Tarih: 12.04.2013 13:46

VEKİLLER-SEÇİLMİŞLER VE AĞRININ GERİ KALMIŞLIĞI

Facebook Twitter Linked-in

NEZİR ÇELİK YAZIYOR Çünkü insanlar öteden beri alışık oldukları uygulamalardan bir anda vazgeçemiyorlar. Bu uygulamaların yanlışlığını iddia etmek bile onlara zor geliyor. Bu itibarla Ağrı?da vatandaşların bölge milletvekilleri aracılığı ile işlerini takip etmeleri, öteden beri bir gelenek haline gelmiştir. Çünkü mahallinde işler yürümediği için bu yöntem mutat bir hale getirilmiştir. Öyle ki yetkililer de bu yöntemi istiyor gibi. Çoğu zaman ?bu iş bizi aşıyor. Milletvekiliniz bir telefon etsin? diye bazı vatandaşları uyardıkları da oluyor. Diğer bir anlatımla başarısız bazı yerel yetkililer insanları bu yola adeta teşvik ediyor, milletvekili aradığı halde ise yinede vatandaşın işi hal olmuyor. Yine bu güne kadarki uygulamalarda bir vilayetin iktidardaki siyasi partiyi yoğun bir şekilde desteklemesi ve tüm milletvekillerin bu partiden seçilmiş olması, o bölgeye daha çok yatırım yapılmasını gerektirmiştir. Böyle bir sonuç öteden beri hep bu şekilde karşılık gördüğü için, toplum içinde siyasi bir gelenek haline gelmiştir. AĞRI?NIN GERİ KALMIŞLIĞI Türkiye?nin en geri kalmış vilayetinin Ağrı olduğu artık her kes tarafından biliniyor. Başka bir anlatımla vilayetimiz Ağrı, ekonomik ve sosyal yönden 81 il içinde sondan birincidir. Dolayısıyla bireysel olarak da Ağrı?lılar emsallerine göre geri kalmışlardır. Bunu böyle kabul etmemiz gerekir. Aslında ekonomik göstergelere bakmadan da Ağrı?nın geri kalmışlığını görmek ve anlamak her zaman mümkündür. İnsan Ağrı dışına çıktığında bu durumu hemen fark ediyor. Yol güzergâhındaki Erzurum, Erzincan, Sivas, Yozgat gibi illerde var olan birçok şeyin Ağrı?da olmadığı hemen anlaşılıyor. Diğer illerle mukayese yapıldığında, bu durum bile Ağrı?da bir acil eylem planının uygulanması gerekiyor. Çünkü Ağrı gerçekten çok zor durumda. Ağrı fakirleştikçe doğal olarak Ağrı?lılar da etkisizleşiyor ve saygınlıkları kalmıyor. Dolayısıyla Ağrı?nın karar otoriteleri de başarılı olamıyorlar. Bunun örneklerini görüyoruz. Ağrı milletvekilleri ne, TBMM?de ne de hükümet nezdinde etkin değiller, dolayısıyla sözleri geçmiyor. Çünkü temsil ettikleri halkın ekonomik ve sosyal gücü düşüktür de ondan. Oysaki Ağrı siyasetten tercihini AKP?den yana kullanmıştı. Bölgedeki belediye başkanları da, rutin hizmetler dışında her hangi bir faaliyet göstermedikleri için onların da devlet ya da hükümet nezdinde kayda değer itibarları yoktur. Ağrı bölgesindeki siyasi partilerin il ve ilçe başkanları da Ağrı?ya paralel bir görüntü sergiledikleri için onların da unvanları dışında bir etkinlikleri yoktur. Başkanlar sembolik, partiler tabela partisi. Çünkü hiçbir il ya da ilçe başkanı her hangi bir proje üretmemiş, Ağrı?nın kalkınması için bir görüş ve öneri ortaya koymamıştır. Yerel meclis olarak takdim edilen İl Genel Meclisi daha çok formalite işlemler ile uğraşıyor. İl Genel Meclisi üyeleri Ağrı?nın kalkınmasına yönelik projelerle kafa yoracaklarına daha çok bireysel konulara mesai harcıyorlar. Belediye meclisleri ise, başkanın çağrısı üzerine toplanan daha çok başkanların talepleri doğrultusunda karar veriyorlar. Ağrı bölgesindeki belediye meclisleri kent konseylerinden gelen önerileri bile, başkan önermedikçe nazara almıyorlar. Ağrı?daki il müdürleri de Ağrı?ya çok çabuk adapte oluyorlar. Bakanlıkların il temsilcileri sadece bürokratik işlerle ilgilenmekte, görev alanları ile alakalı olarak her hangi bir proje üzerinde çalıştıkları söylenemez. Ağrı?daki basın mensupları da bu geri kalmışlığın bir parçası. Ağrı?nın sorun ve sıkıntılarına dikkat çekeceklerine, sadece resmi açıklamalar doğrultusunda haber yapıyorlar. Ağrı?daki mesleki kuruluşlar ise sadece yasa gereği varlıklarını sürdürüyorlar. Odaların temsilcileri bürokrattan daha çok bürokrattırlar. Bölgenin ekonomik faaliyetlerinin yükseltilmesi için fazla bir dertleri yoktur. Yine Ağrı?daki dernek ve vakıf gibi sivil toplum kuruluşlarının da amaçları doğrultusunda Hizmet yaptıkları söylenemez. Ağrı?nın geri kalmışlığında her kesimin payı vardır. Unutulmaması gerekir ki Ağrı?nın ekonomik ve sosyal kapasitesi, yöneticilerin itibar ve saygınlığı için de gereklidir.


Orjinal Habere Git
— HABER SONU —