DEPREM DERSLERİ 68

Mustafa KIRAÇ

Yaşam 3.04.2025 12:20:00 0
DEPREM DERSLERİ 68

GÖRÜŞ FARKLARI VE VARVAY 

Derin araştırmalar sonucunda bile bir görüş üzerine kesin karar kılmak zor iken, bir cümle yazı okumaktan, bir çakıl taşı üzerine düşünmekten yoksun, yada hali vakti yetersiz kitlelerin sağcı solcu diye kesin iddia içeren farklara ayrılmaları pek doğru değildir.

Tavuğun kafası ani refleksli hızlı bir yem arayışçısıdır. Yemin olduğu taraf çekici taraftır.

Günde üç öğün yemek yiyen bir tür olmak, yem tarafına meyilli olmak demektir. Yem sağdaysa sağcı soldaysa solcuyuz. Kısmen de "biz babadan böyle gördük" kolaycılığın ezberindeyiz.

Kısmen de ağam böyle dediği için ağa'cı olma durumundayız.

Kısmen de o şu'cu olan kişi böyle yaptığı için onun olduğu tarafta değilimdeyiz.

Kısmen de uygulamaların zorluğundan kaçmakla taraf seçenleriz.

Kısmen de spor taraftarı olmak gibi taraftarız.

Kısacası kısmen sözde sağcı solcu, özde ise tavuk bakışlıyız.

Varlığı ve olayları tüm boyutlarıyla derinlemesine okumakla varılan bazı noktaları hoş'a gitmemeye rağmen kabul etmek zorunda kalış durumu, ancak gerçek bakışın samimi görüşü olabilir. 

Buna rağmen gerçekler zinciri karşısında her zaman olduğu gibi yine yetersiz kalınıp bununla beraber daima bilmediğini bilen noktada kalınmaktadır. 

Genellikle aslen şehvet ile mide gözlü olupta sağcı solcu diye yeryüzünün bizlerle sunduğu yaşam alanlarımızı kapışma ringine çevirmemiz, "kesin olarak biliyoruz" diye kendimizi kandırmamızdan ibarettir.

Ne kadar öğrenirsek öğrenelim, bu öğretmenin adı hep 'alınmış mesafe' olur. Her mesafenin bir sonraki adım'a karşı adı, "bilmeyendir."

Bu gerçeklik, görüş kavgalarını çocuksu ve saçmalık alanda tutar.

Denge, birbiriyle bağlantılı diğer tüm dengeleri gözetmekle orta dereceli olmaktır.

Sonsuzluk kavramı varken, konuları 'kesinlik' kavramıyla ele almak dengesizliktir.

Orta dereceli iklimin adı yaşam, orta dereceli görüşün adı ise varvay'dır.

Yolun sadece bir tarafından çevreyi izlemek, yol boyunca neler görüldüğüne dair sadece bir tarafın izlenimleri elde olur.

Orta dereceli olabilmenin yolu tüm pencerelerden bakmaktan geçer. Bu durum, gerçek okuyuculuk isteyen durumdur. Bakmadan, yada baktığı üzerine derin sorgularla düşünmeden taraf seçmek, akıl varlığıyla uyuşan değil çelişen bir durumdur.

Bizler, düşünce sahibi olmaktan dolayı varlığa karşı aslen şaşkın temaşacılarız. Bunu kabul etmek, kendimize aşırı radikal uc noktalarda bulunmaktan uzak durmaya yardımcı olmak demektir.

Uc tokta da olmak demek, herşeyi kesin kes belgeleriyle birlikte bilmek iddiası demek olur, ki bu durum divanesel bir maskotluk durumu olur.

Beyin'nin alamadığı uzay sonsuzluğu ortadayken, kendimizi bile tam anlamış noktasından uzaktayken, sabit vaziyetimizin daimi talebe olduğunu bilmek zorundayız.

Evrenin uc noktasına varılmış edasıyla hareket etmek, okuma yazması olmayan birinin kütüphanede kendini okur olarak göstermesine benzer. Gerçek insan, taraf seçebilen insan değildir. Daimi bir okuyucudur. Sonsuzluğa uzanan kitabın okuyucusudur. Şaşkın ve saygılı bir ilim bilim yolcusudur.

Hepimiz öğrenmeye talip olanlarız. Ucu bucağı görünmeyen bilim zincirinde bir kaç halka ilerledik diye hepsini bitirmiş havasıyla hareket etmek yanlıştır.

Dünyanın yuvarlak olduğunu öğrenmek, önümüze öğrenilmesi gereken yeni şeyler çıkarmıştır. Yol bu şekilde devam eden bir yoldur. Hepimiz bu gerçekliğe şahit iken, bunu görmezden geliş aciziyetine kaçarak bilmemeye teslim oluşu meşruymuş diye bir zeminde tutmak, faydalı bir yol değildir.

Öğrenmeye meyilli olmama durumu, insan kavramına ters düşen güvensiz terörvari ve haliyle ayıbi bir durumdur.

Bizler, bilimsel yol üzerinde ilerleyen yolcularız. Yolcunun ömrü ile yolun uzunluğu uyuşmaz değildir. İlk insan ile son insan arasında veri bütünlüğü vardır. Bir nesil, bir önceki nesilin vardığı noktadan itibaren yürümeye devam eder.

Ölenleri ve doğanları, bilim yolunda ilerleyen aynı kişinin arada bir yatıp kalkması olarak görürsek, ilk insandan bugüne tüm insanları tek bir insan olarak toplayabileceğiz. Bu bakış penceresinde çokça çözümcül metodlar, imkanlar ve yapılması gereken önemli işler görünebilmektedir.

Durmak yada geriye gitmek, yani öğrenimi bırakan meraksızlar olmak, şuursal var oluş prosedürüne aykırı olarak yok olma sürecine giriş olur.

GELMİŞ GEÇMİŞ VE DAHA DA GELİP GEÇECEK OLAN TÜM İNSANLARIN İLMİ YEK VÜCUTLUĞUN ADI İNSANLIK, BİLİMSEL ŞUURLULUK ADI İSE VARVAY'DIR./OKUYUCU'DUR. 

Bizler, varlıklarla beraber varız ancak, düşüncenin varlığından dolayı varlıklara karşı şaşkın varlıklarız. Bu telefonun icadından her gelişim basamağına 'vay' diyenleriz. Bu örnekle herşeye karşı aynı deyimi demeye de devam edenleriz. Edecek olanlarız. Yani var olan bizler, aslen var ile vay'ız. Varvay'ız. 

Varvaylığın çemberini genişletmek, şuursal evreni genişletmektir.

Genişleyen ilim bilim, genişleyen evren içinde onu takib eden ikinci evrendir.

Annesini takip etmeyen yavru, yok olma yoluna giren yavrudur.

İnsanlık, evrenin yavrusudur.

Binlerce yıl önce telefon, internet ve yapay zeka gibi bugünki durumu görebilip beyan etmek misaliyle bugünden yarına dışa çıkışlar olsa, zamanın delisi olmaktan öteye götürmez. Herzaman varvaylığın usulca adımlarıyla yürümekle ilerleyen yek vücut bir insanlık olmak, en doğrusudur.

Doğru ve dengeli nokta, varvay oluş noktasıdır.

Dengeli noktada olmak dengeli ilerleyiş demektir.

Yaşam, soğuk ile sıcak arasında yaşam olmuştur. 

Kesinliğe varamayışımız, ılık görüşlü olmayı dayatmaktadır. Soğuk'un yada sıcak'ın aşırısını da zaten içebilenler değiliz.

Yanan donanlar, fazlaca uzak yada yakın olamazlar. Her konu bu dengeye muhtaçtır.

Bilim yolunda merak midesiyle usulca okuya okuya ilerleyerek aşılacak mesafeler, var olmaya müstehaklık sebebi olan mesafeler olacaklardır.

Işık hızı diye bir tabirimiz olmuştur. Acaba saniyede dokuzyüz doksan dokuz bin katrilyon tane evren katetme hızı diye bir tabirimiz olsa ne olur...

Bir duvara mı çarpacağız.... Varsa bir duvar, duvarın içinde ötesinde ne vardır'a varacağız.

Görünen o ki, varvay olmak bir tercih değil, zaten öyle olunan bir gerçeklik ve zorunluluktur. Varvalıktan çıkış, ancak delilik ve dengesizliğe çıkmak olabilir.

Eğer ki dünya denilen bu zerreciğin değerini bilmekle beraber ona takılı kalma acizyetini aşarsak, savaş severler olmaktan çıkıp ilim bilim yoluna girenler oluruz. Savaş severlik için bu ilerleyiş yolundan daha daimi ve çetin bir savaş yoktur.

Nesiller, öldürme ve ölme askerleri olarak değil, bu yolun yolcuları olarak doğmalıdırlar, ki gerçek güven inşa edebilecek tek yol bu yoldur.

Dünya gemisinin birbiriyle bağlantılı mürettebatları olmaya uyandığımızda, çeşitli koşul rüzgarlarıyla sağa sola savrulan boş yolcular değil, düzenlice ilerleyen bütünsel bir yolcu olabileceğiz.

ÇAĞRI DAĞINDAN İNSANLIĞA SESLENİŞ 16

Ey insanlar..!

Portrenizi birazcık daha insanî düzeylere taşımak üzere çizdim. Portreye uyasınız diye...

Portreye benzeyesiniz diye...

Siz ne yaptınız...?

Portreyi kendinize bire bir benzetmeye çalıştınız. Öyle olacaksa ne diye çizilsinki...?

Mevcudiyetiniz zaten her daim olduğunuz şekliyle bir portredir.

Bu kadar yazı çağrı sizi bir adım öne taşımyacaksa ne diye yazılsınki...?

Daha iyi bir dünya portresi olmayacaksa, her yerde zaten görünür olan mevcut portreyi neden resm edeyim ki...? Tarih zaten resmetmektedir.

Gelinen nokta itibariyle olan vaziyetiniz, daha iyiye götürücü portreyi duvardan indirmiş bir vaziyettir.

Daha insancıl portreye benzemeyi reddetmiş bir vaziyetiniz vardır.

Silahlara gidecek yatırımlar yerine o yatırımlarla insanlığın geleceğini inşa etme portresi daha iyi değilmiydi...?

Değişeceksiniz ama nereye doğru...?

Ya mevcut portrenizin daha kötüsüne yada sizin için çizilmiş daha güzeline doğru...

Güvenliğinizi silahta aramak yerine, içinizdeki azgın canavarı terbiye etme sistemlerini önermekteydim, önermekteyim. Gerçek güvenliğe giden asıl yol budur.

Geçmişten dersler çıkarmak şöyle dursun, savaşın sizlere neler yapacağına dair şahit olduğunuz mevcut numunelikler bile sizi düşündürtüp dersler çıkartmaya yetmiyor.

Olaylar birer sözdür. Şimdiye kadar nice söz dükkanını iflas ettirdiniz de ettirdiniz...

Kulaklarınızı ve gözlerinzi hem nasihatlere hemde musibetlere kapatmış görünüyorsunuz.

Nuh ve benzeri çokçaların söz dükkanı nı iflas ettirmişliğiniz vardır. Benim gibi taştan topraktan bir dağı mı iflas ettiremeyeceksiniz... Hani ona hem karada gemi yaptırmaya sebep olan ve aynı zamanda deli diye ele aldığınız o Nuh... Asıl deliyi neticeler belirler.

Söz, doğrudan taştan topraktan çıksa bile iflas/pes ettirmeye her zaman yetkinsiniz. Hakikatleri okuma kaçkın'ı olmaktan ibaret olan o yetkinlik...

Bir dağ olmama rağmen emeklerin boşa gidiş acısını hayıflanmasını duymayan değilim. 

Mevcut halinizle kendinizi portreden daha güzel görmeye devam ederseniz, sizin için çizdiğim daha iyi porteye uyabilmek adına onu tekrar yerine asmaya takatınız kalmayabilir.

Unutmayın, kazanım gibi görünen bazı icraatların, kumarcıyı büyük kayıplara götüren şeytansı tuzaklar misali olabilme yönleride vardır.

