Tarih: 09.05.2015 08:50

Sırrı Sakık: Bu topraklarda silahlar susmalıdır

Facebook Twitter Linked-in

Ağrı Belediye Başkanı Sırrı Sakık, "Buralarda bu iklimde sermayenin yaşama imkanı yoktur. Bu topraklara barış gelmediği müddetçe. Bu topraklarda silah susmadığı müddetçe buraların yoksulluğu daima devam edecektir. Bunun için hepimizin en büyük projemiz barış projesidir" dedi.

TÜRKONFED`in Hollanda Büyükelçiliği işbirliğiyle gerçekleştirdiği ``Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi`nde Girişimciler İçin Kurumsal Sosyal Sorumluluk Projesi`` kapsamında, Ağrı`daki bir Otelde düzenlenen toplantıda konuşan Ağrı Belediye Başkanı Sırrı Sakık "Bu topraklarda silahlar susmalıdır. Silahlar gömülmelidir. Herkes diliyle, kimliğiyle, kültürüyle kendisini ifade edebilmelidir. Hepimizi tek kimliğe hapsetmeye kimsenin hakkının olmadığını, hiçbir devletin hiçbir ceberut yapının böyle bir hakkının olmadığını yani tanrı bizi yaratırken sen Türk, Kürt, Laz, Çerkez diye yaratmadı. Yaratırken herkesin dili kimliği ve kültürü vardır. Bu bir lütuf olmadığını bu topraklarda uzun mücadele ve kavga bizi bu noktaya getirdi. Artık birbirimizi kabullenme dönemi ve süreci yaşıyoruz.

Buralarda demokratik siyaset hayat bulsun, kan ve gözyaşı olmasın, buralarda bir arada yaşayabilmenin kültürünü daha da çok geliştirelim. Ortak bir vatanda herkes kendi dili, kimliği ve kültürüyle hayat bulsun. Devlet buralara acımasız yani politikalarla çok acımasız yıllar yaşatmış. Bu topraklarda yaşaya bilmenin bedelini çok ağır ödemşiz. Hepimiz bütün kimlikler bir teklik adına hepimize çok acılar yaşatmış. Bu topraklarda Pozitif bir ayrımcılığa ihtiyaç vardır.

Ama ne yazık ki hala devletimiz bu ayrımcı politikalarından vazgeçmiyor. Buralarda insanların geçim derdi varsa ve buralardan küçücük şeyler yapılıyorsa bunlara karşı acımasız politikalar işte o zamançare yoksa dağ çare oluyor, silah çare oluyor. Devletin biran önce bu politikalarından vazgeçmesi lazım. Orada bir gümrük kapımız var. 18 kalemlik bir ithal ürünümüz var. Merkezi hükümet alıyor bunları bir başka yere gönderiyor. Dün başbakan o müjdeyi veriyor. Kardeşim Niye aldın niye müjde veriyorsun. Bu insanları niye Karadeniz'e mahkûm ediyorsunuz. Burada niye ayrımcı politika yapıyorsunuz.

İşte bizim hepimiz ben bunu sadece ideolojik bir pencereden söylemiyorum. Aman aman yanlış anlamayın. Bütünlük içerisinde bunun içinde AKP'lisi, HUDA-PAR'lısı, CHP'lisi hepimiz hep birlikte sesimizi yükseltmeliyiz. Eğer bunu yapabilirsek bu topraklara bir hayat sunabiliriz. Buralarda hayat yok. Hayat olmayınca insanlar çare yoksa bir başka alanlarda çere ararlar ve oralara doğru hareket ederler. Ağrımızda da böyle ciddi bir sıkıntı var. Birçok mahallemizde gidin sadece antenleri Alınbir kenara koyun orada ortaçağ yaşanıyor. Büyük bir felaket var, açlık, sefalet var. Yani biz bunları görmemiştik.

Ağrı merkezde birçok mahallemizde durumumuz budur. Sabah belediyeye gidiyorum gelenlerin yüzde 95'i ev, çatı, maaş istiyor. Yoksul, perişan ve eğer sosyal bir devletten bahsediyorsak devlet bunları yapmak zorunda. Devlet sadece buralarda baskı uygulayarak varlığını sürdüremez. Sosyal bir devlet halkını koruyup kollamak zorundadır. Hepimizin mücadelesi de budur.

Eğer 1920'lerdeki 1921'lerdeki anayasa hayat bulmuş olsaydı bugün bu dağlarda kavgada olmayacaktı. Mustafa Kemal'in o tarihlerde seslendirdiği bu topraklar Kürtlerin ve Türklerin anayurdudur sözü hayat bulsaydı kürsüden seslendirdiği Lazistan Milletvekili, Kürdistan milletvekili, Türkiye Milletvekili sözü eğer hayat bulmuş olsaydı bugün bu kavga olmazdı. Düşünün bir ülke 100 yıl önce ki bir anayasa için kavga ediyor.

Bugün herkesin başına yemin ettiği Mustafa Kemal'in eğer bunları seslendirdiği ve sonra 1924'lerde ret edildiyse işte bizim hiç sağa sola gitmemize gerek yok. O kurtuluş savaşının ruhuyla çünkü Çanakkale'ye gittiğinizde görüyorsunuz ki Ağrı'dan da, Muş'tan da, Tekirdağ'dan da giden var. Omuz omuza giderken oralara o topraklara bir daha geri dönmemek üzere gömüldüler.

Bize öylesi bir vatan bıraktılar ki bizde buralarda bu vatanı büyüttük. Ama hala biz ortaçağı yaşıyorsak dil ve kültürden dolayı bir birimizi yok hükmünde sayıyorsak valla bu bizim kusurumuz ve bizim günahımızdır. Biz bir birlik oluşturabiliriz yani siyasetin dışında bir kenetleneme oluşturabilirsek hem barış açısından hem de Ağrı açısından ben umutluyum. Sayın valimizle de zaman zaman talihsiz şeyler yaşıyoruz kent olarak. İnşallah bunları hep birlikte aşacağız. Kentin bu konuda bir birine kenetlenmesi gerektiğini işte Sivil Toplum Örgütleri'nin bizim Türkiye'de çok etkin olan kuruluşlarımızın da yönlerini bu tarafa doğru yönlendirmeleri gerekir. (AA)

/resimler/2015-5/9/0852109379660.jpg

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —