Tarih: 22.01.2017 11:52

ABDİGOR, HALİSE, DENGBEJLİK ve UNESCO

Facebook Twitter Linked-in

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı  (UNESCO), ilginç ve özgün gördüğü bazı kültürel değerleri koruma altına alıyor.

Böylece özgün kültürler, hem dünya halklarına tanıtılıyor hem de uzun süre yaşam alanı bularak insanlığın ortak mirası kimliği ile markalaştırmasına katkıda bulunuyor.

 Bir başka ifade ile yöresel olarak ya da bazı sosyal gruplarda var olan kültür ve geleneklere UNESCO, sahip çıkıyor ve dolayısıyla bunlar unutturulmuyor, bu kültürlerin sürekli yaşamasına yardımcı olunuyor.

Öte yandan koruma altına alınan kültür ve geleneklerin korunması ve idamesi için de gerekli destekler veriliyor ve yardımlar sağlanıyor.

Nitekim çıkan haberlerden anlıyoruz ki Türkiye´de yaygın olarak yenilen KEŞKEK yemeği de UNESCO tarafından koruma altına alınarak, Kültür Mirası olarak kabul edilmiştir.

Dolayısıyla Keşkek, artık bir dünya yemeği olmuş durumdadır. Daha önce de Mevlevi Semahı ve Aşıklık gelenekleri de yine bu yolla UNESCO´nun Kültürel Miras listesine girmişti.

Bu duruma göre Türkiye´de, sadece Doğubayazıt´a özgü olan ABDİGOR köftesi de özgünlüğü, ilginçliği ve lezizliği sebebiyle UNESCO tarafından kayıt altına alınabilir.

 Yıllardan beri sadece Doğubayazıt´ta yerel olarak yapılan, daha çok emek ağırlıklı olan bu yemek,  hazırlanması, görselliği ve sunumu itibariyle yiyenleri memnun eden, görenleri de hayrete düşüren bir köfte.

 Keza yine yemek olarak HALİSE de yapımı ve hazırlanması nedeniyle bir o kadar değişik bir kahvaltı yemeği. Görünüş itibariyle bazıları tarafından Keşkek´in benzeri olarak görülse de aslında çok farklı bir tat.

Halise´nin akşamdan başlayıp sabaha kadar kaynatılması ve de sürekli birileri tarafından karıştırılarak et ve buğdayın bütünleşmesi ve sabahın erken saatlerinde yenilmesi geleneği başlı başına bir özellik.

Öte yandan, özellikle Kürt kültüründe DENBÊJLIK de özgün bir sanat. Dengbêjlerin özellikle yanık kılamlar söylerken tıpkı din adamlarının ezan okuması gibi bir elini kulağına koyması, hiçbir müzik kültüründe görülmeyen bir olgu.

 Bu itibarla bu geleneklerin derlenmesi ve UNESCO´nun Somut Olmayan Kültürel Miras listesine girmesi için başvuruda bulunulması halinde mutlaka büyük bir ilgi çekecektir.
        

Doğal olarak bu gibi başvuruların ciddiye alınması için müracaatların resmi makamlar tarafından yapılması gerekiyor. O nedenle Devlet, Üniversite, Özel idare ya da belediye aracılığı ile bu taleplerin yapılması gerekiyor.

 Aslında böyle başvuruların üniversite tarafından yapılması çok daha anlamlı olur. Bu olmadığı takdirde Ağrı valiliği, İl Genel Meclisi, Kaymakamlık ya da Belediye tarafından da yapılabilir.

Böylece bu kültürlerin tamamı ya da biri, ikisi, UNESCO tarafından Acil Koruma listesine alınabileceği gibi, Kültürel Miras listesine de rahatlıkla girebilir.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —