1970’lerin başına kadar güvercin, sadece bir av hayvanıydı. Avcılar, dağlarda keklik veya ovalarda bıldırcın peşinde koştuğu gibi güvercinleri de avlıyordu. Lezzeti keklik kadar enfesti, avcılar için vazgeçilmezdi. Ancak bir söylenti yayıldı: “Güvercin masumdur, ahı tutar! Avlarsan bela kapını çalar.” Kimileri bunu dini bir uyarı olarak yorumladı, kimileri vicdanın sesi sandı. Bazıları ise “Güvercin avlayanların başına kaza geliyor, çoluk çocuk perişan oluyor” diye fısıldadı. Sonuç? Av tüfekleri güvercine dönmez oldu. İnsanlar vazgeçti, güvercin kazandı.
Peki ya sonrası? Güvercinler neredeyse evcilleşti! Şehirlerin kalabalık meydanlarına, AVM önlerine, otobüs duraklarına indi. Artık insanlardan kaçmıyor; çünkü kimse zarar vermiyor. Nadiren bir sokak kedisi fırsatını bulup birini kapıyor, o kadar.
İşte modern çağın en başarılı yaban hayatı koruma projesi: Korkutmayı bırak, avı kes; doğa dengesini kendi kurar. Her hayvan, ekosistemdeki görevine döner.
Bugün doğa dengesizliğinden şikayet ediyoruz: Keneler çoğaldı, yaban domuzları şehirlere iniyor, bazı bölgelerde kuşlar “fazla” diye ilaçlanıyor. Öte yandan keklik, tavşan, üveyik, bıldırcın gibi türler hâlâ yoğun av baskısı altında. Avcı vurdukça doğa boşluğu başka türlerle dolduruyor: Kene, fare, domuz, karga… Dengesizlik üstüne dengesizlik!
Üstelik yıllardır yasaklar, kotalar, cezalar yağıyor: “Günde bir keklik, av şu saatte başlar…” Ama cezalar yetmiyor. Böcekler türedi, haşereler çoğaldı, yağmurlar azaldı, mevsimler kaydı. Doğa sessizce haykırıyor: “Beni tüketirsen, sen de tükenirsin!”
Neden güvercindeki formülü diğerlerine uygulamayalım? Seçili av türleri için kültürel farkındalık yaratalım:
• Keklik için: “Kekliğin gözyaşı ve ahı siftahı kaçırır, bereketi yok eder, tarlayı kurutur.”
• Tavşan için: “Tavşan vurulunca bebek gibi bağırır; avlayanın evine hastalık girer, huzur kaçar.”
Camilerde vaazlar verilse, bu dalga yayılır. Üç-beş yılda av baskısı azalır, türler toparlanır. Yırtıcı kuşlar, tilkiler, çakallar devreye girer; denge doğal yoldan kurulur.
Elbette her türe uymaz: Ayıya “ahı tutar” dersen şehirlere iner! Ama seçili türlerde vicdan kartı neden oynanmasın? Yasaklardan önce kalplere dokunalım.
Belki bir gün… Dağdaki keklik güvercin gibi ayak altına iner, kimse tüfeğe davranmaz, ekmek paylaşılır. Kedi pusuda, tilki avda; ama insan baskısı kalkınca doğa matematiğini kusursuz kurar.
Güvercin öğretti: En güçlü koruma, tüfeği değil vicdanı hedef alır!
Doğa elden gidiyor. Dengeler bozulursa kıyameti biz getiririz. Bir mermiyle onlarca hayvan yaralanıyor; bulamadıklarımız acı içinde can veriyor. Avcıların “spor”u için mi? Tuzları kuru, ihtiyaç yok!
Yağmur yok, toprak nefes alamıyor, mevsimler kaydı. Dikkatli olalım. Ah dedirtmeyelim. Doğayı koruyalım – çünkü başka doğamız yok...
14750,82%2,00
43,04% 0,06
50,41% -0,12
6185,85% 0,64
10159,23% 0,51
Ağrı
06.01.2026