Şimdiye kadarki çağrılarımla sizlere tavsiyeler ve sunumlar portresi çizdim. Bu yeterli ve fazlası israfa geçer, ki halinizden israfa geçmiş olduğu da görünmektedir.

Bir zamanların silah öncülerinden olanların netice bedeli olarak bir daha silaha dönüş yapmama tövbelerini bozmaya varmaları, benim söz iflasımdır.

İçinde söz kaynağı olan ve bedava söz dağıtan dükkanım, sözlerin boşa akmasından dolayı kaynağıyla beraber kapanmak üzeredir.

Kapanış tabelasını asmadan önce, kapanır ayak sizler için şimdiye kadar çizdiğim portreye küçük bir ekleme daha yapayım da, vaktiniz varken belki indirdiğiniz portreyi tekrar yerine asma ve ona benzeme üzere bakma ihtimaliniz olabilir.

Fırçanın portreye son dokunuşudur:

Her ülkenin küresel denge düzen bakanlığı olmalıdır. Bunlar, kendi ve diğer ülkelerin gidişat biçimlerinin genel denge düzene ne yönde etki ettiği ile edeceğini hesap edenler olacaklardır.

Topyekûn ilerleyişin öngörü farları olacaklardır.

Liderler, hem bölgesel hem küresel konuları ele aldı diye bir söylem, küresel işler için yetersiz ve kayıp enerjili bir söylemdir. Ya liderler sadece küresellik üzerine olacaklar, yada bölgesellik üzerine. Çünkü insan, çok branşlı olsada bir bırşta en mahir olur.

Gönül, özde bölgesellikteyken, küresellikte olmayı sözde bırakabilir. Bakanlık gereksinimi bu yüzdendir. Bunların bakışları sadece bütünselliğe dönük olacak. Veri paylaşımı ve durum değerlendirmesi için arada bir herhangi bir yerlerde toplantı yapıp sebep sonuç ilişkilerin rotasını belirleyecekler.

Unutmayın ülke, sözde ve yapay gemidir. Asıl doğal taşıyıcı gemi, dünyanın kendisidir. Onun bozulup batması, ülkelerin de bozulup batması demektir.

Bu sekilde son eklentiyide yaptıktan sonra dağ oluş pozisyonuma çekiliyorum. 

Duyanlar, düşünenler ve okuyanlar olarak kalın.

Not: yazma işi doğuştan gelen bir dürtüdür.

Beyaz temiz bir sayfaya bakmak, yazmaya tahrik sebebiydi.

Şiirler sözler vs. Son zamanlarda cep telefonu ve mesaj olayı ortaya çıkınca telefon, yazı yazma sayfası haline geldi.

Yıllarca şahıslara gönderme şeklinde telefonla makaleler yazıldı.

Gazeteyle başka bir iş vesilesiyle tanıştıktan sonra, başka bir konu da gazete de yazmaya vesile oldu. O kunu ilk yazıdadır.

Fayda yada zarar açısından kesinlik konulacak bir nokta yoktur.

Mühim ve herkesçe bilinmesi gereken buluşların olması halinde, onları ya uygulama yada yazma icraatı olabilir.

İnsani istife katkı verici ramazan bayramı ve benzeri katkı vericilerin gelişerek devam edebilmeleri bütünsel arzumuz olsun.

Anahtar Kelimeler: DEPREM DERSLERİ
  • BIST 100

    9377,84%-1,12
  • DOLAR

    38,01% 0,27
  • EURO

    42,04% 0,03
  • GRAM ALTIN

    3803,16% 0,18
  • Ç. ALTIN

    6197,46% 0,55

Egazete


  • Cuma 12.9 ° / 2.9 ° Güneşli
  • Cumartesi 9.2 ° / 2.4 ° Orta kuvvetli yağmurlu
  • Pazar 12 ° / 2.1 ° Bölgesel düzensiz yağmur yağışlı

Ağrı

04.04.2025

  • İMSAK 05:08
  • GÜNEŞ 06:36
  • ÖĞLE 13:12
  • İKİNDİ 16:48
  • AKŞAM 19:39
  • YATSI 21:01