Tarih: 31.12.2021 11:06

GELİNCİK ŞİİRLER

Facebook Twitter Linked-in

SEVDİKÇE İNSANLAŞIYORUZ

Sesinin şenliğinde durdum

Durdum baktım doğanın sesine

Hüzün besteleyen sesimden utandım

Yabancıydım kendi sesime

Yabancıydık ellerimize

Derinleşen sığlıklar içre

Tarazlanmış dürtüler palazlanıyor

Yorgun bedenlerimizde yılgın duygular

Geçiyoruz insan enkazlarının düş ölülerinin üstünden

Kısırdöngülerimizin sarmalında

Hızın çekiminde yaşam

Kısaldıkça mesafeler

Biz uzaklaştık bizden

Dingin değil soluk alışımız

Sevgi buharlaşıyor et çürüyor göz nemleniyor

Sesinin yankısıyım

Doğanın sessizliğinde

Her şey olması gerektiği gibi

Ne hızlı ne yavaş

Ve de kendiliğinden

Her şey akıyor ve değişiyor

Ben sana aktıkça

Sevdikçe insanlaşıyoruz

İnsanlaştıkça uygarlaşıyoruz

HÜLYA KÖKSAL

........................................................................

GÜNEŞİ KUCAKLAYALIM

Gölgeler geçer

Alacalı akıllardan

Pencerelerden

Sokaklardan

Göze korku

Bilnce soru bırkarak

Kırılmış çocuk

Oyuncağı kırılmış

Biçmiş ömrünü yaprağın güz

Çocuk güz biraz

Biraz düşüş

Kalkış biraz

Ağlamalar daraltır yeryüzünü

Ananın gördüğü göreceği gökyüzü dardır

Yenilgilerinden yengiler yaratamaz baba

Bozgunlarında yılgınlık

Akvaryumda balık gibidirler

Tutsaktırlar kendi içlerine

Beklesin yapraklar

Düş beklemez

Gölgeler de değişir ve sonludur

Güneşe dönük yüzler

Gölgeleri görmez

HÜLYA KÖKSAL

........................................................................

KADIN CANDAŞTIR

I

Ağzında acımtırak sözcüklerle

Simsiyah gülüyor kadın

Suskuları yüreğinde göllenmiş

Umutsuz günlerine tutuklu

Şeylerden daha değersiz kılınan ömrünün failleri

Körükler şiddetin ateşini durmadan

İnançlarıyla dogmalarıyla sistemleriyle

II

Asi bir sudur kadın

Okyanus düşleri kurarken

Duru bir gökyüzüdür

Acılarından bilgelik akarken

Yanık bir türküdür

Sevdalara yazgılı

Dönüşü olmayan ışıksız yollarda

Dirimin izini sürer

Umudu emzirirken

III

Turnalara türküler yakan kadın

Yaşadıklarının ve yaşayamadıklarının bileşkesini

Zamanın süzgecinden geçirerek

Yıkılmaz umudunun burçlarına düşlerini dikip

Uzun inciten yalnızlıklar boyunca

Karanlığına yıldızlar biçti

Dolgun bir gülümsemeyle günü karşılayıp her sabah

Ömrünün içinde ve dışında uzun yolculuklara çıktı

Basit sözcüklerle kekeme konuşan ve

Her şeyi bilen her şeyi kolayca unutan kalabalıklara inat

Yeni sözcüklerle yeni tümceler kurdu zamanı aşan

Sesinin renginde yüreği tonunda dirençli kararlılığıyla

Kızıl bir ata binerek güneşi getirdi yeni bir kimlikle

Varoluşunun nedenini kendisi kılarak

IV

Suskunun ustası kadın

Çağların demlediği korkularını silkeleyip

Yarım kalmış bir yaşamı soyunarak

En güzel türkülerini söyledi

HÜLYA KÖKSAL

 

SESİMİ SESİNE YASLASAM

Sesimi sesine yaslasam

Bir kırlangıç havalansa

Gelip konsa ellerine

Özlemin yanık kokusu tenimde

Delici yalnızlığıma yoldaştır düşün

Irak rüzgârlar getirir sessizce kokunu

Dağ çiçeklerinin yabanıllığını taşıyan

Gözlerimle dokunurum sana

Yüreğine sürgünüm

Demlenir yavaşça sevdam

Düşlerimin hasat mevsimindeyim

Topluyorum üzüm gözlerinin ışığını

Gülüşün sevincim

Ağzımda bir yanardağ

Seni fırtınaların içinde buldum

Fırtınalarınla sevdim

Yüreğim ağzımda bekliyorum

Ansızın çıkıp gelirsin diye

Sensiz sevdanın ipiyle aşka varılmıyor

HÜLYA KÖKSAL




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —