PİRAMİTLER, PERİ BACALARI VE NUH'UN GEMİSİNE DAİR ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

PİRAMİTLER, PERİ BACALARI VE NUH

OLUŞUMLAR VE YAPILAR, YARAYACAKLARI İŞE GÖRE ŞEKİL VE ÖZELLİĞİNDE OLURLAR.

Tüm canlılarda ve insan eliyle yapılan ürünlerde bunu görmek mümkündür. 

İnsan, bir eşya ve alet üretmeden önce, o ürünün göreceği işi esas alır. 

Anlaşılan durum, tabii varlıklar oluşmadan önce, o varlıkların yapacakları işlerin söz konusu olduğudur.

BİR İŞİN YAPILMA İHTİYACININ DOĞUŞU, O İŞİ YAPMAYA UYGUN OLACAK OLAN VARLIĞIN DOĞUŞUNA SEBEPTİR 

Coğrafya dahil üzerindeki akarsu, bitki ve diğer canlı türleri ortaya çıkmadan önce, görülecek işin yaşam olarak esas alındığı bellidir. Kulağın sesi esas aldığı gibi.

SİSTEMLERİN BİLİNCE DAYALI BOYUTU

Dünya, bebek misali rahimde oluşum sürecindeyken, yaşam gezegeni olacağını bilmeden, netice amaçlı sistemli etkenler vasıtasıyla yaşam gezegeni olarak hal almıştır.

Dünya ile bebek arasında başlangıçtan sonuca kadar benzerlikler vardır. Yaşam için gereken ne varsa her ikisinde de mevcuttur. 

Şahitliğimizden dolayı, bebekte bir organ henüz çıkmadan o organın nedenselliğine dair cevabımız önceden hazırdır. Eğerki, yaşamsal başka dünyalarında oluşumlarına şahitliğimiz olabilseydi, onlarında henüz oluşmamış fakat oluşması beklenecek organları ve sistemlerine dair nedensellik cevaplarımız da önceden hazır olacaktı. 

OKUYUCU ŞUURUN VARLIĞI İLE MADDESEL ÇEŞİTLİLİK ZENGİNLİĞİNİN VARLIĞI, TEKNOLOJİNİN ÖNCEDEN ESAS ALINDIĞINI GÖSTERİR. Teknolojinin anası biyoloji olması, bunu destekler. İnsan biyolojik bir varlık ve teknolojide bu biyolojiyle ortaya çıkmıştır.

DOĞURGAN HALKALAR SIRALAMASI: güneş sistemi, yaşam dünyası, biyoloji ve teknoloji. 

Teknoloji halkasının ne tür halka doğuracağını henüz bilmiyoruz. 

Eğerki, teknoloji halkasını bilince mal ediyorsak, diğer halkalarıda bilince mal etmemek mümkün görünmüyor. 

Sarımsak kokan ağız sarımsak tatmıştır. Yanık bir şey yanmıştır 

Bir şeyin kabulü için illede her boyutuna şahit olmak gerekmez.

PERİ BACALARI NASIL OLUŞTU?

Öncelikle ham madde olarak yumuşak bir katman lazım. Bu katman, ateş vasıtasıyla kül olarak ortaya çıkıp kum çölü gibi tepeli eğimli hale gelecek. Bu kül çölü, bir miktar yağmur ve basınçtan dolayı kek kıvamında ıslak ve kevrek şekilde biraz daha katı tabakaya dönüşecektir. Yanardağ, bağırsaklarındaki son taş kalıntılarını kül tabakasının üstüne kusacaktır. 

Taşlar, hem ağırlık hemde belli miktar yukarıdan düşme sonucu altındaki tabakayı sıkıştırıp birer kerpiç sertliği oluşturacaktır. 

Yağmur, rüzgar ve basınç, zamanla kevrek tabakayı hem aşağı doğru sıkıştırıp indiricek, hemde sürükleyip götürecektir. Taşların atında oluşmuş olan kerpiç sertliğindeki kısım, etrafına göre çok daha ağır ve çok daha sert haldedir. Emici zeminden dolayı yıkıcı seller değil, traş edici ölçekte seller oluşur. Daha yavaş akıntısı olan seller, tarihi eserleri ortaya çıkarma hassasiyetine benzer halde olur. 

Uzun süreçli ve uygun dozdaki aşındırma işlemi, üzerinde taş bulunan kerpiçleşmiş kısımları pek fazla etkilemiyecek. Bundan dolayı yumuşak kısımlar kolayca giderken, sert kısımlar kalacak. Sert kısımlar taşlarla baskılanmış kısımlar olduğundan, onlarla birlikte üzerlerindeki taşlarda kalmış olacaklar. Sonuç olarak etrafı temizlenen baskılı kısım, yerden yukarıya üzerinde taş duran bir çıkıntı görüntüsü olarak kalacaktır.

Bu şekiller, taş üstüne taş koyma ilhamı olarak, insan bilincine ekilen yüksek binaların tohumu gibi durmaktalar. 

Daha farklı buluşlara yol açıcı uçan kuş ve yüzen ördek gibi değişik tohumsal ilhami görseller ve olaylar da mevcuttur.

Bacaları periler yaptıysa, yine eldeki malzeme ve tabiat kanunlarıyla aynı işlemlerle yaparlar ancak, bu durum, diğer tabiat olaylarınıda perilere bağlar. Bunun çözümü, olayların sebepler zincirinde ilerlemekte yatar.

İNŞA İŞLERİNDE İNSAN KONUMU

Ateş, su, hava, taş, toprak, ağaç ve bitkilerin kullanımlık eşya olduklarını fark ettiren görseller ve olaylar, örneksel birer ipuçları olmuşlardır. 

Yani buluş ve icatların başlangıç düğmeleri hep dışarıdandır. Malzemeler, örnekler ve oluşum kanunu, insani iradenin dışında olunca, yapım işlerinde insan,

işin küçük yüzdesel bir kısımında kalmaktadır. 

ŞAHİTLİĞİMİZ DIŞINDA KALAN İNANÇSAL KISIMDA, KONUM GERÇEKLİĞİNE GÖRE KENDİSİNİ FAZLACA PAYİDAR GÖRME AYARSIZLIĞI 

Uyarıcı ve ayarcılar, büyük güçlerle değil, kendi zamanındaki özelliklerin bir adım önde oluşlarıyla çıkagelmişlerdir. İnsan, irade sahibi oluşundan dolayı, zor güç ile iradeyi anlamsız kılma şeklinde değil, öğreti uyarı ve ikna metodlarıyla hakikat yolunu göstermek olmalıki, iradenin veriliş anlamını bozmadan kendisi hakikat yoluna gelsin.

Yücelerin yücesi tarafından zor güç ile döndürelecek olan insan, kendi iradesiyle dönmediği için var ediciyi yok sayıcı duruşu devam edeceğinden, kendisine verilen iradeyi anlamsızlaştırıcı, güvensiz, sevgisiz saygısız ve sürekli zor güce gereklilik duydurtan bir duruma sebep olması, üzerine var edildiği anlamı yok edeceğinden, beraberinde kendisininde yok edilme yada sıkıntı ile ayarını düzeltirme gereğinide duydurtmuş oluyor. Bundan dolayı ikna ve ayar metodu, ayardan çıkmış insan için yardım anlamında olmaktadır. 

Babanın önce söz sonra tepki metodu, yüceler yücesinden yüklenen sıfatlardan dolayı aynı metodlardır. Gerçekte küçük kısım olupta büyüklük taslayanlardan  Yusuf'unu dinleyen kurtuldu, Musa'sını dinlemeyen helak oldu. 

Ayarsızlığa ayar işi, yaradılış bilincinin gereklerindendir. Küçük çember olan aile dışındaki toplumsal büyük çemberin labirentinden çıkış için sözler, bir bilenden duyma şeklindedir. Dahada geniş ve görünmez aleme kadar taşabilen en kapsayıcı çemberin labirentine dair çıkış yolu sözleri, peygamberlerden duyma şeklindedir.

PEYGAMBERLERİ AŞAN İFADELER, MERKEZ BİLİNÇ TARAFINDAN VARLIKLARI VE OLAYLARI İFADE OLARAK KULLANMA ŞEKLİNDEDİR.

Vücudun her bir parçasının bir ifade olduğu gibi, olaylar, oluşumlar ve şekillerde de ifadeler vardır. İfadesi olmayan hiç bir varlık yoktur. Anlamanın yolu, nedeninden nasılına kadar doğru okuyabilmektir. 

NUH'UN GEMİSİNİN İZ'İ NEDEN OLUŞTU? 

NUH PEYGAMBERİN OLAYI, BÜTÜN İNSANLIĞA VE ZAMANA HİTAPLI OLAYLARDANDIR. Böyle olayların ifadeleri, geleceklerin geleceğine uzanan ifadeler olacağı için kapsayıcılığı, zamansal boyutuyla uyumlu olmalıdır. 

Nuh peygamberine dair olaysal ifadenin zamansal boyutu, geminin izidir ki, o kapsayıcı ifade bu zamanı ve gelecek zamanıda kapsama alanına almaktadır. 

PİRAMİTLER, PERİ BACALARI VE GEMİ İZİ, GENEL'E YÖNELİK İFADELERİ GELECEK ZAMANA ULAŞTIRMA ARAÇLARIDIRLAR. Canlı bir gezegenin şuurlu/okuyucu varlıkları olduysa, onlar için okunacak görsellerin olması da en büyük olasılıktır. Nedensellik, bu doğrultuda özünü hisettirmekle, yaradılışın toptan olarak sadece inançsal değil, bilimsel şahitlikler boyutlu olduğunuda beyan eder. 

Bir atomun bir atoma, "bizimle irtibatlı ancak görüş kapasitemize sığmayan bir varlık var ve bizlerde bu varlığın paraçalarıyız" demesi halinde, bunu ancak atom boyutlu örneklerle izah edebilir. 

NUH'UN GEMİSİNİN İZ'İ NEDEN OLUŞTU? 

Bilgi, gelişen bir şey olduğu için bilgi çağı diye bir çağ olacak ve bu çağdakiler bir görseli, "sivri sinek saz" misali bir kitap mahiyetinde okuyabilecek dereceye vardıklarında GEMİ İZİ, "ANLAYANA SİVRİ SİNEK SAZ" ANLAMINDA BİR KİTAP OLACAKTIR. Sel sularıyla iz kalmayabilirdi Fakat, söylentilere küçük bir destek lazımdı. Gemiye dair iz tam net de olabilirdi fakat, netlikler, düşünmeyi kısıtlayacacağından muğlak olması gerekir ki düşünce çarkını döndürebilsin, ki bu çarkın görmesi gereken daha çok işler olacaktır

Fazlaca açık deliller, iradenin veriliş anlamına uymaz. 

Bebeğin kendi ayağıyla yürüyebilmesi için, kucakta değil yerde olması gerekir. İnsanın inşacı bir mahlukat olabilmesi için, kendi aklına dönük olması gerekir. 

Fazlaca açık deliller, inadı yüksek, bilgi birikimi düşük olan özürlüye uyar. 

Cahil çağ'a açık mucize gerekirken, akil çağ'a küçük bir ifade yeterlidir. İfadeleri okuma devrinde peygamberliğe ihtiyaç kalmaz. Gereken bilgi belge varlığın içinde vardır.

Devam edecek



Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor