İstanbul Barosu Başkanlığına yeniden seçilen Ümit Kocasakal'ın, baronun internet sitesinde yer alan Kürtçe ifadeye yönelik eleştirileri tartışma konusu oldu.
2010-2016 yılları arasında üç dönem İstanbul Barosu Başkanlığı yapan ve Cumhuriyetçi Güç Birliği adayı olarak katıldığı seçimleri kazanan Kocasakal'ın, “Baroya Stenbolê nedir? Kürtçe bildiri yayınladılar” sözlerine hukukçulardan tepki geldi.
Eski Ağrı Barosu Başkanı Avukat Serdar Günakın ile Muş Barosu Başkanı Kadir Karaçelik, sosyal medya hesaplarından yaptıkları açıklamalarda Kocasakal'ın Kürtçeye yönelik yaklaşımını eleştirdi.
Ağrılı avukat Günakın: Diller arasında ayrım yapılmamalı
Eski Ağrı Barosu Başkanı Serdar Günakın, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İstanbul Barosunun Kürtçe adının kullanılmasına yönelik eleştirilere karşı çıktı.
Kürtçenin kullanılmasının yadırganmaması gerektiğini belirten Günakın, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Sayın Ümit Kocasakal,
‘Baroya Stenbolê’, İstanbul Barosunun Kürtçe adıdır.
İngilizce söylendiğinde yadırganmayan bir ifadenin Kürtçe söylenmesine duyulan rahatsızlık içinde inkâr barındırır, Kardeşlik hukukunu zedeler.
Kürtler de bu ülkenin tarihsel ve toplumsal kurucu unsurlarındandır. Bu ülkenin kuruluşunda, savunulmasında, acısında ve geleceğinde bizim de emeğimiz, kanımız ve alın terimiz vardır.
Bir hukukçudan beklenti; diller arasında ayrım yapmak yerine temel hak ve özgürlükleri savunmasıdır.”
Günakın, açıklamasında dil ayrımı yapılmaması ve temel hak ve özgürlüklerin korunması gerektiğini vurguladı.
Muş Barosu Başkanı Karaçelik'ten de tepki
Muş Barosu Başkanı Kadir Karaçelik de Kocasakal'ın açıklamalarına sosyal medya hesabından yanıt verdi.
Karaçelik, Kürtçenin İstanbul Barosunun internet sitesinde kullanılmasını savunarak şu ifadeleri kullandı:
“Değirmeninize su taşımamak için sustuk seçim sath-ı mailinde.
Şimdi cevap verelim sorunuza sayın @umitkocasakal_
Milyonlarca insanın annesinden öğrendiği, durmadan övünerek anlattığın tarihin harcında emeği ve direnişi olan, tarihin hiçbir kavşağında ihanet etmeyen, bu toprakların kadim halkı olan Kürt halkının dili olan Kürtçe Dil’inde İstanbul Barosu’nun karşılığıdır.
Mesela ‘İstanbul Bar Association’ denilse ki deniliyor ne garipsersiniz ne de bu kadar delirirsiniz.
Kendinizi ev sahibi bizleri de kiracı olarak görmekten vazgeçin.
Yaşadığımız toprakların sahibi ve bu ülkenin de paydaşıyız.
Harcında emeğimiz olan Cumhuriyetin muhafızı da siz olamazsınız.
Bence asli göreviniz olması gereken insan hakları savunuculuğu, aynı zamanda sağlıklı düşünce açısından bir terapidir. Şiddetle öneririm.”




