İnsanlık tarihinin ve ilahi dinlerin en büyük efsanelerinden biri olan Hz. Nuh ve küresel Tufan felaketi, arkeologların, jeologların ve teologların odak noktası olmaya devam etmektedir. Büyük felaketin ardından insanlığın ikinci doğuşuna tanıklık eden efsanevi geminin izleri, asırlardır Anadolu coğrafyasının zirvelerinde aranmaktadır. Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesi sınırları içerisinde yer alan ve havadan bakıldığında devasa bir gemi siluetini açıkça sergileyen Durupınar Formasyonu, bu konudaki tartışmaların merkezinde durmaktadır. Bölgede yürütülen yeni nesil bilimsel saha çalışmaları ve jeofizik taramaları dev heyecanı yeniden tırmandırırken, geminin kesin konumu hakkındaki tartışmalar güncelliğini korumaktadır.

Ağrı'daki İddia ve Durupınar Formasyonu'ndaki Bilimsel İncelemeler

Ağrı Dağı Milli Parkı sınırları dâhilinde, Doğubayazıt ilçesine bağlı Telçeker ile Üzengili köyleri arasındaki arazide yükselen Durupınar Formasyonu, doğal kütle yapısıyla devasa bir gemi pruvasını andırmaktadır. Doğal kütlenin biçimsel olarak insanoğlunun zihnindeki gemi formuna tam uyum sağlaması, onlarca yıldır alanın Hz. Nuh'un Gemisi'nin kalıntısı olduğu yönündeki iddiaları güçlü kılmaktadır.

Son dönemde Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi ile İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) akademisyenlerinin öncülüğünde kurulan disiplinler arası uzman ekipler, alanda en gelişmiş zemin altı radar (GPR) taramaları ve toprak numune analizleri gerçekleştirmektedir. Laboratuvarlarda incelenen toprak katmanlarında tespiti yapılan bazı organik ve jeokimyasal anomalilerin, milattan önce 3000 ile 5500 yılları arasına, yani arkeolojik ve tarihi tahminlerde Tufan dönemine denk gelen çağlara ait olabileceği öne sürülmektedir.

Bölgede yapılan jeofizik ölçümlerde zemin altında gemi kaburgasını andıran geometrik boşlukların ve düzgün hatların tespiti, bilimsel heyecanı ikiye katlamaktadır. Ancak konunun uluslararası bilim dünyasında tam tescil alabilmesi adına daha derin arkeolojik kazıların ve karbon-14 yaşlandırma testlerinin sürdürülmesi gerektiği belirtilmektedir.

Kutsal Kitaplardaki Farklı Rivayetler ve Coğrafi Konumlar

Nuh Tufanı ve geminin karaya oturduğu zirve konusunda semavi dinlerin kutsal metinlerinde farklı coğrafi işaretler bulunmaktadır. Tevrat'ta yer alan ifadelere göre Tufan sularının çekilmesinin ardından geminin "Ararat Dağları" üzerine oturduğu açıkça beyan edilmektedir. Batı dünyasında ve Hristiyanlık literatüründe Ağrı ve çevresinin "Ararat" olarak anılmasının temelinde bu kutsal metin referansı yatmaktadır.

İslam âleminin rehberi olan Kuran-ı Kerim'de ise Hud Suresi'nin 44. ayet-i kerimesinde geminin Tufan sonunda "Cûdî Dağı" üzerine oturduğu bildirilmektedir. Cûdî Dağı ise Güneydoğu Anadolu Bölgesi sınırları içerisinde, Şırnak ili civarında konumlanmaktadır. Bu metinsel farklılık, araştırmacıların ve din tarihçilerinin konumu hem Ağrı havzasında hem de Şırnak Cûdî hattında eş zamanlı aramalarına neden olmaktadır.

İlahiyatçılar ve tarihçiler, "Cûdî" kelimesinin Arapça anlamı itibarıyla "yüksek ve cömert yer" anlamına da gelebileceğini, bu sebeple bölgesel bir dağ isminden ziyade yüksek bir rakımı işaret ediyor olabileceğini de akademide tartışmaktadır.

Jeolojik Bir Oluşum mu Yoksa Tarihi Bir Gemi Kalıntısı mı?

Akademik camia ve yer bilimciler Durupınar Formasyonu konusuna iki temel hipotez üzerinden yaklaşmaktadır. Bir kısım jeolog, bu yapının bölgede geçmişte meydana gelen devasa bir kütle kayması veya heyelan sonucunda akışkan çamurun sertleşmesiyle doğal olarak oluşmuş bir kireç taşı formasyonu olduğunu savunmaktadır.

Diğer tarafta yer alan araştırmacılar ve arkeologlar ise yapının simetrik oranlarının, fosilleşmiş ahşap izlerinin ve zemin altı radar görüntülerinde ortaya çıkan odacıklı yapıların sıradan bir heyelanla açıklanamayacak derecede insan yapımı unsurlar içerdiğini ileri sürmektedir.

Peygamber Efendimizin En Sevdiği Çorba Hangisi?
Peygamber Efendimizin En Sevdiği Çorba Hangisi?
İçeriği Görüntüle

Yerli ve yabancı bilim insanlarının Durupınar Formasyonu üzerindeki multidisipliner çalışmaları aralıksız devam etse de, alanın milyonlarca yıllık jeolojik bir doğa olayı mı yoksa insanlık tarihini değiştirecek Hz. Nuh'un Gemisi'nin somut kalıntısı mı olduğu henüz %100 kesinlikle kanıtlanabilmiş değildir.

Kaynak: Haber Merkezi