KÜLTÜR ve SANAT

DOĞUBAYAZIT MEKTUBU

OSMAN EREN

I.

De ki Sadece isyanı değil

Acıların da şanını anlatır dağlar

?

Birbirini bilmez iki uyur vardır

Doğubayazıt?ın koynunda

Biri Ağrı?dır ki dağların en soylusu

En acımasızı, şefkatlisi ve en doğurganı

Biri de İshakpaşa?dır ki

Sarayların incisi...

Bir büyük acının mabedi

...

Dengbejler vursun bağlamanın teline anlatsın

Acıyı, aşkı, sevgiyi

Isıtsın içimizi amansız kışa karşı gümbürdeyen bir acem sobası misali

Ozanlar anlatır bu hikâyeyi dilden dile?

Ağrı?nın çocukları taşır yüreğinde

Ve analar serer feryatlarını yerden yere

?

Sınır çizgisinin buz tuttuğu bu coğrafyada

Analar acılarını katar doğurduğu oğlana

Pişirdiği aşa, yoğurduğu hamura

Kulak ver bu anlatılana, Ağrı?dan kopup gelen rüzgârın uğultusuna

Kulak ver bu senfoninin unutulan notalarına

II.

Hikâye o ki

Soylu bir paşanın

Kızıyla, demir ustası bir gencin

Sevdası Doğubayazıt?a sığmaz taşarmış

Ama? Paşa, kızıyla gencin evlenmesine

bir türlü yanaşmazmış

Oğlan kederinden yanarmış?

Kız derdinden ağlarmış

Paşaysa burnundan kıl aldırmazmış

?

Gel zaman?

Git zaman?

Demir ustası genci hakir gören

Devlet-i âlâ katında takdir olunan paşa

Kızını çuvalla altınları olan

Bir beyin oğluna vermiş

Doğubayazıt?ta?

Sofralar kurdurulacakmış günlerce

Kuzular, koçlar kestirilecekmiş düzinelerce

Kıssadan hisse...

Kız gelin olacakmış altınlara gönülsüzce

?

Oğlan öfkesinden günlerce

Örste ha babam demir dövmüş

Çekiç sesleriyle çınlatmış

Doğubayazıt?ı, Ağrı?yı

Ama? Öfkesi dinmemiş

Yüreğinin sızısı dinmemiş

Oğlanın isyanına

Kızının yakarışlarına

Paşa kulak vermemiş

?

De ki sevdanın büyüğü küçüğü olmaz

Sevda sevdadır

Başın dumanlıdır

Ne yapsan boşunadır

Söz geçiremezsin

Fermanlar boşunadır

,,,

Beyaz örtü altında

uyuyan bu coğrafyada

Analar esmer çocukların kara bahtını dokur

Ve her yaralı tarih

Yitik halklar doğurur

De ki bir yangından geriye sadece kül kalır

Ve her yitik halkın küllerinden

Doğacak bir Anka kuşu

Mutlaka vardır

III.

Örse yoksulluğunu yatırıp

Çekiçle döven yiğidin anasına söylediğidir:

Çıkam derim Ağrı?ya

Derdimi anlatmaya

?

Ananın oğluna söylediğidir:

Gitme derim oğul...

Ağrı?nın tepesi uludur;

hem de bulutludur

Bağrından binlerce kuş doğurur...

Binlercesi de yok olur.

?

Karla örtülü bir ovadır Doğubayazıt

Düşlerin rengidir beyaz

Sonsuz bir uykunun, unutuluşun,

apansız kayboluşun rengidir

?

Ve delikanlı...

Acısını yüreğine bastırıp

babasının mezarını ziyaret ettikten sonra

Bir bulut gibi sessizce çekip gitmiş Ağrı`ya

...

Derler ki paşa kızı,

oğlanı her gün döner diye beklemiş

Dualar okunmuş, Ağrı oğlanı geri vermemiş

Adaklar sunulmuş, Ağrı oğlanı geri vermemiş

Bilge kişilere gidilmiş,

Ağrı oğlanı geri vermemiş

?

Umutlar tükenince...

Oğlan geri dönmeyince

Kız zalim babasına şöyle söyler:

Senden son bir isteğim var baba:

Bir saray yaptır,

bana zindan olsun

Ağrı oradan kimseye görünmez olsun?

...

Paşa sarayı yaptırmaya başlamış

Doksan dokuz yıl sonra sarayı

İshak adında bir paşa tamamlamış

...

İşte hikâye böyle dostlar.

Tarih denilen kervan

Cevabı aranmayan gizemli bir soruya benzer

Tıpkı yüreği ezik bir yiğidin...

Ağrı`ya sığınması gibi...

Hem şaşırtır hem de kabullendirtir

IV.

Yıllar yıllar sonra...

Sarayın kâtibi Ahmed-e Xani?nin yazdığıdır:

-zin bı fındera dı peyive-

Yani ki?

"Zin muma seslenir?

Bazen mumla sohbet ederdi

Ey sırdaşım yanarsın sen de benim gibi

Ama konuşamazsın

Eğer sen de dile gelebilseydin

Benim gönlüm fazla yanmazdı

Benimle senin derdin farklıdır

O fark doğudan batıya kadardır

Doğu?sun sen? Ateşin görünüştedir

Ben ise batıyım içim ateştir"

?

Bugün aşkın güzelliğini görmek isteyenler

Cizre?de mem ü zin?in mezarına

Ellerinde mumlarla inerler

İshak paşa sarayını görmek isteyenler

Hüzünlü bir yıldız gibi parladığını görürler

Ve hep bu hikâyeyi dinlerler

Gerçek midir bilinmez

Ama..

Ne kadar uğraşırsan uğraş

İshak paşa?dan Ağrı dağı asla görünmez

Güney Solak

Doğubayazıt