HÜSEYİN DUMLU BİR EFSANEYDİ…
Hüseyin Dumlu, Doğubayazıt´ın barış elçisiydi, halk tarafında sevilen bir kişiliğe sahipti ki, halen yad edilir, Kibirli olmayan, korkusuz ve cesareti herkesçe bilinen takdire şayan biriydi.
Tarih: 27.11.2017 13:57:17 / 926okunma / 0yorum
Fırat Beyazıt ÇELİK

             Rahmetli Hüseyin Dumlu´yu tanımayan yoktur, tabi ki, sonraki kuşağa karışmam, ama onlara da anlatmaya çalışacağım, abartısız, yalansız. Bak şimdi ondan söz edeceğim diye, yüreğim burkuluyor, gözlerim doluyor.

          Hüseyin Dumlu benim açımda çok münevver, karekteri düzgün, iylik  sever, herkesin yardımına koşar, yalanı sevmez, o gibi insanlarla muhatap olmazdı.

Kendisi rahmetlik annemin öz dayısı Sabri beyin oğluydu. Bizim öz dayılarımızdan daha iyilik  yaptı ve hep bizi kayırdı. Her gördüğü yerde  anlımızı öptüp, gizli, gizlice cebimize harçlık koyardı.

        Hüseyin Dumlu  benim açımda örnek bir insan ve heykeli dikilecek bir adam. Doğubayazıt halkı tarafında sevilen bir kişiliğe sahipti ki, hala yad edilir, kendisinde söz edilir. Kibirli değildi, oldukça mal varlığına sahipti, korkusuz ve cesareti herkesçe bilinen bir takdire şayandı.

          Doğubayazıt´ın barış elçisiydi, nerde kavga ve gürültü varsa ortama girer insanları barıştırırdı ve ne denli masraf varsa kendi karşılardı. Mertti, cömertti, babası rahmetli Sabri beyin yerine geçmişti.

       Bir defasında rahmetlik annemle biz ev bakıyorduk, bizi  gördü, arkasında bir sürü insan vardı, onları bırakıp, annemin yanına geldi ve "Naime xere tu çı dıgeri?" rahmetli annemde biraz asabiydi, "ez gora we dıgerım" güldü, söyle de sana yardımcı olayım, bu kıgınlıkla sana yardımcı olamam, dedi, annem ev arıyorum, yoksa sokakta kalacağız ,dedi, çarşının orta yerinde bir evi vardı, bize tahsis etti. Hatta Allah uzun ömürler versin Abdullah Dumlu´da kamyon ayarladı ve geldik taşındık, bir keresine bizim eve geldi, hepimiz evdeydik, hepimize göz koyarak rahmetli annemi kızdırmaya çalıştı, eeee NAİME hanım, kira vermiyorsun, ben mecburmuyum senin elektirik ve su paranı ödemeye?, annem, tamam, dedi ve yarın evini boşaltıyorum. Rahmetli Hüseyin dayım güldü, ve annemin başını öperek, "sen benim bacımsın, istediğin kadar kal, burası senin evin, çünkü sen Sabri beyin yeğenisin, bizim olduğu kadar, seninde burada hakkın var"   

       Abdullah Dumlu abimizin yan  tarafımızda  çok güzel bir evi vardı, kendi dükkanının üzerinde güzel bir ev yapmıştı, televziyonlar yeni çıkmıştı ve  Erzurum´da paket yayın yapıyordu, bizde akşam olduğu zaman, Abdullah abinin evine gider, televiyon seyir ederdik. Ne Abdullah abi, nede eşi sevgili yengem rahatsızlık duymazdılar.

              Rahmetlik babam Halit Çelik, Hüseyin Dumlu ile  birlikte ortaklaşa çok işlere  girerlerdi. Babam rahmetlik olduktan sonra, Hüseyin Dumlu artık bu gibi işlere son verdi. Ve hatta Allah rahmet eylesin Hüseyin dayımın sevgili eşi, Yeşim hanım babamın bir numaralı kızıydı, sevgi ve saygı bir birini kuvalıyordu .Rahmetli babam,"Yeşo"dediğinde, yengem el pençe hazırda bulunuyordu."he abi" deyip, istediğini beklermiş.

                Rahmetli Yeşim  yengem, rahıtsılanmış, Hüseyin dayım onu İstanbul´a getirmiş, bir  kaç akrabasını aramış, ama kimse oralı olmamış.

                    Bir keresinde Hüseyin dayım, çarşrı caddesinde İhsan Özkan´ın dükkanın önünde oturmuş, çay içiyirdu. Hiç unutmam Sunar sinemasın´da Kemal Sunal´ın  Sahte Kabadayı filmini arkadaşlarla izlemeye gidecektim. Karnımı doyurmak için fırında çeyrek ekmek almış, pantolumun cebine koymuştum, çünkü benim param o kadarına yetmişti .Meğerse cebimdeki ekmeği, sigara sanmış, Hüseyin dayım beni gördü ve yanına çağırdı, gittim elini öptüm ,buyur dayı, emir et, dedim. "bana bir sigara verirmisin" dedi, ben de sigara kullanmadığımdan, dayı ben sigara içmiyorum ki, dedim Demek sigara kullanmıyorsun ha!, Bana okkalı bir tokat attı ve cebimdeki ekmeği çıkarttı. Birden rengi soldu ,gözleri doldu, oğlum bu ne?, dedi, dayı arkadaşlarla sinemaya gidecektim, karnım aç, karnımı doyurmak  için fırında çeyrek ekmek aldım, dedim. Göz yaşlarına hakim  olamadı, başımı kucağına alıp, defalarca öptü ve beni İhsan Gürsoy´un lokantasına götürdü, o zaman Yıldırım Gürsoy kasanın başındaydı, bu benim yeğenim, ne yerse verin, parasını ben ödüyecağım, dedi. Yıldırım Gürsoy benim arkadaşımdı. Garsonlara talimat verdi, ama ben hiç bir şey yemeden, eve doğru yol aldım.

        Rahmetli Hüseyin dayım hesabı vermeye gidiyor, ama hiç bir şey yemediğimi öğrenir ve o hızla bizim eve geldi. İçeri girer girmez beni sorunca, rahmetli annemde tedirginlik bir şekilde, "ne oldu Hüseyin, senin bu telaşın neden, yoksa Fırat sana karşı bir terbiyesizlik mi yaptı?" yok, Naime yok sadece Fırat´ı görmek istiyorum" çıktım karşısına, yine beni o koca gövdesi ile kucaklayıp, öptü." niye yemek yemedin, sinemaya neden gitmedin?"canım istemedi, dayı, dedim. Rahmetli annem şaşkın bakışlar arasında "ne oluyo?" deyince, "Fırat sana bir şeyler anlatmadımı Naime?"dedi. "Annem yok dedi, ne oldu ki,?"Boş ver dedi, dayı yeğen arasında böyle vakkalar, olur, dedi.

           Ben Doğubayaıt´a gittim, Hüseyin dayımın elini öptüm, bana İstanbul´a geldiğini ve ilgisiz kaldığını anlattı. Utandım başımı yere eğdim, çok  güzel laflar etti, ama yazmama gerek yok.

         Sonra babamla birlikte ektiği tarlaları Mehmet abime emanet etmişti, ama ne var ki, Mehmet abi babam gibi verimli olmamıştı. Tezgahı zararla kapattı ve bana şunu iletti, "ben senin babanı çok ama çok özlüyorum" ben de şunu söylüyorum, "koca gövdeli adam, bizde seni, ama çok özlüyoruz, mekanın cennet olsun, Ehmede Xanı senin komşun olsun...

      Hüseyin Dumlu´yu az anlattım, ama adam gibi adamdı…

      Mekanı cennet  olsun....

