Egazete


  • Perşembe 28 ° / 13 ° Güneşli
  • Cuma 26 ° / 13 ° Fırtına
  • Cumartesi 27 ° / 12 ° Fırtına

Ağrı

09.07.2020

  • İMSAK 02:50
  • GÜNEŞ 04:41
  • ÖĞLE 12:18
  • İKİNDİ 16:14
  • AKŞAM 19:45
  • YATSI 21:28
  • BIST 100

    118.713%0,00
  • DOLAR

    6,8648% 0,06
  • EURO

    7,8047% 0,38
  • GRAM ALTIN

    400,13% 0,31
  • ÇEYREK ALTIN

    660,2145% 0,31


Irkçılık sistematik zülümdür…

Hüseyin DEMİR

ABD'de,46 yaşındaki siyahi Amerikalı George Floyd'un bir polis tarafında öldürülmesiyle başlayan olaylar Avrupa'ya yayılarak devam ediyor. Aslında bu zulüm bugünün eseri değildir.1865'te ABD'nin güney eyaletlerinde kurulan Ku Klux Klan teşkilatı, Amerikan İç Savaşı’nın ardından tüm ülkede kaldırılan siyahi köleliğine karşı çıkmıştır. Teşkilat, siyahı ırka mensup insanların ölmesi veya beyaz ırkın refahı için çalışması gerektiğini savunan Ku Klux Klan teşkilatı 1960 tan bu yana yine aktif olarak çalışıyor ve bugün George Floyd'un bir polis tarafında öldürülmesi de bu sistematik zulmün neticelerinden sadece biridir. Tarihte, ırkçılığın öylesine kötü örnekleri var ki bakınız;

Apartheid (Güney Afrika)

Ümit Burnu’nun keşfinden sonra bölgeye yerleşen batılılar bir süre sonra, Güney Afrika’yı kapsayacak şekilde Boer Cumhuriyetini kurmuştur. Ve azınlıktaki beyaz ırk, çoğunluktaki siyah ırkı yönetmeye dayalı sistem oluşturulmuştur. 1994 yılına gelindiğinde ise Nelson Mandela’nın arkasına aldığı uluslararası güç ile Apartheid uygulaması son bulmuştur.

Antisemitizm (Dünya’nın birçok yeri)

Asırlar boyunca insanlar, Yahudi ırkına mensup kişilerin hareketlerinden rahatsız olmuş ve onlardan uzak durma, dışlama eğilimleri göstermiştir. Günümüzde bile devam eden bu alışkanlığın en uç boyutu II.Dünya Savaşı döneminde yaşanmış ve 6 milyon civarı Yahudi öldürülmüştür.

Kızıl Çin (Çin)

Kızıl Çin, 1948’de iktidardaki Mao Zedong yönetimindeki Çin Ordusunun, ülkenin batısında yer alan ve Uygur Türklerinin yaşadığı bölgeyi işgal etmesiyle başlayan ayrımcılık sisteminin adıdır. Bölgede yaşayan 20 milyon kadar Türk’ü yıllarca baskı ve zulüm altında tutan Çin yönetimi, günümüzde bölgede yaşayan Müslümanlara namaz kılmama ve oruç tutmama gibi kurallar koymakta, başı kapalı olan bayanların ise saçlarını zorla açtırmaktadır. Günümüzde halen devam etmektedir.

Naziler (Almanya)

Naziler, Almanların ırkı olan Aryanlığın dünyadaki en üstün ırk olduğuna inanmışlardır ve geri kalanlara ikinci sınıf insan muamelesi yapmışlardır. Nazi ırkçılığı hareketi, özellikle Almanya'da iktidara gelen Nasyonel Sosyalist Partisiyle birlikte 1933-1945 yılları arasında milyonlarca insanı toplama kamplarına hapsederek öldürmüştür. 1945'te Nazi rejimi yıkılmış fakat bu düşünce ortadan kaybolmamıştır.

Elhamra (İspanya)

1492’de Kastilya ve Leon Kraliçesi I. Isabel tarafından Elhamra Sarayı'nda imzalanarak ilan edilen ve İspanya'da yaşayan Yahudiler'in İspanya’dan çıkarılmasını ön gören uygulamadır. İlan edilen duyuruya göre Yahudi olan herkesin İspanya'yı terk edeceği ve yanında hiçbir maddi varlık götüremeyeceği belirtilmiştir. 1492’de de Osmanlı Donanması, İspanya açıklarına gitmiş ve buradaki Yahudilerin çoğunun Anadolu’ya getirilmesi sağlanmıştır. Bizim insanlığımızın tarihler boyu devam ettiğinin kanıtı olarak dip not düşülecek bir olay.

Çerkes Sürgünü (Rusya)

1864’te Kafkasları ele geçirmek için bir dizi saldırılar düzenleyen dönemin Çarlık Rusya’sı Çerkesler ve Çeçenler tarafından gerçekleştirilen bir direnişle karşılaşmış ve ardından gelen büyük karşı saldırılar sonucunda yöre halkını zorla göç ettirmiştir. Bu ırkçı yaklaşım nedeniyle göç etmek zorunda kalan milyonlarca insan yolda açlıktan ve hava şartlarından yaşamını kaybetmiştir. 1 milyon insan da Osmanlı topraklarına göçe zorlanmıştır.

Çerkes soykırımı hakkında Lev Tolstoy: (Ünlü Rus edebiyatçı) şöyle der "Köylere gece karanlığında dalıvermek adet haline gelmişti. Gecenin kara örtüsü altında Rus askerlerinin ikişer üçer evlere dalmasını izleyen dehşet sahneleri öylesine korkunçtu ki, hiçbir rapor görevlisi olanları aktarmaya cesaret edemezdi…

Çerkes soykırımı dünyadaki birçok ülke tarafından resmi olarak tanınmamıştır. Soykırımı ilk tanışan bağımsız ülke ise 2011 yılında aldığı tanıma kararı ile Gürcistan olmuştur.

Kırım Tatar Sorunu (Rusya)

II. Dünya Savaşı öncesi SSCB’nin toprakları içerisinde yer alan Ukrayna’daki Kırım yarımadası, Barbarossa Harekatıyla Alman Ordusunun eline geçmiştir. Baskıcı Rus lider Stalin’den kurtuldukları için sevinç gösterinde bulunan Kırım Tatarları, 1944’te Rusların tekrar savaşta üstünlük kazanmasıyla ırkçı bir katliama uğramışlardır. 1 milyona yakın Kırım Tatar Türkü, trenlere doldurularak, Sibirya’ya sürgüne gönderilmiştir. Trenlerin Sibirya’ya ulaşması haftalar almış ve birçok insan açlıktan yaşamını kaybetmiştir. Günümüzde Kırım’da yaşanan etnik gerginliğin nedeninin kökenini ise bu durum oluşturmaktadır.

Vietkong Baskıları (Vietnam)

Vietnam Savaşını kazanan ülkenin kuzeyindeki Viet-Kong gerillaları, yönetimi ele geçirdikten sonra batı yanlısı halka karşı katliamlar düzenlenmeye başlamış ve bunun neticesinde yüzbinlerce kişi ABD ve komşu ülkelere göç ederek mülteci konumuna düşmek durumunda kalmıştır.

Tutsi - Hutu Sorunu (Uganda)

Yıllarca Belçika'nın sömürgesi olan Ruanda'da azınlıktaki Tutsilere büyük haklar verilirken, çoğunlukta olan Hutulara nispeten daha az hak ve değer verilmiştir. Belçika’nın sömürgeyi bırakıp ülkeden çekilmeye başlamasıyla da iç karışıklıklar baş göstermeye başlamıştır. İktidarı ele geçiren Hutular, Tutsilere karşı ayrımcılık ve soykırım yapmaya başlamıştır. Bunun sonucunda 800.000 kadar insan yaşamını yitirmiştir.  BM barış gücünün ülkeye girmesiyle olaylar yatışmıştır

Yakın tarihimizde yaşanan Arap baharı da aslında ırkçılığın ayrı bir örneğini oluşturmakta ve buradan diyebiliriz ki ırkçılık çok farklı bir şekilde toplumlarda adaletsizlik ve kargaşaya neden olmaktadır. Irkçılığı sergileyenlerin tipik özelliklerine bakarsak;

1. Sözlük anlamına baktığımızda ırkçılığın sadece etnik köken bağlamında kalmadığını farklı kültür ve toplulukları da ayrıştırdığını görürüz.

2. Irkçı eğilimlerdeki en belirgin refleksler ekonomiktir. İyi işlerin, iyi yaşam alanlarının, iyi mülkiyetlerin hepsinin kendilerinde yani üstün gördükleri ırkta kalmalarını isterler.

3. Irkçı eğilim işsizlik, toplumsal adaletsizlik, gelir dağılımındaki dengesizlik gibi bir çok şeyin sorumlusu olarak, dışarıdan geleni, kendine benzemeyeni yani yabancı olanı sorumlu tutar.

4. Kültürel olarak kendini daha üstün gören ırkçılık, aynı şekilde aşağı görülen kültürü bir zenginlik olarak görmek yerine kendi kültürüne tehdit olarak görür.

5. Irkçılık, bir tarafıyla da net yabancı korkusudur.

6. Irkçılık kullanılan dilde de kendini gösterir. Olumsuz örneklerde etnik kökenin ya da topluluk adının vurgulanması ırkçılığı körükler.

7. Irkçılık kendine benzeyen, kendi gibi olanların adaleti ile ilgilenirken, benzemeyen ötekilerin daha azıyla yetinmesi gerektiğini düşünür.

8. Irkçı eğilimlerine sahip insanların çoğu kendisinin ırkçı olduğunun pek farkında olmaz.

9. Tek tek bireyler tarafından işlenen her suçu tüm o topluluğa mal etmek, o topluluğu bunun üzerinden tanımlamak, ırkçılığın en tehlikeli davranışlarından biridir.

10. Irkçı tanımını da kabul etmeyen ırkçılar için her zaman bir "ama" vardır. "ama cahiller, ama bağnazlar, ama hırsızlar, ama ilkeller"

11. Irkçılık bulunduğu toprak ve statüyü sonsuz bir mülkiyet duygusu ile sahiplenir.

12.Irkçılık, farklı halk, topluluk ya da kültürlerin her türlü niyetini kötü okumaya meyillidir.

13. Son olarak ırkçılığın tam olarak ne olduğunu anlayabilmeniz için Almanya'daki bir ırkçının ağzından: "Pis bir Türk'ü ülkemde istememek ırkçılıksa, evet ben de bir ırkçıyım."

Türkiye de 1980’lerde Doğu ve Güneydoğuda devlet yetkililerinin söylemi ile o tarihte yapılanlar yanlıştı. 1980 darbesinde yaşananlar aynen Nazi Almanya'sın da ne yaşanmışsa Allah rahmet eylemesin.

 Kenan Evren ve onun gibi düşünenlerin bu topraklarda onu yaşattı. Bizim dinimiz İslam da ırkçılık haramdır ve Irkçılık hastalığının çözümü olarak da Hz. Peygamber a.s. “İnsanlar tarağın dişeri gibi eşittirler.” Diyerek, hukukta eşitliği esas almanın gerekliliğini ve “Hiç biriniz, kendi nefsi için olmasını istediğiniz şeyi, din kardeşi için de olsun istemedikçe iman etmiş olmaz” emri ile de empati yapmanın ve başka etnik kökenden olanları anlamanın, kendimiz için istediğimiz tüm hakları, onlar için de istemenin ve hiçbir üstünlük taslamadan “tek yumurta ikizi gibi kardeşçe” yaşamanın yolunu bizlere göstermiştir. Biz buna uyup kardeşçe yaşamalıyız diyerek sözlerime son veriyorum.