Doğubayazıt son yıllarda önemli bir değişim sürecinden geçiyor. Yeni binalar yükseliyor, mahalleler büyüyor, ilçemizin dört bir yanında inşaatlar devam ediyor. Elbette gelişen bir şehir için bunlar sevindirici gelişmeler. Ancak bu büyümenin bir de görünmeyen yüzü var.
Bugün ilçenin birçok mahallesi adeta şantiye alanına dönüşmüş durumda. Bunun en ağır yükünü ise ne yazık ki belediye omuzluyor.
Belediye ekipleri her gün büyük bir özveriyle sokakları temizliyor, yolları yıkıyor, çevre düzenlemesi yapıyor, yeni asfaltlar döküyor. Daha temiz ve daha yaşanabilir bir Doğubayazıt için gece gündüz demeden çalışıyor. Fakat verilen bu emek, ne yazık ki saatler içinde düzensiz inşaat çalışmaları nedeniyle gölgede kalıyor.
Yeni dökülen asfaltların üzerinden ağır iş makineleri geçiyor. Patlayan su hatlarından akan çamurlar gelişigüzel yollara bırakılıyor. Kum yığınları, demirler, tuğlalar ve molozlar kaldırımları işgal ediyor. İnşaat atıkları sokaklara savruluyor. Sonuçta hem yayalar zor durumda kalıyor hem de trafik her geçen gün daha da içinden çıkılmaz bir hâl alıyor.
Vatandaş ise karşılaştığı bu görüntüye bakıp çoğu zaman tek bir cümle kuruyor:
“Belediye çalışmıyor.”
Oysa gerçek bunun tam tersidir.
Sorun, çalışılmaması değil; verilen emeğin korunmamasıdır. Belediye gün boyunca yaptığı hizmeti akşama kadar ayakta tutmaya çalışırken, plansız ve özensiz yürütülen bazı inşaat faaliyetleri bu emeği birkaç saat içinde görünmez hâle getiriyor.
İnşaat yapmak elbette herkesin hakkıdır. Ancak kamuya ait yolları, kaldırımları ve yeni yapılan asfaltları korumak da herkesin sorumluluğudur. Hiç kimsenin yaptığı iş, kamu malına zarar verme ya da çevreyi gelişi güzel kirletme hakkı vermez.
Bu şehir yalnızca belediyenin değil, hepimizin.
Eğer bugün dökülen asfalt yarın bozuluyorsa, sabah temizlenen sokak akşam yeniden çamura teslim oluyorsa, bunun bedelini yalnızca belediye değil, bütün Doğubayazıt ödüyor. Çünkü kamu kaynakları yeniden aynı işe harcanıyor, vatandaş ise hak ettiği temiz ve düzenli şehir görüntüsünden mahrum kalıyor.
Artık herkesin aynı hassasiyeti göstermesi gerekiyor. İnşaatını yapan da, malzemesini bırakan da, iş makinesini kullanan da bu şehrin bir parçası olduğunu unutmamalı.
Çünkü bir şehri güzelleştirmek emek ister…
Ama o emeği yok etmek, ne yazık ki birkaç saatlik umursamazlığa bakar.