İlginizi Çekebilir
KEŞKE BÜYÜKLERİMİZ DE BU GÜNLERİ YAŞAYABİLSEYDİ
Köşe Yazarımız Mehmet Koç’ bu günkü yazısında, Türkiye'nin geçmişten bugüne toplumsal, kültürel ve altyapısal alanlarda yaşadığı değişimi ve normalleşme sürecini dile getirmektedir.
Bazen içimden şu cümle geçiyor:
“Keşke büyüklerimiz de bugünleri görebilseydi…”
Çünkü onlar; yasakların, korkuların ve acıların içinden geçerek yaşadılar. Nice sıkıntıları omuzlarında taşıdılar ama bugün Türkiye’de oluşmaya başlayan huzur ve özgürlük ortamını görmeye ömürleri yetmedi.
Zira son yıllarda, Türkiye’de birçok konuda önemli değişimler oldu. Bilhassa Kürtler açısından kültürel özgürlükler ve günlük yaşam üzerindeki baskıların önemli ölçüde azaldığı bir dönem ortaya çıktı.
Aslında dikkat çekici olan nokta şudur: Yasal mevzuatta değişiklikler yapılmamış olsa bile uygulamadaki yumuşama, devlet görevlilerinin ve yetkililerin daha hoşgörülü yaklaşımı toplumda çok daha rahat ve huzurlu bir atmosfer oluşturmuştur. İnsanların kendilerini daha özgür hissetmeleri bazen yalnızca kanunlarla değil, uygulamadaki anlayış değişikliğiyle de mümkün olmaktadır.
Bunun en belirgin örneklerinden biri; Kürtçe’nin artık toplum hayatında doğal karşılanmasıdır. Bir dönem yalnızca fısıltıyla konuşulan, çekinilerek kullanılan bir dil; bugün kültürel etkinliklerde, sosyal hayatta ve sanat alanında daha görünür hale gelmiştir. Kürt edebiyatının önemli eserleri Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenmekte, yayımlanmakta ve tanıtılmaktadır. Çeşitli etkinliklerde Kürt dili ve kültürü artık yadırganmadan yer bulabilmektedir.
Elbette zaman zaman eski alışkanlıkların etkisiyle farklı uygulamalar da görülebiliyor. Diyadin Müftüsü’nün köylerde cuma hutbelerinin Kürtçe okunmaması yönündeki yaklaşımı buna örnek gösterilebilir. Ancak genel tabloya bakıldığında, köylerde, kasabalarda ve şehirlerde insanlar kendi dillerini korkmadan konuşabilmektedir.
İlginç olan bir başka gerçek ise şudur: Kürtçe üzerindeki baskılar büyük ölçüde kalkmasına rağmen, günlük yaşamda özellikle genç kuşaklarda Türkçe, daha yaygın olarak konuşulmaktadır. Diyadin’de de insanlar evlerinde, işyerlerinde ve sosyal hayatlarında çoğunlukla Türkçe konuşuyorlar.
Türkiye’nin bu özgüvenli normalleşme sürecinde, AK Parti iktidarlarının ve özellikle Cumhur İttifakı döneminin önemli etkileri olmuştur. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin zaman zaman ortaya koyduğu yapıcı ve dengeli yaklaşım, geçmişte dil ve kimlik üzerinden oluşan psikolojik bariyerlerin yumuşamasına katkı sağlamıştır.
Bugün Türkiye’de geçmişte tabu sayılan birçok konu artık daha sakin ve daha özgüvenli biçimde tartışılabiliyor. Bu da ülkenin toplumsal olgunluğunu ve geliştirme kapasitesini göstermektedir.
Ancak burada önemli bir noktayı da unutmamak gerekir: Toplumdaki huzur ortamından rahatsız olan, ayrımcılık ve kutuplaşmadan beslenen marjinal çevrelerin de bu alışkanlıklarından vazgeçmesi gerekir. İnsanları etnik kimlikler üzerinden ayrıştırmaya çalışan anlayışlar topluma fayda değil zarar vermektedir. Türkiye’nin ihtiyacı; gerilim değil huzur, ayrışma değil kardeşlik siyasetidir.
Spor alanında da bölge insanını sevindiren gelişmeler yaşanmaktadır. Amed Sporun yükselişi yalnızca sportif bir başarı değil, aynı zamanda bölge gençliği için moral duygularını güçlendiren önemli bir gelişmedir. İnsanlar artık başarı hikâyeleri görmek, kalkınmak ve geleceğe daha umutla bakmak istiyorlar.
Yine bölgemizde yapılan ulaşım yatırımları da bir devrim niteliğindedir. Bir zamanlar günler süren zorlu yolculuklarla aşılabilen mesafeler artık saatler içinde kat edilebiliyor. Iğdır’dan Ağrı’ya, Van’dan Kars’a kadar birçok şehir havaalanları sayesinde Türkiye’nin her yerine bağlanmış durumdadır. Bu yatırımlar yalnızca yolları değil, insanlar arasındaki gönül bağlarını da güçlendirmektedir.
Elbette hâlâ eksiklerimiz vardır. Gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşabilmek için hukukta, ekonomide, eğitimde ve toplumsal barışta daha çok mesafe kat edilmesi gerekmektedir. Ancak olumlu yönde değişen tabloyu, atılan adımları ve kazanılan özgürlükleri de görmezden gelemeyiz.
Bu nedenle diyorum ki: Güzel şeyler oluyor, daha da güzel şeyler olabilir. Yeter ki samimi olalım, birlik ve beraberlik duygusunu kaybetmeyelim. Farklılıkları Türkiye’nin zenginliği olarak gören bir anlayış güçlendikçe, toplumsal huzur da daha sağlam hale gelecektir.
Çünkü bu ülke hepimizin ortak evidir. Bütün bu gelişmelere bakınca içimden yine aynı cümle geçiyor:
“Keşke büyüklerimiz de bugünleri görebilseydi…”
Madem onlar göremedi; bize düşen, bu kazanımları korumak, geliştirmek ve gelecek nesillere daha güçlü bir Türkiye bırakmaktır. Mehmet Koç
-
BIST 100
16418,48%-5,99
-
DOLAR
45,58% 0,01
-
EURO
53,03% 0,10
-
GRAM ALTIN
6613,56% -0,70
-
Ç. ALTIN
10573,45% 0,82
Egazete
- Perşembe 14.8 ° / 5.3 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
- Cuma 16.7 ° / 4 ° Orta kuvvetli yağmurlu
- Cumartesi 18.8 ° / 4.4 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı
Ağrı
21.05.2026
- İMSAK 02:56
- GÜNEŞ 04:42
- ÖĞLE 12:09
- İKİNDİ 16:04
- AKŞAM 19:27
- YATSI 21:05