Anahtar Kelimeler: HÜSEYİN, DUMLU, EFSANEYDİ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
SIKINTI VAR… (15 Ekim 2018 - Pazartesi)
BAY-DER´İN DÜNÜ BU GÜNÜ… (17 Haziran 2018 - Pazar)
CANIM KARDEŞİM ASIM ÇELİK… (30 Mart 2018 - Cuma)
BAY-DER ARTIK BURSLARLA İLGİLENMİYOR. (25 Şubat 2018 - Pazar)
ÖZTÜRK´LERİN MUHTEŞEM DÜĞÜNÜ… (22 Ocak 2018 - Pazartesi)
DOST!... (09 Aralık 2017 - Cumartesi)
BU RÜYALAR BİR GERÇEK OLSA!... (11 Kasım 2017 - Cumartesi)
20.YIL TEŞEKKÜRÜ… (05 Kasım 2017 - Pazar)
20. YILA GİRERKEN… (08 Eylül 2017 - Cuma)
EVLERİMİZ ESKİDEN KERPİÇTENDİ… (19 Haziran 2017 - Pazartesi)
ABDULLAH SEMETAY ve İYİLİK-DER… (04 Haziran 2017 - Pazar)
BUNLAR BİRER ÖRNEK!... (11 Mayıs 2017 - Perşembe)
İKİ GÜZEL DOSTA SELAM OLSUN… (20 Nisan 2017 - Perşembe)
HER ŞEY DOSTANE OLMALI!... (02 Nisan 2017 - Pazar)
ACIYI BAL EYLEDİK... (28 Şubat 2017 - Salı)
MENAJERLİ SANATÇILARA DEMEM ODUR Kİ… (22 Şubat 2017 - Çarşamba)
MERVE VE HÜSEYİN´İN DÜĞÜNÜ… (09 Şubat 2017 - Perşembe)
DOSTLARIN YENİ YIL MESAJLARI… (31 Aralık 2016 - Cumartesi)
19. YILIMIZA GİRERKEN… (01 Aralık 2016 - Perşembe)
BU METİN´İ İYİ OKUMAK LAZIM… (16 Kasım 2016 - Çarşamba)
DOĞUBAYAZIT´LININ DİK DURUŞU… (27 Eylül 2016 - Salı)
BAZILARI BUNLARI BİLMELİ… (10 Eylül 2016 - Cumartesi)
MUSA TURAN´IN SELAMI VAR… (29 Temmuz 2016 - Cuma)
BAY-DER´İN BAŞINA GELENLER (02 Haziran 2016 - Perşembe)
BENİM METİN´LERİM... (02 Mayıs 2016 - Pazartesi)
BAZILARINA BUNLARI ANLATMAK LAZIM... (03 Mart 2016 - Perşembe)
DİYADİN-DER (17 Şubat 2016 - Çarşamba)
SİZİN, SİZDEN HABERİNİZ VAR MI?... (24 Aralık 2015 - Perşembe)
BAY-DER NELER EDER?... (27 Kasım 2015 - Cuma)
AĞRI`DAKİ İDARECİLERİ ELEŞTİRİRKEN... (28 Eylül 2015 - Pazartesi)
ARADA BİR DOĞUBAYAZIT´I YAD ETMEK... (27 Eylül 2015 - Pazar)
CEVAT İSSİ´DEN YANIT GECİKMEDİ… (12 Ağustos 2015 - Çarşamba)
DOĞUBAYAZIT´LI İŞ ADAMLARINA SESLENİŞ (06 Ağustos 2015 - Perşembe)
DOĞUBAYAZIT VE İRAN (25 Temmuz 2015 - Cumartesi)
DOĞUBAYAZIT´TAN KOBANİ´YE UZANAN ELLER (09 Temmuz 2015 - Perşembe)
BAY-DER İÇİN İFTAR VAKTİ (04 Temmuz 2015 - Cumartesi)
AĞRI´NIN AĞRILARI VAR!... (01 Temmuz 2015 - Çarşamba)
VİLAYETİMİZİ GERİ İSTİYORUZ (19 Haziran 2015 - Cuma)
BAY-DER´İN PİKNİĞİ ŞÖLENE DÖNÜŞTÜ, (17 Haziran 2015 - Çarşamba)
BANKALAR KESİK ATIYOR (04 Haziran 2015 - Perşembe)
Sayfa:
E-Gazete -2-
SAYFA EDİTÖRÜ
RESMİ İLAN
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Ağri için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
05:36 07:20 12:20 14:45 17:03 18:34
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Melaike, çanı olan kervana arkadaş olmaz.

Hz. Muhammed
Dolma iç için kullanacağınız pirincinizi mutlaka ılık suda bekletip yumuşatın ve nişastasından arındırmak için birkaç defa sudan geçirin. Böylece içinin sert kalmasını önlersiniz. Dolmamızın daha lezzetli olması için sızma zeytinyağı kullanın.

Dolma - Sarma Tarifleri İle İlgili Püf Noktaları
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
İLETİŞİM