EVDEKI HESAP ÇARSIYA UYABILECEK MI?

EVDEKI HESAP ÇARSIYA UYABILECEK MI?

Abdullah Çelik

Merkez Bankası'nın 16 Aralık tarihli 2021 yılı para ve kur politikası tanıtım toplantısında önümüzdeki döneme ilişkin hedefler alt basliklar halinde ayrıntlı olarak açıklandı. Pek çok önemli başlık içinde özellikle iki husus öne çıktı ki bunlar; öncelikli hedefin fiyat istikrarı olduğu ve 2021yılında dalgalı kur sisteminin devam edeceği vurgusu idi.

Önceliğin fiyat istikrarı olması enflasyonla mücadeledeki kararlılığın da bir göstergesi aynı zamanda.

Dalgalı kur sisteminin devam edecek olması ise; kurların serbest piyasa koşullarında arz ve talep dengesine göre oluşacağı , TCMB'nin nominal ya da reel bir kur hedefi bulunmadığı ve kuru baskılama adına doğrudan piyasaya müdahale etmeyeceği anlamına geliyor.

MB nın -50 milyar $ düzeyine gerileyen net döviz rezervleri de doğrudan kura müdahaleyi, özellikle de satış yönüyle müdahaleyi neredeyse imkansız kılıyor.

Yani önümüzdeki süreçte kurda yukarı/aşağı yönlü ciddi kırılmalar yaşanabilecek gibi gözüküyor.

Açıklamada yer alan fiyat istikrarı konusunda Hükümetle birlikte belirlenen yüzde 5 enflasyon hedefine bağlılık vurgusu, MB nın önümüzdeki süreçte faiz silahı ile kuru baskılayarak fiyat istikrarını sağlayabileceği olasılığını gündeme getiriyor.

Nitekim fiyat istikrarı hedefini sağlama hususunda gösterilecek kararlı tutum sonrasında enflasyonundüşüşünügörenvatandaşındövizdençıkıp TL'sınayönelmelerikonusundaikna edici bir ortam sağlanacağı da vurgulanıyor.

Tam da bu noktada sadece faizi artırarak dövize yönelmeyi (Dolarizasyonu) engellemek mümkün mü ? Sorusu geliyor akıllara.

Bu soruya cevap ararken göz ardi edilmemesi gereken bir baska gerçeklik ile de yüzleşmek zorunda kalıyoruz. Uzun süreli yüksek enflasyon ile yaşamın dolarizasyonu tersine çevirmeyi güçleştirmesi. Bu da fiyat istikrarını sağlamak adına kuru baskilayacak olan faiz silahının kullanımını zorunlu kılıyor.

Peki son dönemde yapılan faiz artırımları (%8.25 ten %15 e yükselen) kurda beklenen etkiyi yaratabildi mi ?

MB daha bir ay önceki 19 Kasım tarihli toplantısında politika faizinin 475 baz puanlık artışla % 10.25 ten %15 e çıkarılması dövize olan talebi frenleyemedi ve döviz mevduatlarındaki artış buna rağmen hız kesmedi.

Neden? Çünkü vatandaş hala kurun artacagı beklentisi icerisinde ve açıklanan enflasyon oranlarının da gerçekci olmadığını düşünüyor.

Para ikamesi olarak da tanımlanan Dolarizasyon; bir ekonomideki kişi ve kurumların yerel parayla birlikte döviz ile de işlem yapmaları ve tasarruflarının bir bölümümü döviz hesaplarında tutması durumudur.

Bu olgunun tersine dönmesine yani döviz kullanan veya döviz mevduatında paralarını tutanların dövizi bozdurup yerel paraya yönelmeleri ise ters dolarizasyon olarak tanımlanmaktadır.

Dolarizasyon ile ilgili bu kısa parantezin akabinde gözardı edilmemesi gereken önemli husus ise; Dolarizasyonu tetikleyen en büyük nedenin uzun süreli seyreden yüksek enflasyon gerçeğidir. Yüksek enflasyonist ortamda yerel paranın gelecekteki alım gücünün artan belirsizligi ise ekonomideki aktörleri dövize yönlendirmektedir.

Dolarizasyon oranını ölçmenin en basit yolu bankalardaki yabancı para mevduatının toplam mevduat içindeki payını hesaplamaktır. O halde bankacılık sistemindeki toplam mevduatın dağılımına bakacak olursak dolarizasyonun geldigi seviye ile ilgili önemli bir detayı da yakalamış oluruz.

Merkez Bankasi nin 4 Aralık ile biten haftada yurtiçi yerleşiklere ait 3 trilyon 300 milyarlık TL 'lık toplam mevduatın 1 trilyon .485 milyar TL 'lık kısmı TL cinsi mevduatlardan, 1. Trilyon 815 milyar TL 'lık kismi ise yabancı para mevduatından oluşuyor. Buna göre toplam mevduatın %55 lik kısmı yabancı para cinsinden olup bunun $ bazlı ifadesi ise 232 milyar dolar.

Gelinen noktada ; son dönemde uygulanan faiz artırımlarının kuru baskılamakta yetersiz kalması ve buna rağmen dolarizasyonun engellenememesi, önümüzdeki süreçte bir başka ihtimali gündeme getiriyor ki oda enflasyon hedeflenesindeki kararlılığa ragmen kısa vadede faiz silahını kullanmaktan vaz geçmektir.

Bir başka ifadeyle; fiyat istikrarı hedefine rağmen kuru baskılamaktan vazgeçilerek kurdaki kırılmalara ve piyasaların tolere edebileceği yükselişlere izin verilerek vatandaşın kur ile ilgili beklentisinin realize edilmesi ve sonrasında faizleri yükselterek ters dolarizasyon etkisi ile piyasadaki dovizleri çekip MB rezervlerini arttırmaktır.

Bu baglamda MB nin 24 Aralıkta gerçekleştireceği yılın son toplantısında faiz artırımı kararı çıkmayabilecegi gibi kurdaki artışı frenleyemeyecek boyutta 100-150 baz puanlık faiz artırımı kararı da olasi beklentiler arasinda.

Sonuç olarak; MB önümüzdeki süreçte

• Ya enflasyon odaklı politikası gereği, faizleri arttırarak kuru baskılamaya devam edecek

• Ya da, fiyat istikrarı hedefine rağmen kuru baskılamaktan vazgeçerek kurdaki kırılmalara ve piyasada oluşacak ani şoklar sonrasında faizleri yükselterek ters dolarizasyon etkisi ile rezerv açığını kapatacak.

Kişisel kanatimuz önümüzdeki süreçte fiyat istikrarı konusundaki kararlılık nedeniyle MB faiz silahını düşük dozlarda da olsa kullanacağı yönünde.

Tam da bu noktada Çarsiya da uyacak evdeki hesap daha da önem arzedecek gibi gözüküyor.



Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor