OLUMSUZ SAĞLIK HİZMETİ VE ECZANELERDE ALINAN KATKI PAYI

OLUMSUZ SAĞLIK HİZMETİ VE ECZANELERDE ALINAN KATKI PAYI

Sadece bize sitemlerini ve şikayetini korkarak bildiriyorlar.

Türkiye’de sağlık hizmetleri ücretsiz deniliyor ancak günümüzde uygulamada hiç de öyle değil.

En basitinden, bir sağlık ocağı yani halk sağlığı merkezine bile gidip muayene olup eczaneye ilaçları almaya gittiğinizde ilaç farkının yanı sıra muayene ücreti de tahsil ediliyor.

Araştırma hastaneleri ve semt polikliniklerinde de durum aynı.

Özel hastaneler, poliklinikler ve tıp merkezlerinde ise sosyal güvencesi hiç olmayandan tam ücret, olandan ise katkı payı alınıyor.

Katkı payları da öyle böyle değil yani.

Hastaneye ayak bastığından itibaren uğrayacağınız her serviste fark adı altında para alınıyor.

Yatak ücreti ise gecelik 250 liradan başlıyor, 1000 lirayı geçiyor.

Özel oda denilen bölümde ise sadece yatak parası Bin lira ile Bin beş yüz lira arası.

Mübarek sanırsın özel hastane değil, 5 yıldızlı otel.

Tabi devletin ödediği katkı parası da buna dahil değil.

Mesela Sağlık Bakanlığına göre ücretsiz olan acil servislerde bile bir yolu bulunarak işin içine mutlaka katkı payı dahil ediliyor.

Bir hastaneden bir hastaneye acil sevk esnasında bile ambulans parası alınıyor.

Yine bakanlığa göre özel hastanelerde ücretsiz olan coronavirüsü testi bile özel hastanelerde 90 lira karşılığında yapılıyor ve hatta birçok hastanede hastalar istememesine rağmen doktorlar bu testi istiyor.

Ama Sağlık Bakanlığı ısrarla halen birçok hizmetin ücretsiz olduğunu açıklıyor.

Hastaneler ise katkı payı adı altında ücret almayı sürdürüyor.

Güya ilaç sa sosyal güvencesi olan ve olmayan mağdurlar için ücretsiz ancak onun da katkı payı var.

Hatta bazı ilaçlara da ‘devlet katkı payı ödemiyor’ denilerek tam ücret alınıyor.

Ücretsiz sağlık hizmetlerin denetlenmesine yönelik sistem ise tam olarak işlemiyor.

Hastane ve eczanelerin usulsüz işlemlerine yönelik cezalar ağır ancak sistem sağlıklı işlemediği için yaptıkları yanlarına kâr kalıyor.

Bir de hem ilaçta hem muayenede fark ne kadar, katkı payı ne kadar alınması gerekir, kesinlikle hasta ve yakınlarına buna ilişkin hiçbir bilgi, makbuz ve belge verilmiyor.

Hasta tedavi esnasında alınan ücreti neye ve neden verdiğini bilmiyor yani.

Vatandaş hakkını aramaktan korkar olmuş.

Sadece bize sitemlerini ve şikayetini korkarak bildiriyorlar.

Biri, sosyal güvencem var, ‘Hastaneye ayak bastım 500 liram gitti’ diyor.

Diğeri ‘kanser hastasından tedavi parası alınmıyor ama hastanede 5 gün yatılı tedavi gördüğüm oda özel olduğu için her gece için bin lira tedavi ücreti ödedim’ diyor.

Başka biri ‘hastamı karın ağrısı şüphesi ile hastaneye getirdim benden koronavirsüs testi talep ettiler sadece bunun için 90 lira ödemek zorunda kaldım’ diyor.

Tabi şikâyetler bunlarla bitmiyor.

Mesela, hastanız ameliyat olacak veya doğum yapacak,  önce ‘farkı ödemeyi kabul ediyorum’ belgesi imzalanıyor.

Hastane içerisinde tümü ile özerk hizmet veren, devletle anlaşması olmayan özel sağlık birimleri ile karşılaşıyorsun, bunlar ücret konusunda tam özgür zaten.

Yani sağlık sektörü de yavaş yavaş serbest piyasaya doğru gidiyor.

Bu duruma itiraz ettiğinde ise Devletin katkı payının halen bundan 14 yıl önce belirlenen oranda kaldığından, özel hastanelerin vatandaşın ödeyeceği katkı payını mecburen artırdığı söyleniyor.

 Ne yazık ki sağlık hizmetlerine ticari kaygılarla bakıldığında ipin ucu kaçıyor.

Olan ise dar gelirli vatandaşa oluyor.

Özel hastanelerin uygulama ve koşullarını denetlemekle görevli olanlar, SGK ve Sağlık Bakanlığıdır.

Bu iki kurumun sorumluluğu kadar vatandaşın da ödediği ücreti sorgulaması ve her ödediği kuruşun faturasını ve makbuzunu istemesi ve bunu gözden geçirmesi önemlidir.

Katkı payında şayet abartılı bir durum söz konusu ise vatandaş, ilgili kurumlara şikâyet bildirmelidir.

En önemlisi de vatandaşın özel hastanelere mecbur edilmemesi gerekir.(R. Kavuş)



Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor