Egazete


  • Cuma 25 ° / 8 ° Parçalı bulutlu
  • Cumartesi 20 ° / 12 ° Fırtına
  • Pazar 24 ° / 8 ° Güneşli

Ağrı

25.09.2020

  • İMSAK 04:28
  • GÜNEŞ 05:51
  • ÖĞLE 12:05
  • İKİNDİ 15:27
  • AKŞAM 18:08
  • YATSI 19:25
  • BIST 100

    1.124%0,41
  • DOLAR

    7,6680% 0,56
  • EURO

    8,9142% 0,12
  • GRAM ALTIN

    458,20% 0,05
  • Ç. ALTIN

    756,03% 0,05


Anahtar Kelimeler: ?Bazîd Öğrenci Kolektifi?

Susmak nedir bilmez bir Hareket:

?Bazîd Öğrenci Kolektifi?

Yeni Sosyal Hareketler Paradigması Bağlamında
Doğubayazıt’taki ‘Bazîd Öğrenci Kolektifi’nin
Sosyolojik tartışması
Hatice Özhan Yazıyor
13 mayıs gecesi Soma Maden Ocağı’nda meydana gelen faciada 301 madenci yaşamını kaybetti. O gün ölüm yine bir sayı değeri kazandı, aldığı canların karşılığında. 301 can aldı ve kan ve barut kokusu genzimizi yaktı, başımıza dünyalar yıkılırken. Her insan bir dünyadır der romanında Pualo Coelho. Bir tek insanın yok edilmesi aslında bir dünyanın yok edilmesi demektir. Soma’da kaybedilen 301 can, hepimizin biricik/bir tane olarak kabullendiği dünyanın aslında 301 can olduğunu gösterdi. Dünya, Soma’da 301 kez başımıza yıkıldı. Korunaklı dünyalarımız kömürün karasına büründü ve herkes yangın merdivenlerine açılan hayatlarının aslında hiç de güvenilir olmadığını fark etti. Üzeri bilinçaltı ile örtülen tekinsizlik hali, Soma’da yitirilen 301 dünyayla başını kaldırdı. Bize ilk söylediği ise “susmayın” demek oldu. Çünkü hayat devam etmiyor. Bu sadece bir ezberden ibarettir. İnsan hayatını, delikli bir kumbaraya çevirenlerin sizlere ezberlettirdiği lâl bir nakarattan ibarettir bu. Bizler de vaktiyle o kumbaraya, hayatı daha yaşanılır görebilmek adına umutlarımızı atmıştık; ama içerisine atılan her umut daha biz arkamızı dönmeden birer birer düşmüştü içinden. Yine de, umutlarımızın birikiminden duyduğumuz sanrılı sevinç bizlere kömürün karasını akpak gösterirdi. Bu sanrının farkına vardığımız an ile ölümü merhabalayışımız bir oldu. Bu yüzden sakın ola, ardımızda bıraktığımız enkazın üzerine hayat örmeyin; çünkü bu temelin altında ölüm saklı. Susmayarak, konuşarak atın ölümü dünyadan!..
301 canın, isyana çağıran bol monologlu vasiyeti Doğubayazıt’ta yankısını buldu. Dünyanın halen de yaşanılabilir olabileceğini tahayyül etmekten asla vazgeçmediklerini gösteren lise son sınıf öğrencisi dört genç: Fırat Arslan, Halil Özbey, Ozan Karatay ve İbrahim Karaman. Yüzlerine asılı kararlılık elbisesinden bizlere giydirten bu dört genç, çoktandır ütopyalarının peşinden yola revan olmuşlar. Ütopyaları ile Platon’a bile dudak uçuklattıran bu dört genç, amaçlarının olduğu yolda yürürken Soma’da yükselen patlama sesine irkildiler. Etraflarını, tüm her şeyin karanlıkça yutulduğu, tozdan bir heyula sardı o an. Ama orada gözenekleri tıkanmayan bir şey kalmıştı ve o da vicdandı. Soma’yı Bazid’ten gördürten vicdan, ütopyalarının merkezine insanın kurtuluşunu, özgürlüğünü ve nihayetinde mutluluklarını koyan bu dört genci, maden cinayetinde yitirilen 301 insanın “susmayın” vasiyetini yerine getirmek için harekete geçirtti.
Kendilerinin deyimiyle “tekerleksiz bir hareket” olan ‘Bazîd Öğrenci Kolektifi’, Soma için bir yürüyüş düzenledi. Yürüyüşe katılan yaklaşık 700 öğrenci Soma’daki katliamı yekvücut kınadılar. Öğrencileri demokratik tepkilerini göstermek üzere yekvücut eylemeyi başaran ‘Bazîd Öğrenci Kolektifi’, muhalefetin kamusal alana taşırılmasını sağlamıştır. Bu sebeplerle kolektif, özgün bağlamı içerisinde bilimsel yönden araştırılmayı hak ediyor kanımızca.
‘Bazîd Öğrenci Kolektifi’ni tanıyalım:
Doğubayazıt’taki tüm liseleri, kurumsal üye kapsamına alan Hareket, liselerin öğrenci temsilcileri düzeyinde çalışmalarını yürütmekte. Hareketin fiili ve teorik çalışmaları ise Fırat Arslan, Halil Özbey, Ozan Karatay ve İbrahim Karaman adlı gençlerce yürütülmektedir. Henüz bir yaşında olan kolektif başlangıcını en ilkin öğrenci hakları ile hak ihlallerinden ileri gelen özgün sorunlara pozitif çözümler üretmek ile veriyor. Sonrasında ise, kolektif üyesi Arslan’ın da ifadesi ile “ Hareketimiz insan merkezlidir, ve kendimizi sadece öğrenci merkezli tutamazdık. İnsana dair her soruna çözüm üretebilmek, mevcut sorunlaı eleştirmemiz gerekiyordu. Bu yüzden de, kolektifimiz konu sınırını aşarak toplum ve birey ile ilgili her sorunu gündemine aldı.”
Birey ve toplumla ilgili sorunların fiili ve teorik yöntemlerle çözümünü gündemlerine alarak ajandalarını geniş tutan kolektifin, daha iyi anlaşılması için arkeolojisine inmek gerekmektedir. Hareketin usül, amaç ve yöntemleri ile ilgili tüm ipuçları bir araya getirildiğinde kolektifin karakter analizi bize şunu göstermiştir:
‘Bazîd Öğrenci Kolektifi’, amaçları ve işleyişi bakımından yeni sosyal hareketler paradigması bağlamında tartışılacak bir konudur, ve mekan boyutunda ise Doğubayazıt içerisinde bir arketipe sahiptir. Bu bağlamda da, kolektife ‘Hareket’ ifadelendirmesi en uygundur ve arkeolojisini de bu çerçeve içerisinde değerlendirmeye almak en gerçekçi ve doğru olandı/r. Öncelikle teorisini Alain Torunain’den alan ‘Yeni Sosyal Hareketler’i ve öncesinden sosyal hareketler konusunun özetçe bir arka planına inmek gerekir, ki ‘Bazîd Öğrenci Kolektifi’ni de bu çerçevede neden değerlendirdiğimiz anlaşılabilinsin.
Bu bağlamda Sosyal Hareketler ile Yeni Sosyal Hareketlerin arka planlarına kısaca değinelim:
Sosyal Hareketler ve çıkış nedeni ile başlangıç-gelişim seyri
Sosyal hareketler; 1960’ların sonunda öğrencilerin başlatmış olduğu muhalif hareketin tabanı üzerinden gelişen bir harekettir. Endüstrileşmenin doğal yaşam ile özelde insan yaşamı üzerindeki olumsuz etkilerinin anlaşılması toplumsal alanda bir tepki hareketinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Öğrenciler nezdinde başlatılan bu hareketin nihai amacı çevrenin kirlenmesi önlemekti. Sosyal hareketler bu bağlamda, karşıt bir durumu ifade eden organizatif bir oluşumdur ve organizatif hareketlerin en birinci yapısal özelliği gruplar katılımı ile gelişip büyüyen olumlu bir süreci anlatır. Sosyal hareketlerin en temel özelliklerinden biri de ortak kimlik ve inançla oluşturulmuş kolektif dayanışma biçimidir. Hareket baskı gruplarının atomik bir toplamı olarak değerlendirilir. Nihayetinde, baskı grupları siyasal sistemin değişmesi ve toplumsal değişimin önünü açması gibi bir amaca sahiptir. Nihai çözüm hedefi barındırdığından toplumda var olan sorunların bir dışavurumudur. Dünyanın içerisinden geçtiği büyük siyasal ve toplumsal sorunların yıllar içerisinde boyut ve biçim değiştirerek artması da bilhassa da 1980’li yıllarda sosyal hareketlerin tabanını büyüterek genişlemesine yol açmıştır. Toplumsal alanda mevcut değerler sistemine karşı alternatif bir düşünce olarak kendisini gösteren bu hareketler, işçi hareketleri gibi hareketlerden ayırmak üzere “Yeni Sosyal Hareketler” olarak isimlendirilme yoluna gidilmiştir. “Yeni Sosyal Hareketler” bu yeni haliyle yurttaş inisiyatifleri, alternatif hareket, feminist hareket,
ekoloji hareketi, anti-nükleer hareket gibi hareketlerin ortak adı olmuştur.
İlk kitlesel eylemlerini Soma Maden Katliamı ile veren Bazid Öğrenci Kolektifi de, Yeni sosyal hareketlerin aşağıda belirteceğim özellikleri nedeniyle bir karakteristiğe sahiptir. Bu nedenle de yeni sosyal hareketler içerisinde bir yeri olan ‘Bazîd Öğrenci Kolektifi’nden görüştüğüm dört gencin kolektiflerine dair anlatımları ve çalışmaları hakkında yaptıkları bilgilendirmeleri sunacağım.
Bazid Öğrenci Kolektifi’nin, yeni sosyal hareketlerin özellikleri bağlamında karşılaştırmalı değerlendirmesi:
- Yeni sosyal hareketlerin üyeleri ya da sempatizanları ilgilendikleri konu ya da ortak sorun etrafından bir araya gelerek, toplumun desteği ile protesto ve benzeri çeşitli etkinliklerde bulunarak yöneticiler ve politikacılar üzerinde baskı kurmaya çalışmaktadırlar.
Fırat Arslan: Öğrencilerde ve toplumda sorunlara karşı bir süreden sonra bir duyarsızlaşma olduğunu gözlemledik. Dördümüzün ortak gözlemiydi ve aramızda bunun tartışmalarını yürüttük ve ortaya bir şeyler çıkarmaya çalıştık. Bizim bu oluşumu oluşturmaktaki esas amacımız, öğrenci haklarını, öğrencilerin karşılaştıkları sorunları çözmeyi esas almakla birlikte toplumdaki diğer sorunları da kendi gündemimize aldık. Daha farklı bazı konuları ele almaya çalışacağız. Öğrencilerin karşılaştıkları sorunların gündeme gelmesi ve bundan duyulan rahatsızlığın bilince çıkmasını sağlaması bakımından çok önemlidir. Öğrencilerin karşı çıkması, muhalefet etmesi bakımından çok önemlidir. Aykırı bir tavrın oluşması bakımından çok önemlidir.
Halil Özbey: Kendi aramızda tartıştık bunu, bu facianın bir katliam olduğunu biliyorduk ve öğrencilerinde ciddi tepkileri vardı. Sessiz kalmak iyi değildik, toplumu bilinçlendirmek istedik. Kurumlarla diyaloga geçtik, tepkiler şöyleydi: Siz daha önceleri neydeydiniz, toplumun böyle bir tepkisi oldu. bu tepkiler bağlamında, Bazid öğrenci kolektifi daha toplumsal olacaktır. Toplum susmasın. Sorunları bireysel tepkilerden çıkarıp toplum mal etmek, toplumda duyarlılık yaratmak gibi bir amacımız olsun. Biz baskı grubu olmak istiyoruz. Toplumda eski düzeyde değil ki daha çok haklarının farkındalar. Kolektif, yerelle sınırlı kalmayacak. Van depremi bir örnektir. Orada olanlar, sonuçları herkesin sorunuydu, bir bölgeye mahsus değildir. Her sorunu kendimizin sorunu olarak görmekteyiz. Gökkuşağı hareketidir. Her fikirden kişileri, öğrenciler katıldı. Dördümüz bile birbirimizden çok farklıyız. Bireyselliğe önem vermiyoruz.
Ozan Karatay: Soma olayında bir duyarsızlık gördük, bu gibi olaylarda kanıksanmış bir tepkisizlik vardı.
Amacımız toplumu harekete geçirmektir. İktidarı baskı altında tutmak gerekiyor.
Toplum böylelikle de ortadaki sorunların bilincinde olur,amacımız toplumu harekete geçireceğiz. Böyle olursa iktidardakiler, yetkili ağızlar bizi dinlemek zorunda kalacaklardır.
Herkes buraya katılmalı, üst noktaya çıkarmalıyız. Herkesi temsil ediyoruz. İnsan merkezliyiz.
İbrahim Karaman: öğrenciler toplumun gelişmesinde role sahiptir, ve önemlidir. Öğrenciler, dışlanılmayla karşı karşıyadır ve biz de öğrencilerin toplumdaki yerine dikkat çekmeye çalışıyoruz. Bunu da öğrenci kolektifinde ifa ediyoruz.
-Karşı bir harekatı ya da mevcut düzeni eleştiri olarak nitelendirilen yeni sosyal hareketlerin maddi çıkar ilişkilerinden çok daha farklı bir boyutu bulunmaktadır. Bu hareketlerin toplumdaki diğer menfaat birlikleri gibi, üyelerine herhangi bir maddi çıkar sağlama amacı yoktur. Oysa yeni sosyal hareketlerin içerisinde yer alan grupların sınıfsal bir çıkar ilişkisinden çok daha ileri kaygılar taşıdıkları görülmektedir.
Fırat Arslan: Amacımız toplumda birtakım durumların düzelmesidir. Buna öncü etmek gibi bir amacımız söz konusudur. Tek beklentimiz toplumun sorunlarına elimizden gelen sivil muhalefet yolu ile çözüm bulabilmektir. Kolektifin tek arzusu, toplumun bireylerin mutsuzluğuna yol açan düzenin değişmesidir.
Halil Özbey: Sistemin değişmesi gerekmektedir. Yerelden başlayarak toplumun değişmesine, kendi sorunlarını sistemi eleştirerek çözen bir seviyeye gelmesini istiyoruz. Öğrenci gözü ve enerjisi ile toplumun değişebileceğine inanıyoruz. Bundan öte bir çıkarımız asla yoktur. Bunun için gece gündüz durmadan çalışmak isteriz, yeter ki toplumda demokratik bir muhalefet ortamı oluşabilsin.
Ozan Karatay: öncelikle ben kendimce bir toplum tanımı yaparak fikirlerimi belirtmek istiyorum. Düzelmesini, değişmesini ve demokratik muhalefete katılarak kendi kaderini tayin hakkını elde etmesini istediğimiz toplumu tanımlamak istiyorum. Toplum; ortak yaşam alanıdır ancak birbirini sınırlamadığı sürece. Özgürlük ortamını idealize ediyoruz. Fikirlerin tam olarak ifade edildiği mükemmel bir toplum yoktur belki ama yine de özgürlüğün sağlanılması gerekir.
Herkes buraya katılmalı, üst noktaya çıkarmalıyız. Herkesi temsil ediyoruz. Bizim için esas olan insandır.
Türkiye yaşanılmayacak bir ülke durumundadır. Zira biz bunu okullarda da görüyoruz, sistemin kölesi olmuş insanlar bizleri de köleleştirmektedir. Bunlar ülkeyi daha çok yaşanılmaz duruma koymaktadırlar. Dünyada Türkiye’de özgürlük yok. Dünya bana göre öğrenci gözüyle yaşanılmaz bir yer ve ÜTOPYAYI arıyoruz biz. Ve bunu bulacağız bu. Özgürlüğün sınırlanmadığı bir toplum idealim var. Bundan başka bir beklentimiz yoktur. Ütopyamızı yakalamak istiyoruz, tek beklentimiz budur.
İbrahim Karaman: kolektifin amacı öğrencilerin sorunlarına çözüm bulmak ve buradan doğan enerji ile toplumun sorunlarına el atmaktı. Ama şimdi her iki alanla da ilgiliyiz ve ilgili çalışmalar yapmaktayız. Vicdani ve toplumsal yükümlülüklerimiz var biz her iki yükümlülük söz konusu iken sorunlar karşısında sessiz kalamayız. Zamanımızı teorik ve pratik alanlarda neler yapabiliriz diye buna ayırmış durumdayız. Tek beklentimiz çözüm üretilebildiğimizi, yükümlülüklerimizi yerine getirdiğimizi görebilmektir.
Sembolik Bir Bütünleşme:
-Sosyal hareketi sürdüren grup "biz duygusu" ile karakterize edilir. Bu aidiyet duygusu diğerleri, onlar gibi farklılaştırma temelleri üzerinde gelişerek, sosyal hareketin ortak kimliğini ortaya çıkarır. Sosyal harekete katılan kişiler, diğerlerine ya da rakiplerine karşı açıkça biçimlenmiş, grup için sınır görevi yapan "biz duygusuna- WirGefühl" sahiptirler.
Fırat Aslan: Hareketimizi bireysel hırslardan ve iktidar ilişkilerinden uzak tutuyoruz. Ortak bir emek süreci olarak değerlendiriyoruz. Biz duygusuyla hareket ediyoruz. Sorunlar nasıl ki hepimizinse çözümleri ile karar süreçleri de ortaktır. Kimse kimseden üstün değildir, dördümüz de bu duygu ile hareket etmekteyiz. Kolektifin de anlamı ve amacı da biz duygusu üzerine kurulmuştur.
Halil Özbey: Toplumdaki sorunları şahsi sorunlarımız olarak görmekteyiz. Bir yerde bir acı, yoksunluk, hak ihlali varsa ve yetkililer buna karşı dilsiz kalıyorsa bu durum bizim için şahsileşmiştir artık. Bir araya gelerek bunu nasıl çözeceğimizi aramızda tartışırız. Sorunları ele alış biçimimiz ile yaklaşımımız ise asla şahsi, bireysel üstünlüklerimizi esas alan bir biçimde değildir. Bu bir aidiyet duygusudur. Bir diğer aidiyet duygusu ise kolektife yaklaşımımız ile ilgilidir. Dördümüz de, tüm diğer öğrencileri de aynı kümede görmek ile birlikte, biz duygusu ile bütünleşiriz.
Ozan Karatay: Bizi bir araya getiren öğrencilerin yaşadıkları sorunları nasıl çözebiliriz üzerineydi. Okul yönetiminden ve buradaki idari işleyişten ileri gelen iktidar merkezli davranışlar ciddi özgürlük sorunları yaratıyordu ve bu sorunlar tüm öğrencileri ilgilendiren sorunlardı. Bir kere bu sorunlu olsa da biz duygusunu oluşturan ilk faktördür. Ortaklık duygusu oluşturur ve herkes elinden gelen çözümü fikir masasına koyar. Dördümüzün bu nedenle aramızda yaptığımız tüm tartışmalar ve aramızda oluşan duygusal BİZ’i oluşturur.
İbrahim Karaman: öğrenciler toplumun gelişmesinde role sahiptir ve önemlidir. Öğrenciler, dışlanılmayla karşı karşıyadır ve biz de öğrencilerin toplumdaki yerine dikkat çekmeye çalışıyoruz. Bunu da öğrenci kolektifinde ifa ediyoruz. Biz duygusu ile hareket ediyoruz, her şeyin başı bireydir ve buradan bir toplumsal hareket yaratmaya çalışıyoruz, birlik düşüncesinin oluşması için bu duygu çok önemlidir. Kolektif düşünce de herkes ayrı pencereden baksın ki doğru fikri bulabilelim.
Amaç:
-Sosyal hareketin karakteristik özelliği, devlet ya da toplumda yapısal değişime yönelmektir. Bütün sistemin değiştirilmesi söz konusu değildir; aksine istenilen sosyal değişim sınırlı bir değişimdir. Diğer bir ifade ile, sosyal hareket, kendince önemli görülen unsurları değiştirmek amacındadır (KR.AHE,2001). Sosyal hareket sosyal bir değişimi başlatmayı, önlemeyi ya da etkisini azaltmayı ister. Sosyal hareket bu isteklerini kamuoyuna çeşitli yerel nitelikte protestolar aracılığı ile iletir.
Toplumsal kültür ya da güçlü bir yönetim anlayışı olarak yerel demokrasi eleştirel kamuoyu, itirazlar, protestolar, doğrudan katılım ve kendi kendine yardım gibi gruplar bu sayede toplumda yaşam alanı bulmuştur (ROTH, 1998).
Yönetim sistemi içerisinde yeterince temsil edilemeyen ya da seslerini
duyuramayan yurttaşlar tarafından baş vurulan bir tür yönetime katılma
yöntemi olarak karşımıza çıkan sosyal hareketler, partilerin ihmal ettiği ya da
temsil ettiği düşünceleri kamu yönetimi karşısında yeterli bir şekilde dile
getiremediği alanlarda ortaya çıkmaktadır. Yönetimle yurttaşlar arasında olası huzursuzlukların giderilmesi için yurttaşların yönetime katılma kanallarının açık olması gerekir.
Fırat Arslan: Henüz büyük çapta bir eylemimiz olmadı ama aramızda bunun yoğun tartışmasını yürütüyoruz. Şimdiden bile öğrencilerin ilgileri oldu, açtığımız face sayfamızda öğrencilerin kendilerini ifade ettiklerini fark ettik, görüyoruz. Bu oluşum, teorimizi pratiğe geçireceğiz, okul yönetimimizden ileri gelen otoriter davranış ve uygulamaların yanında başka türlü olumsuzluklarda var. Akran zorunluluğundan tutun da her türlü sıkıntı var. Ve bunlarla mücadele içinde herkesin bilinçlenmesi gerekecektir. Şimdiki durumumuz, eylemler, teatral eylemler yolu ile kendimizi ifade etmektir. Daha sonra sempozyum, toplantılar gibi etkinliklerle amacımızı duyurmak istiyoruz.
Bazîd’te keşfedilmemiş, farklı düşünen çok insan var ve ben bunların keşfedilmesi gerekiyor. Burada sanatsal etkinliklerin yapılmasını düşünüyoruz. Entelektüel bir toplum yaratmak istiyoruz ve herkesin kendisini bu bağlamda ifade edecekleri sanat kültür kurumları yaratmak istiyoruz. Kendi ailesinde, çevresinden aldıkları dışında bir fikri olması önemlidir, anlamlandırma, sorgulaması da önemlidir ve bu tarz kişilerin oluşması Bazîd için gereklidir. Entelektüel bir toplumdan kastımız okuyan, sorgulayan ve düşünen bir toplum yaratmaktır
Halil Özbey: Bazid Öğrenci Kolektifi daha toplumsaldır ve daha ileri seviyesini yakalayacaktır. Toplum susmasın istiyoruz ve bu olunca da iktidardakiler, yetkililer keyfi davranmaktan kaçınacaklardır. Sivil eylemlerimizle iktidardakileri, gücü harekete geçirmek istiyoruz. Toplum sesini duyurmayı bilmelidir, bunun için muhalif olmalıdır. Kendisini protesto yoluyla ifade etmezse anlaşılmayacak, daha fazla hak gaspına uğrayacaktır.
Ozan Karatay: Soma olayında bir duyarsızlık gördük, bu gibi olaylarda kanıksanmış bir tepkisizilik vardı. Örneğin Zonguldak’taki bir maden olayında bir kaza olduğunda alınan ruhsatlar tekrardan geri aide ediliyordu. Bizim amacımız elimizden geleni yapacağız, yetkili kişilerin duyarsızlıklarını kırmaya çalışacağız Amacımız toplumu harekete geçirmektir. İktidarı baskı altında tutmak gerekiyor. Kendimizi iyi ifade edersek amacımız daha fazla toplumsallaşacaktır. Şiddete karşıyız ve tepkilerimizi dile getirirken asla bu yöntemlere başvurmak yoktur. Şiddet bana göre, şiddet sadece belli bir noktaya kadar baskı altında tutabilir ama eğer biz sivil araçları kullanarak tepkilerimizi dile getirirsek, başarılı olabiliriz, pozitif anlamda baskı oluşturabiliriz.
Toplum böylelikle de ortadaki sorunların bilincinde olur, amacımız toplumu harekete geçirmek. Böyle olursa iktidardakiler, yetkili ağızlar bizi dinlemek zorunda kalacaklardır.
İbrahim Karaman: Başta öğrenciler olmak üzere toplumdaki tüm sorunların çözümüne çok önem veriyoruz. Bu yüzden de toplumda, sorunun kaynağı kimler ya da hangi güç merkezleri ise sivil yöntemlerle, demokratik eleştiri yöntemleri ile onları özeleştiriye zorluyoruz. Protestolar, paneller, teatral etkinliklerle bunları yapmak istiyoruz. Demokratik yollarla sesimizi duyurmak, toplumun içerisine düşürüldüğü sessizliği, duyarsızlığı kendi çabamızla ortadan kaldırmayı amaç ediniyoruz. Bunun içinse sadece teorik kalmamak gerekir, yapıcı muhalif eylemlerle fikirlerimizi hayat geçirmemiz ve yetkilileri sorumluluk almaya çağırmalıyız. Halk kendisini yönetmeyi bilmelidir.
“…..Biz ÜTOPYAYI arıyoruz... Ve bunu bulacağız…”
Dünya, değişim ve ilerleme eksenin de insanlığın geldiği olanaklı düzey bakımından epeyce yol kat etti. Nitekim gelişim-ilerleme süreçleri ise, insan ve toplumların içerisinde oldukları ağır sorunların üstesinden gelmek ve daha yaşanılır bir dünya hedefiyle ortaya çıkmıştır ve sonuç itibariyle süreklilik arz etmiştir. Tüm her şey ihtiyaca cevaben olmuştur/olmaktadır. Yaşanılır bir dünya hedefi insan yaşamında daha iyiyi kurmakla ilgilenirken beraberinde de başka sorunların da ortaya çıkmasına da yol açmıştır. Bu sorunların da giderilmesi için başka alternatiflerin ortaya çıkması demektir ki 1960’lı yılların başından itibaren ortaya çıkan sosyal hareketlerin oluş nedeni tam da budur. Künye değişikliğine uğrayarak fiili varlığına devam eden bu hareketler için mekân sınırlaması olmadığını örneklerle birlikte gördük. Batı toplumunda başlayan bu hareketlerin benzerlerinin dünyanın başka yerlerinde de kendi kültürel kodlarına ve ihtiyaç biçimlerine göre mücadele yürüttüklerine şahidiz. Bir örneğimiz ‘Bazîd Öğrenci Kolektifi’. Çünkü konusu insan olan her şey birbirine ikizdir, birbirini çağrıştırır, anlatır. İnsan konusunun da dünyada hak ettiği anlamı alması gerektir ki Bazîd Öğrenci Kolektifi’nin durduğu yer de tam da evrenselliktir. Evrensellik içerisinde yer tayinlerini yapanlar da her daim kendi ütopyalarının izinden gitmişlerdir. Bu da umutla mücadele etmeyi gerektirir ve kolektif üyesi Ozan Karatay’ın da ifade ettiği gibi, “Dünya bana göre öğrenci gözüyle yaşanılmaz bir yer ve yaşanılır bir dünya istemimiz, mücadelemiz var. Biz ÜTOPYAYI arıyoruz... Ve bunu bulacağız…”