Farklı şehirleri ve coğrafyaları gezdiğimde, bir doğasever olarak gözüm ister istemez hep yeşil alanlara, ağaç yoğunluğuna ve tabiatın korunma düzeyine takılır. Kendi memleketimle diğer şehirleri kıyasladığımda, doğaya verilen değer ve ağaçlandırma hususunda ne kadar büyük bir özeleştiri yapmamız gerektiği gerçeğiyle her defasında yeniden yüzleşiyorum.
Otuz Yıllık Değişmeyen Tablo: Köylerimiz Neden Ağaçsız?
1997-1998 yıllarında Mevlana Halit Mahallesi'nde, Cezaevi üst köşesindeki bir züccaciyede çalışıyordum. İş yerimizin arkası kapalı küçük bir kamyoneti vardı ve bu araçla Diyarbakır'ın neredeyse tüm köylerini gezerek çerçilik yapardık. O yıllarda köyleri karış karış gezerken bir doğasever gözüyle çevreyi sürekli analiz ederdim. Dikkatimi çeken ve içimi acıtan en somut gerçek; köylerimizin birçoğunda ağaç sayısının yok denecek kadar az olmasıydı.
Aradan 30 yıla yakın zaman geçmesine rağmen aynı köylere tekrar yolum düşüyor ve görüyorum ki ne yazık ki "aynı tas aynı hamam"... Aradan geçen onlarca yıla rağmen ne ağaçlandırma bilinci gelişmiş ne de o çorak manzara değişmiş. İnsanlarımızın fidan dikmeyi, yaşadığı ortamı yeşillendirmeyi neden yeterince önemsemediğini anlamakta ve kabullenmekte hâlâ güçlük çekiyorum.
"Geleceğe ne bir yol ne bir altyapı kadar kalıcı bir miras bırakabiliriz; en büyük miras, arkanızda bıraktığınız yeşil bir nefes ve gölgesinde soluklanacak ağaçlardır."
Topyekün Eğitim Şart: Sistemli Doğa Sevgisi
Bu sorunu çözmek için disiplinli ve planlı bir yaklaşım sergilememiz gerekiyor. İlkokul çağından başlayarak üniversite bitimine kadar tüm eğitim müfredatında doğa sevgisini, ağaç dikimini ve çevre bilincini uygulamalı olarak öğretmeliyiz. Aynı eğitim bilinci aile içinde de aşılanmalı; çocuklarımıza toprağa dokunmanın ve bir fidana can vermenin değeri öğretilmelidir.
Kurumsal ve Yerel Sorumluluk Çağrısı
Köy Muhtarları: Muhtarlık sadece yol, altyapı veya tapu işlerini takipten ibaret değildir. Köy muhtarları, köylerini yeşillendirmek ve geleceğe oksijen bırakmak adına fidan dikme hamlelerine öncülük etmelidir.
Şehir Merkezi Muhtarları: Mahalle düzeyinde fidan dikme kampanyaları düzenlemeli, yerel yönetimlerle dirsek teması kurarak taleplerini iletmelidir.
Valilikler ve Yerel Yönetimler: Yeşil alanı bulunmayan veya ağaçsız belirlenen köylere özel ağaçlandırma projeleri hazırlamalı, fidan teminini ve takibini sağlamalıdır.
Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri: Gençleri sürece dâhil edecek gönüllülük esaslı doğa ve fidan dikim kampanyaları organize etmelidir.
Gönüllü Olarak Göreve Hazırım
Bu konuda atılacak her adımı bir yurttaşlık ve insanlık görevi olarak görüyorum. Valilikler, belediyeler, muhtarlıklar veya sivil toplum kuruluşları ağaçlandırma ve fidan dikimi üzerine hangi çalışmayı başlatırsa başlatsın, ben bir doğasever olarak gönüllü olarak sahada çalışmaya hazırım. Benim gibi düşünen ve bu memleketin yeşillenmesi için küreğini alıp gelecek binlerce kişinin varlığından da hiç şüphem yok.
Lütfen gelin, hep birlikte elimizi taşın altına koyalım. Çevremize, köylerimize ve şehir merkezlerimize fidanlar dikelim; arkamızda dikili bir ağaç, gelecek nesillere ise temiz bir nefes bırakalım.
Saygılarımla,