlü Türk ozanı Dadaloğlu bu trajik olayı destanlaştırmışlar.

 

 Kozan isyanı sonrası Sürmeli Mehmet Paşa ve adamlarının da çoğu havaya dayanamayıp hastalanırlar. Sıcak ve sıtma derken başta Sürmeli Mehmet  Paşa olmak üzere birçoğu hayatını kayıp eder. 

 

Bu afet sonucu geriye kalanlar tek başlarına serhat yöresine dönerler. Evdalê Zeynikê de yalnız başına dönenler arasındadır. Kozan’a giden 400 kişiden 50 kişi sağ olarak dönmüştür. 

 

Aradan bunca zaman geçmiş olmasına rağmen, Evdalê Zeynike'nin Kürçte Kozan Destanı (Wey Xozane) bugün halk arasında ve dengbejlerın dilinde hala canlılığını koruyor.

 

Kendinden sonraki dengbejlerine ilham kaynağı olan Evdal 1913 yılında 113 yaşında hakkın rahmetine kavuşmuştur. Evdal’ın mezarı Ağrı’nın Tutak ilçesinde Mollahasan köyündedir. Cenabı Hak Rahmet eylesin.

 

AYŞE ŞAN (1938-1996):

 

Kasım 1938 tarihinde Diyarbakır’da dünyaya gelen Eyşe Şan; Eyşana Kurd, Eyşe Xan, Eyşana Osman, Eyşana Êlî olarak da bilinir. Müzikte “Taçsız Kraliçe” unvanıyla tanınır. Anne ve baba tarafı tanınmış ve varlıklı ailelerdendir. 1963 yılında ekonomik sıkıntılar nedeniyle sanatın merkezi olarak gördüğü İstanbul’un yolunu tutar. İstanbul’da Kürtçe ve Türkçe konserler verir. ‘Ez Xezalım’ adlı parçasıyla ünlenir, 

 

ŞAKRO (…-1996):

Evdalê Zeynikê’den sonra en çok tanınan dengbêj. Kürtler arasında güzel sesinden dolayı ‘Kewê Ribat’ ve ‘Şahê Dengbêjan’ olarak anılan Şakiro (Şakir Deniz) kendisi gibi usta bir dengbêj olan ‘Resoyê Gopala’nın öğrencilerindendir. ‘Şakirê Mezin’ ya da ‘Şakirê Bedih’ adıyla da tanınır. Her ne kadar Erzurum Karayazılı olarak bilinse de, aslen Ağrı nın Navik köyündendir. 1959 yılında ailesi topluca Adana’ya sürgün olarak gönderildiğinde genç bir delikanlıdır. 1959-1966 yılları arasında toplam 7 yıllık sürgün hayatından sonra 1966 yılında Muş’a dönen aile, 2 sene sonra yani 1968 yılında Erzurum Karayazıya yerleşir. Günlerce durmaksızın kılam söylemesiyle nam salan en büyük Kürt dengbêjlerinden birisidir.

 

RESOYE GOPALA

Resoyê Gopala da diğer bütün dengbêjler gibi ekonomik sıkıntılara boyun eğmiş, hayatının son demlerinde Türkiye metropollerinde, Denizli ve Manisa gibi şehirlerde açlık ve sefalet işinde yaşadı. Buralarda ölmek istemez, köyü Gopala’ya döner 3 yıl sonra da bu köyde hayata gözlerini yumar. 

 

 

 

M. METİN BARLIK

 

M. Metin BARLIK 1964 yılında Van’ın Saray ilçesinin Sırımlı köyünde doğdu. İlköğrenimini Sırımlı köyünde, orta ve lise öğrenimini Van’ın Özalp ilçesinde tamamladı. 1985 yılı Haziran ayında Konya Selçuk Üniversitesi, Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği Bölümünden mezun oldu. 1985 yılı Ekim ayında, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörlüğünde okutman olarak göreve başladı. Askerlik görevini 1989–1990 yılları arasında, Çankırı Astsubay Hazırlama Okulunda İngilizce öğretmeni olarak tamamladı. 1991 yılında, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde araştırma görevlisi kadrosuna geçti. Yüksek Lisans ve Doktorayı, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde tamamladı. Halen Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. 

 

MIHEMEDE AGİRİ:

Dengbêj Mıhemedê Agirî, Kürt sözlü edebiyatının ve dengbêjlik geleneğinin günümüzdeki saygın temsilcilerinden biridir. 

Aslen Ağrılı olan sanatçı, yüzyıllardır süregelen aşkı, acıyı ve tarihi olayları kendine özgü güçlü sesiyle ve geleneksel uzun havalarla (kılam) gelecek nesillere aktarmaktadır. 

 Mıhemedê Agirî, adını aldığı Ağrı (Agirî) ve Serhat bölgesinin kültürel ve tarihi dokusunu icralarında yaşatır. Ağrı'nın zengin dengbêjlik mirasını geleneksel motiflerle harmanlayarak divanlarda ve çeşitli mecralarda seslendirir.

 

 Geleneksel klamların yanı sıra Xezal Dîne, Bêrîvanê, Gula Berxefaye ve Dilberê gibi dilden dile dolaşan birçok önemli eseri yorumlamıştır.

 

 Günümüzde usta sanatçıların izinden giderek kahvehanelerden yerel televizyon programlarına kadar pek çok alanda sahne alır. Ayrıca TRT Kürdi kanalında Dengbeşler programında önemli bir tutar. Eserleri dijital müzik platformlarında da dinleyicilerle buluşmaktadır

 

                 SEYİTHAN KAYA’’

  • Çarşamba 24.7 ° / 10 ° Güneşli
  • Perşembe 26 ° / 10.1 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
  • Cuma 27.2 ° / 9.5 ° Güneşli

Ağrı

17.06.2026

  • İMSAK 02:37
  • GÜNEŞ 04:32
  • ÖĞLE 12:14
  • İKİNDİ 16:11
  • AKŞAM 19:45
  • YATSI 21:31