Tarih: 07.04.2016 11:30

İKİ AYRI PORTRE?

Facebook Twitter Linked-in

İki odalı evinde eşi ve 3 çocuğu ile yaşayan 57 yaşındaki Nuriye Yücesu, 3 yılda 50´yi aşkın kediye önce yüreğini sonra evini açtı.

Tarihi Harput Mahallesi´ndeki iki odalı evinde eşi ve 3 çocuğu ile yaşayan Yücesu´nun kedilerle olan serüveni 3 yıl önce kapısına gelen yavru kedileri besleyerek başladı. Zamanla beslediği kedileri dışarıda bırakmaya gönlü elvermeyen Yücesu, eşinin ve çocuklarının da rızası ile yüreğini açtığı kedilere evinin kapısını da açtı.

Allah´ın emaneti" olarak gördüğü kedilere gözü gibi bakan Yücesu, hayırseverliği ve gönül zenginliğiyle herkese örnek oldu.

- "Evimizi onlara feda ettik"

Yücesu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 3 yıl önce ramazan ayında, bir kedi ile 3 yavrusunu bahçesinde ağlarken bulduğunu belirterek, "mübarek gündür" diyerek onlara yemek verdiğini söyledi.

Kedilerin bahçesinde kaldığını, başka yere gitmediğini ifade eden Yücesu, şöyle dedi:

"Sonbahar geldi ama kedileri eve almak aklıma gelmiyordu. Bir gece yarısı bahçeye köpekler girdi ve yavruları parçaladı. Onları toprağa verdik. Sonra yine 3 yavru geldi, sonrasında üçer üçer kediler bahçemize gelmeye başladı. Dişileri yavrulamaya, kedilerimiz çoğalmaya başladı. ´Allah göndermiş, mecbur bakacağız´ dedim. Birini dahi dışarıya bırakmaya merhametimiz elvermedi."

Yücesu, kedilerin bakımı için ellerinden geleni yaptıklarını dile getirerek, bütçeleri ile kedilere mama aldıklarını belirtti.

Zamanla küçük ve hasta kedilerin evlerinde kalmaya başladığını anlatan Yücesu, büyük kedilere ise evin çatısında yer yaptıklarını aktardı.

Yücesu, "İlk zamanlarda eşim biraz gönülsüzdü. ´Nasıl bakacağız?´ diyordu. Fakat çocuklar çok sevdi. Bütün evimizi onlara açtık. Evde halı, kilim seremiyoruz. Yani evi onlara feda ettik. Komşularımız kedilerimiz olduğu için gelip gitmemeye başladı. Varsın gelmesinler. Allah bu kedileri bana göndermiş, ben onları nasıl dışarıya bırakayım? Buna vicdanım elvermez." ifadelerini kullandı.

- "Veterinere götürüyoruz"

Kedilerin artık evin bireyi gibi olduğunu vurgulayan Yücesu, her birine isim verdiklerini söyledi.

Yücesu, kediler hasta olduklarında anladıklarına işaret ederek, "Kimi zaman ağlıyorlar, mama yemiyorlar, ateşleri oluyor. Ateşleri olduğu zaman ayaklarını su içtikleri kabın içerisine batırıyorlar. Biliyoruz ki hastalar. Veterinere götürüyoruz. Ateşten dolayı kaç tanesinin gözünü aldılar." diye konuştu.

Herkese merhametli olmaları tavsiyesinde bulunan Yücesu, kedilerin bakımı konusunda hayvanseverlerden destek beklediğini sözlerine ekledi. (AA)

ÖTE YANDAN,

Mahallesini terk etti, sokak köpeklerinden vazgeçmedi

Çat ilçesinde yaşayan Semra Şimşek, çok sevdiği sokak köpeklerinin bakımını hiçbir masraftan kaçınmadan, kendi imkanlarıyla yapıyor
- Köpek sevgisi nedeniyle yaşadığı mahalleden dışlandığını söyleyen Şimşek, sokak köpeklerine bakabilmek için ilçe merkezine 5 kilometre mesafede ev kiraladı

Hayvansever Şimşek, özellikle ilçede çok soğuk geçen kış aylarında sokak köpeklerine sahip çıkıyor. Sokak köpeklerine sevgisi ve onların bakımını üstlenmesi nedeniyle komşularının kendisini dışladığını iddia eden ve uzun arayışlar sonucu ilçe merkezine 5 kilometre uzaklıkta, başka hiçbir konutun olmadığı bir bölgedeki evi kiraladığını anlatan Şimşek, hem kendi mahallesindeki hem de ilçenin ara sokaklarındaki sahipsiz köpeklere, topladığı yemekleri götürmeye devam ediyor.

