Tarih: 16.09.2012 00:00

Doğru Söyleyeni Kaç Köyden Kovarlar

Facebook Twitter Linked-in

Doğru Söyleyeni Kaç Köyden Daha Kovarlar?


Maksut KONYAR


        Türkiye?nin bazı demokratları, vicdan sahibi düşünce insanları, değerli yazarları hangi şart altında olursa olsun yanlışı onamadılar. ıktidar yanlısı görünüp şahıslarına ikbal sağlayacak yanlışlar yapmadılar, en ağır bedellere rağmen bu ülkede hep doğruyu yazıp, söylediler?


        Değerli yazı ve düşünce insanlarımız ülkemizde değil de, Amerika, ısviçre, Norveç veya herhangi bir Avrupa ülkesinde dünyaya gelip mesleklerini aynı şekilde tıpkı burada yazıp söyledikleri gibi oralarda da icra etseydiler, Dünya?da tüm insanlığın ortak değerleri olarak kabul edilirdiler. Edebiyat, kültür, yazı, düşünce adına Dünya?da insanlığın ortak değerleri olurdular. Yaşadığı ülke kendisini baş tacı eder, sosyal konumları ve ekonomik durumları bakımından hak ettikleri değerin karşılığını mutlak bulurlardı.


        Ancak maalesef Türkiye gibi düşüncenin tehlike arz ettiği Ortadoğu coğrafyasında, silahı kutsayan, iktidarın egemen gücünü aşırı derecede önemseyen ülkelerde ise yazı ve düşünce insanlarının pek kıymeti harbiyesi olmaz.


        Mütemadiyen devlet eli ile yazı ve düşünce insanlarını, toplumda itibarsızlaştırmaya çalışırlar. Hedef gösterirler, sindirmek için yargı dâhil tüm kudretlerini pervasızca düşünce insanlarına karşı kullanarak sıkça kendi oluşturdukları hukukun bile dışına çıkıp andıç, şantaj ve tehditlerle fikir ve yazı insanlarını susturmaya çaba sarf ederler.


        Türkiye?de bu tarz olaylar bazen tetikçi eliyle, bazen başbakan veya bakan talimatıyla sıkça düşünce insanları mağdur edildi, edilmeye de devam ediliyor.


        Hafızayı beşer zayıftır. Her zaman tazelenmeye ihtiyacı vardır.


        Vicdanlı ?Özgür Basın? bu ülkede her konuda kadri sayılan pek güzel işler yapıyor. Elbet bedel de ödüyorlar. Özgür basının yazı, düşünce insanlarını mütemadiyen adliye koridorlarında yıldırmaya ve süründürmeye çalışıyorlar. Taraf gazetesi örneğinde de olduğu gibi?


        Türkiye?de demokrasi, özgürlük alanının genişletilmesi, askeri vesayetin gerilenmesi, AB üyeliği, evrensel hukuk, özgürlük ve demokratik değerlere katkı, bireysel, kolektif hak ve özgürlükler, tüm farklılıkların kendini ifade etmesi, ana dilde eğitim, eşitlikçi evrensel sivil bir yeni anayasa gibi ülkenin temel ihtiyacı olan konularda demokrat kalemler hep sağlam bir duruş sergiledi.


        Tek kırık bir çizgileri olmadı.


        Lokalde kendi işlerini yapan gazeteci, yazarçizer düşünce insanlarımız harcadıkları emek ve mesai ile genele sirayet eden amacına uygun önemli işler yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar?


        ?Bir zamanlar Erdoğan?


        Refah Partisi ıstanbul ıl Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan;


        ?1991?de Kürt Sorunu ve Çözüm Önerileri adını taşıyan raporunda Türkiye?de bunca can yakan meseleye çözüm önerileri aramış, Kürt sorununu savunmuş, bölgeye Kürdistan adını vermiş. Devletin şiddet ve silahı iflas ettiğini, Kürt kültürü üzerinde tüm yasakların hemen kalkmasını, anadilde eğitimi savunmuş. Yerel parlamentolar kurulmasını önermiş.?


        Bu kadar gerçekçi raporla fikrini 21 yıl önce beyan eden Erdoğan?ın bu raporunu bulup manşetten Veysi Polat imzası ile 24 Ağustos 2012 tarihinde Taraf Gazetesi detaylıca yayımladı.


Ve yine Tayyip Erdoğan değil miydi bir şiir okuduğu için yargılanan ve hapse giren. Kendisi de mazlum bir siyasetçi konumunda değil miydi?


        şimdi ise yüzde yüz ekseni kaymış bir şekilde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tam bir diktatör edasıyla kendi fikrinde olmayan yazarçizer, köşe yazarlarına parmak sallıyor. Basına sansür uyguluyor. ıç ışleri Bakanı vasıtasıyla aleni olarak basına ?köşe yazılarınızı size yediririm? diye tehdit ediyor.


        ışkence suçunda mahkûm olmuş polis şefinin terfisine sahip çıkıyor. Aleni yargıya müdahale ettiğini, talimat verdiğini beyan ediyor. Kürt sorununu tamamen şiddet sarmalına teslim etmiş. Tüm antidemokratik, hukuku zorlayan toplu tutuklamalara ilaveten geçmişte yapılan hukuk dışı uygulamalara girme yolunun imasını bile yapıyor.


        Görüş beyan eden, ülkenin gerçeğinin resmini çekenlerin tamamına bağırıp çağırıp, ıç ışleri Bakanı eli ile adeta tehdit ediyor. Tüm konularda ?benim? diye söze başlıyor.


        Kendi görüşü dışında fikir beyan edenleri ihanet ile teröre yardım yataklıkla işam ediyor. Uludere faciası için ise şimdiye kadar hukuk taş kesilmiş ve sessiz kalmayı yeğlerken, ıç ışleri Bakanı ise bu faciada ölenlere ?Dolap Beygiri? benzetmesi yaparken devletin başı olarak Sayın Erdoğan parmağını bile kıpırdatmıyor.


        Ne diyebilirim? Allah hepimize akıl, fikir ve vicdan versin.






Orjinal Habere Git
— HABER SONU —