Egazete


  • Cuma 28 ° / 11 ° Güneşli
  • Cumartesi 27 ° / 11 ° Parçalı bulutlu
  • Pazar 28 ° / 11 ° Güneşli

Ağrı

03.07.2020

  • İMSAK 02:44
  • GÜNEŞ 04:38
  • ÖĞLE 12:17
  • İKİNDİ 16:14
  • AKŞAM 19:47
  • YATSI 21:31
  • BIST 100

    115.584%-1,13
  • DOLAR

    6,8694% 0,24
  • EURO

    7,7240% 0,26
  • GRAM ALTIN

    392,00% 0,17
  • ÇEYREK ALTIN

    646,8% 0,17


Anahtar Kelimeler: BOŞUNA YAZIYORUZ?...

BOŞUNA MI YAZIYORUZ?...

Uzun süredir hep yerel sorunları yazıp duruyorum.

Gündeme taşımadığım sorun yok gibi…

Bazı meslektaşlarım gibi, bu kentin alt yapı, üst yapı, çevre, sağlık sorunlarına dikkat çekip duruyorum.

Kimse basit meselelerden söz ettiğimi ileri süremez…

Buna rağmen ciddi bir duyarsızlık var…

Muhataplardan cevap yok…

Muhataplardan hesap soran da yok…

O zaman niye yazıyoruz?...

Madem toplumu ilgilendiren önemli sorunları kamuoyunun gündemine taşıyor, soruna dikkat çekiyor ve çözümü için nelerin yapıldığını, nelerin yapılması gerektiğini soruyor ama cevap alamıyorsak, o zaman gerçekten niye yazıyoruz?

Sağlık sorununu ele alıyorsunuz, muhatabınız yok…

Ulaşım sorununu gündeme taşıyorsunuz, ilgililer oralı değil…

Çevre sorunları için hesap soruyorsunuz, kimseler duymuyor…

İyi de bu kısır döngünün aşılması gerekmez mi?

Kimse sesimizi duymuyor…

İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri susmayı tercih ediyorsa, onların amirleri konumundaki il mülki idarecilerine görev düşmez mi?

Düşünceme göre görev düşüyor.

Hatta onların özellikle hesap sormaları gerektiğine inanıyorum.

Benim gücüm her şeye yetmez.

Ancak il mülki amirlerinin hesap sorması gerekir…

Eğer yanlış yazmışsam, beni arayıp hatalarımı söylemeleri gerekmez mi?

“Şu kurum veya kuruluş hakkında şunları şunları yazmışsın. Durum yazdığın gibi değildir” diyebilirler.

Eğer doğruları yazmışsam, il mülki amirlerinin, suskunluğu tercih eden kamu yöneticilerine; “Toplumu ilgilendiren şu şu meseleler hakkında yazılan yazılar, makaleler var. Haklı sorular sorulmuş. Neden kamuoyunu ve basını bilgilendirmiyorsunuz?” diye hesap sormaları gerekir…

AÇIK OTURUMLAR BİLE TARİHE KARIŞMIŞ

Gördüğünüz gibi

Yazıyorsunuz, muhatap yok…

İyisi mi

Demokratik ülkelerde toplumu yönetmeye aday olanlar sürekli televizyonlarda canlı yayınlarda tartışıyorlar.

90’lı yılların Olağanüstü Hal dönemlerinde bile ülkemizdeki siyasi parti genel başkanları sürekli canlı televizyon yayınlarında karşı karşıya gelip tartışırlardı.

Açık oturumlar tarihe karıştı…

Merhum Mehmet Ali Birand ve dönemin bazı gazetecilerinin karşısında ter döken parti genel başkanlarını bir hatırlayın. Merhum Demirel, Ecevit, Türkeş, Erbakan ve diğerleri…(Mereto)