Bir çocuk annesi Semra Şimşek, yaptığı açıklamada, sokak köpeklerine çok zor şartlarda baktığını belirterek, aç ve sahipsiz kalan sokak köpeklerini kendi imkanlarıyla doyurmaya çalıştığını söyledi. 

Şimşek, aile olarak hayvanları çok sevdiklerini ifade etti. İlçeye ilk geldiklerinde lojmanda kaldıklarını ve sahipsiz sokak köpeklerinin zor koşullarda olduğunu görerek onlara bakmaya başladığını ancak bundan komşularının, mahallelinin rahatsızlık duyduğunu anlatan Şimşek, bu nedenle hakkında dava dahi açıldığını ifade etti.  

Şimşek, aynı nedenle lojman süreleri dolduktan sonra kimsenin kendisine ev vermek istemediğini, mahalleden dışlandığını öne sürerek, şunları söyledi:  

"Komşularım sokak köpeklerine bakıyorum diye imza toplayarak benden şikayetçi oldu. İlçenin uzağında sakin bir yere taşındık. En azından barınabiliyoruz, arabam ile gittiğim zamanlarda bütün köpeklere ulaşıyorum. Yaralı olan varsa elimden geldiğince tedavi ediyorum. İnsanların bana olan sinirinin bir nedeni de bu. ´Sen olmasan bu kadar köpek olmazdı´ diyorlar."

- Sokak köpekleri için yemek topluyor

Sokak köpeklerini tümüyle kendi imkanlarıyla yurt, okul gibi yerlerden artık yemekler toplayarak beslediğini, insanların bu uğraşı nedeniyle kendisine "deli" gözüyle baktıklarını ifade eden Şimşek, şöyle devam etti: 

"Arkadaşlarım ´deli misin´ diyorlar. Köşe yazıyorum, yabancı dilim var. İstesem Türkiye´nin her yerinde çok daha rahat yaşayabilirim ama insan evladını bırakıp gidemez. Artık sokak hayvanları da evladım gibi. Oğlum yanımda değil, o kendi hayatını devam ettirebiliyor ama bunlar çocuğumdan daha ileri bana. Ben olmasam bunlar iyileşemez. Üzüldüklerini hissediyorum. Hayvanların sahipsiz olduğunu görünce onları bırakamadım, sırf bir hayat kurtarabilmek için hayatımı erteledim, 8 yıldır buradayım. Biraz daha insanlara duyarlılık kazandırmak istiyorum. Her köpeğin bir sahibi olmalı, onları sahiplendirmek istiyorum."

Bakımını üstlendiği sokak köpeklerini, hayvanseverlerle irtibat kurarak sahiplendirmeye çalıştığını anlatan Şimşek, "Bunların da bir yaşam hakkı var. Müslümanız diyorsak sahip çıkmamız gerekiyor. Buradaki hayvanları sahiplenmek isteyenler olduğunda Türkiye´nin neresinde olursa olsun onlara gönderiyorum, yeter ki sahiplenmek istesinler." dedi.

- İnsanlar hazır olduğunda buradan gideceğim

Sokak hayvanlarına karşı bakış açısının olumsuz olduğunu gördüğü için burada kaldığını, bunun değişmesine çabaladığını dile getiren Şimşek, toplumun bu konuda duyarlı davranmasını sağlamak, camilerde bu konunun işlenmesi için müftülerle görüştüğünü, girişimlerde bulunduğunu anlattı. 

Şimşek şunları söyledi: 

"Kapılarının önündeki  bu varlıkların bir can olduğunu hissettikleri zaman misyonum bitecek ve öyle gideceğim. Onun dışında kalmak zorundayım. Hayvanlara karşı ailelerin bilinçli ve duyarlı olması gerekir. Sadece evdeki artık yemekleri ve biraz sevgi verirsek yaşayabilirler. İnsanlar hayvanlara para vermesin, hayvanlar satılmasın. Bunlara da mani olmak istiyoruz. Köpek eşya değil, canlı. Duygusu olan, üşüyen, seven, sevilen, bağlanan, üzülen varlıklar." (AA)

/resimler/2016-4/7/1132513041357.jpg

/resimler/2016-4/7/1135535857349.jpg

/resimler/2016-4/7/1137398674075.jpg

/resimler/2016-4/7/1138406329424.jpg

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —