Anadolu’nun en doğu ucunda, İpek Yolu’nun kalbinde yükselen İshak Paşa Sarayı, tam 99 yıl süren yapım hikayesi ve inşasında görev alan farklı milletlerin ortak dehasıyla dünya mimarlık tarihine geçti. Tek bir imparatorluğun değil; Türk, Kürt, Ermeni, Gürcü ve Acem (Pers) taş ustalarının, mühendislerinin ve zanaatkarlarının ortak alın teriyle yükselen bu saray, adeta çok uluslu bir sanat akademisi gibi çalıştı. İşte Doğubayazıt’ta bir asra yayılan o devasa birleşmenin can alıcı hikayesi.
99 Yıl Süren Kültürlerarası Şantiyede Kimler Çalıştı?
Doğubayazıt Sancak Beyi Çolak Abdi Paşa tarafından 1685 yılında temelleri atılan ve torunu II. İshak Paşa döneminde 1784 yılında tamamlanan saray, o dönemin dünyasındaki en kozmopolit şantiyelerden biriydi.
Ermeni Taş Ustaları: Sarayın dış cephesinde, taç kapılarında ve pencerelerinde yer alan o meşhur, dantel gibi işlenmiş bitki ve hayvan motiflerinin mimarı bölgedeki usta Ermeni taş işçileridir. Sert volkanik taşları bir nakış gibi işleyen bu ustalar, saraya estetik ruhunu verdi.
Gürcü Taş Mimarları: Sarayın dondurucu kış şartlarına, depremlere ve zamana meydan okuyan devasa duvar bloklarının örülmesinde ve tonozlu tavan yapılarında Gürcü mimarlık ekolünün statik ve mühendislik tekniklerinden yararlanıldı.
Selçuklu ve Osmanlı Ustaları: Sarayın genel yerleşim planı, revaklı avluları, kütüphanesi ve cami kubbesi tamamen klasik Selçuklu mimarisi ile Osmanlı saray geleneğinin sentezini taşıyan Türk yapı ustaları tarafından şekillendirildi.
Acem (Pers) İç Mimarları: Sarayın Harem dairesindeki iç duvar süslemeleri, çeşme detayları ve kabartma figürlerinde İran (Safevi/Acem) sanatının saray zarafeti ve bezeme sanatı etkili oldu.
Farklı Milletleri 1 Asır Boyunca Doğubayazıt’ta Tutan Güç Neydi?
Doğubayazıt, o dönemde Osmanlı ile Safevi (İran) imparatorlukları arasında bir sınır kapısı ve İpek Yolu ticaretinin en güvenli geçiş noktasıydı.
Sarayın inşasını üstlenen paşalar, bölgedeki kalıcı egemenliklerini ilan etmek ve her iki imparatorluğa da güç gösterisinde bulunmak adına bütçeden hiçbir masraftan kaçınmadılar. Çevre bölgelerdeki en yetenekli ustalar, din ve ırk ayrımı gözetilmeksizin, çok yüksek ücretler ve can güvenliği garantisiyle Doğubayazıt’a davet edildi. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu şantiyede babanın yarım bıraktığı taşı oğlu, ustanın yarım bıraktığı kemeri kalfası tamamladı. Farklı inanç ve milletlerden gelen yüzlerce insan, Doğubayazıt Ovası'nda tam 99 yıl boyunca barış içinde sadece bir sanat eseri üretmek için bir arada yaşadı.
Bu Ortak Dehadan Doğan İlki: Dünyanın İlk Kaloriferli Sarayı
Farklı milletlerin mühendislik bilgisinin bir araya gelmesi, sarayda döneminin çok ötesinde bir teknoloji doğurdu. Türk hamamlarındaki alttan ısıtma (tütsülük) sistemini inceleyen çok uluslu mühendis grubu, bunu tüm saraya yayma kararı aldı.
Bölgedeki yerel killi toprağı işleyen ustalar tarafından fırınlanan pişmiş toprak künk borular, taş ustaları tarafından duvarların içerisine açılan özel kanallara döşendi. Merkezdeki kazan dairesinde ısıtılan suyun buharı ve sıcak havası bu borularla odalara dağıtıldı. Böylece farklı milletlerin ortak aklı, dünyanın ilk merkezi ısıtma sistemine sahip sarayını insanlık tarihine armağan etti.