Kadın…
Bazen bir annenin duasında, bazen bir çocuğun gülüşünde, bazen de hayatın bütün yükünü omzunda taşıdığı halde dimdik duran bir yürekte çıkar karşımıza.
Kadın, sadece bir evin değil; bir toplumun da temelidir.
Sevgisiyle büyüten, emeğiyle yaşatan, sabrıyla ayakta tutan, varlığıyla bulunduğu her yere anlam katan en kıymetli değerdir.
Bu yüzden ne söylenirse söylensin, ne yazılırsa yazılsın, bir gerçek asla değişmez:
Dünyaya en çok kadın yakışır.
Çünkü bir kadın dokunduğu yeri güzelleştirir.
Bir sofrayı berekete, bir evi huzura, bir çocuğun geleceğini umuda dönüştürür.
Yorulur ama belli etmez.
Kırılır ama yine toparlayan olur.
Üzülür ama en çok o teselli eder.
Hayat bazen en ağır yüzünü gösterse de kadın, içindeki gücüyle yeniden ayağa kalkmayı bilir.
Kadın sadece anılacak, kutlanacak bir isim değildir.
Kadın; emektir, fedakârlıktır, merhamettir, akıldır, alın teridir, mücadeledir.
Hayatın her alanında izi olan, yokluğu hissedilen, varlığıyla dünyayı güzelleştiren en büyük güçtür.
Bugün dönüp etrafımıza baktığımızda görüyoruz ki; hayatın en güzel yerinde hep bir kadının emeği vardır.
Bir öğretmenin sabrında, bir annenin duasında, bir işçinin alın terinde, bir öğrencinin hayalinde, bir hemşirenin şefkatinde, bir çiftçi kadının nasırlı ellerinde, bir genç kızın umut dolu gözlerinde aynı güç vardır.
O güç, hayatı taşıyan kadınların gücüdür.
Kadınlara sadece bir gün değil, her gün değer verilmesi gereken bir dünyada yaşıyoruz.
Çünkü kadın güçlü olursa toplum güçlü olur.
Kadın mutlu olursa gelecek güzelleşir.
Kadın hak ettiği değeri görürse, dünya daha vicdanlı, daha adil, daha yaşanılır bir yer olur.
Biz biliyoruz ki kadın; hayatın yükünü taşıyan değil, hayata yön veren en büyük değerdir.
Ve yine biliyoruz ki bir toplumun aynası, kadınlarına verdiği değerdir.
Bu duygularla; emeğiyle, sevgisiyle, sabrıyla, mücadelesiyle hayatı güzelleştiren tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü yürekten kutluyorum.
İyi ki kadınlar var.
Çünkü gerçekten de dünyaya en çok kadın yakışır.