BAŞKANLIK SİSTEMİ ve KÜRT SİYASETİ?

BAŞKANLIK SİSTEMİ ve KÜRT SİYASETİ?

Mehmet Koç´un Kaleminden

Mehmet Koç´un Kaleminden

Yaklaşık bir yıl öncesine kadar Çözüm Süreci devam ediyordu, bunun sonucunda HDP, kamuoyunda yüksek prim yapmıştı, Kürt Partisi olmaktan çıkmış, sol cenahta, Türkiye partisi olma yolunda hızla yükseliyordu.

İnsanlar özgürce ülkenin her tarafına gidebiliyordu, iç ve dış turizm canlıydı, yollar güvenliydi,daha da önemlisi kimse ölüm korkusu yaşamıyordu.

Bununla birlikte AK Parti cephesinde başlangıçtan beri devam eden bir Başkanlık Sistemi projesi vardı. Partisinde, siyaseti tek başına götüren Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, sonunda öyle güçlendi ki, artık başbakanlık ona dar geliyordu, o sebeple başkan olmak istiyordu.

Ne zaman HDP eş başkanı Selahattin Demirtaş ? Seni Başkan Yaptırmayacağız? diye açıklama yaptı, ondan sonra zaman, Kürtlerin aleyhine işleme başladı.

Oysaki Kürtlerin derdi böylesi karşı tepkiler olmamalıdır. 80 milletvekili ile parlamentoya giren HDP, Çözüm Süreci nedeniyle, daha önce birlikte çalıştıkları AKP ile, öncelikle koalisyon yapmanın yollarını arasaydı halk için çok daha yararlı olurdu.

Bilinen bir gerçek var ki, AK Parti ile mutabakat sağlanmadan Kürt Sorununda bir ilerleme sağlanamaz. Kaldı ki, Başkanlık Sistemi de, Kürt sorununun çözümü için çok daha pratik bir yönetim şeklidir.

Baksanıza, CHP ve MHP, Başkanlık Sisteminin eyaletler yaratacağını dolayısıyla yerinde yönetime daha çok imkan sağlayacağı için var güçleri ile karşı çıkıyorlar.

Selahattin Demirtaş, ? Seni Başkan Yaptırmayacağız? çıkışıyla, detaylı bir müşavere yapmadan son noktayı koydu, bir daha da geri dönüş yapamadı.

Hatırlanacağı üzere HDP, Gezi olaylarında, Sırrı Süreya Önder´in bireysel bir eylemi dışında tarafsız kaldı ve gösterilere katılmadı. Hatta öyle davrandığı için de geziciler tarafından çok eleştiri almıştı.

Aslında HDP, o zaman doğrusunu yapmıştı, eğer Gezi olaylarına doğrudan müdahil olsaydı, belki de Çözüm Süreci hiç başlamazdı bile.

Öte yandan Başkanlık Sistemi, öyle sanıldığı gibi Kürtler için kötü bir yönetim şekli de değil. Başka bir ifade ile Başbakanlık Sisteminde, şimdiye kadar ne yarar görüldü ki, iyice tartışmadan başkanlık sistemine karşı çıkılıyor, anlayamıyorum.

Sadece Başkanla anlaşmak mı daha kolay yoksa Başbakanla, Bakanlarla, Muhalefet partileri vs ile anlaşmak mı? Başkan ikna oldu mu sorun büyük ölçüde çözülmüş oluyor.

Kürtlerin derdi Başkanlık ya da parlamenter sistemi dediğimiz güçlü Başbakanlık değil ki, esas sıkıntı, işleyen bir demokrasidir, insan haklarıdır, özgürlüklerdir ve eşit vatandaşlıktır. Bunu elde etmenin en kolay yolu da Başkanlık Sistemidir.

 

Şunu da artık kabullenmek lazımdır, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, yönetim konusunda tek iradedir. Halk, kendilerini büyük ölçüde destekliyor.

Öte yandan Erdoğan, Kürt meselesini de çok iyi biliyor ve Kürtlerle asgari müştereklerde nasıl anlaşabileceğinin de bilincindedir.

Türkiye, Mesut Barzani yönetimindeki Kürtlerle ile, şimdi nasıl anlaşabiliyorsa, Türkiye Kürtleri ile de Kuzey Suriye ile de her an meşru bir anlaşma zemini yaratabilir.

Bunu en iyi bilenlerden biri de Ağrı milletvekili Leyla Zana. Hatırlanacağı üzere Zana, TBMM de,  yemine başlamadan Şeref Locasında oturan Erdoğan´a bakarak, Kürtçe, meselesinin sadece kendileri tarafından çözülebileceğini söylemişti.

Binaenaley HDP, bütün bu gerçekleri nazara alarak politikalar üretmelidir.  Amaç üzüm yemek ise bunun yol ve yöntemi bellidir. 

 



Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor