Egazete


  • Çarşamba 4 ° / -3 ° Güneşli
  • Perşembe 5 ° / -2 ° Güneşli
  • Cuma 8 ° / -4 ° Güneşli

Ağrı

20.11.2019

  • İMSAK 05:23
  • GÜNEŞ 06:50
  • ÖĞLE 11:58
  • İKİNDİ 14:33
  • AKŞAM 16:56
  • YATSI 18:18
  • BIST 100

    106.773%-0,70
  • DOLAR

    5,7059% 0,15
  • EURO

    6,3192% 0,10
  • GRAM ALTIN

    269,81% 0,04
  • ÇEYREK ALTIN

    445,1865% 0,04


Anahtar Kelimeler: BESLENME KANSER…

BESLENME VE KANSER…

DYT. Gülbengi GÖK

Kanser, son yıllarda, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en önemli toplumsal sağlık problemlerinden biridir.

Dünyada ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer alan kanserin, 2030 yılına kadar hızla artarak birinci sıraya yerleşeceği öngörülmektedir . Globocan 2012 verilerine göre 2012 yılında Dünya’da toplam 14.1 milyon yeni kanser  vakası  gelişmiş ve 8.2 milyon kansere bağlı ölüm gerçekleşmiştir. Bu şekilde kanser artış hızının devam etmesi durumunda, Dünya nüfusunun artışına ve nüfustaki yaşlanmaya bağlı olarak 2025 yılında toplam 19.3 milyon yeni kanser vakası olacağı belirtilmiştir.

Gerek kanser vakalarının (%56.8) gerekse de kanserden kaynaklanan ölümlerin (%64.9) yarısından fazlasının az gelişmiş ülkelerde olduğu gösterilmiştir. Kanser oluşturan nedenler içinde, çevresel nedenler ve genetik nedenler sayılabilir.

Çevresel nedenlerin arasında en önemli faktörler sigara, yenilen yiyecekler, şişmanlık, hormonlar, virüsler, fiziksel ve kimyasal ajanlar gösterilebilir. Farklı kaynaklara göre kanserin beslenmeyle ilişkisi %10-70 arasında değişip, ortalama %35’tir. Yetersiz ve dengesiz beslenen, yeterince fiziksel aktivite yapmayan, sedanter  yaşayan ya da şişman olan bireylerde kanser riski artmaktadır. Fazla yağlı gıdalarla beslenme tarzı kolon, uterus, prostat kanserine yakalanma riskini artırmaktadır. Fiziksel aktivite yapmayan ve şişman olan bireylerde ise meme, kolon, özofagus, böbrek ve uterus kanseri riski artmaktadır . Besinler kanserden koruyucu özellikleri olanlardan kansere yol açanlara kadar oldukça geniş bir spektruma sahiptir .  

1. Hastalık oluşmadan önce beslenme açısından koruyucu olarak alınacak önlemler

Diyette yağdan gelecek enerji miktarı %30’u geçmemelidir. Özellikle kolon, meme ve prostat kanserlerinin oluşumundan yağ sorumlu tutulmaktadır. Tahıl, sebze ve meyveler diyette yeterince bulunmalıdır. Doğal antioksidanlara yani lahana, Brüksel lahanası, karnabahar, turpgillere yer verilmelidir. 

Aşırı tuz tüketimi, salamuralar, turşu ve tütsülenmiş besinler, nitrit-nitrat ilave edilmiş besinlerden (sosis, salam gibi) kaçınılmalıdır. Bu tip yiyecekler mide ve özofagus kanserlerinde etkilidir. Yine aşırı karbonhidratlı besinler (şeker, nişasta gibi) tüketilmemelidir. Ayrıca diyetin yeterli ve dengeli miktarda vitamin ve mineral içeriğine de özen gösterilmelidir. Özellikli C, E, A vitamini ve karotenler diyette yeterince bulunmalıdır. Aşırı şişmanlıktan kaçınılmalıdır. Ama kanser olup da ağırlık kaybı olmayan bir hastanın (kilosunda kalan hasta) olana göre (zayıflayana göre) yaşam şansı daha uzundur. Hastalığın ileri safhalarında aneroksia hastalarda kaşeksiye neden olmakta yağ, protein ve karbonhidrat metabolizması değişmekte, kilo kaybının yanı sıra iştah, tat duygusunun kaybı en sık görülen komplikasyonu oluşturmaktadır

2. Hastalık oluştuktan sonra hastalığın seyrine ve ortaya çıkan biyokimyasal değişikliklere göre beslenme durumunun ayarlanması

 Kanserli hastanın beslenme durumunun öncelikle saptanması gerekmektedir. Hastanın kişisel özelliklerine, hastalığın seyrine, aldığı tedaviye göre beslenme plan ve programı yapılmaktadır. Örneğin; kanserli çocuklarda görülen malnütrisyon genellikle demir yetersizliği ile beraber olmaktadır. 

Hastalarda rastlanılan diğer bir durum da iştah ve kilo kaybıyla beraber görülen anoreksidir. Hastanın aldığı tedaviye göre de sindirim ve emilim bozuklukları sıklıkla görülür. Aneroksianın ileri safhalarında kaşeksi oluşur. Yetersiz besin alımının yanı sıra, eksternal besin kaybı da söz konusudur. Konakçı ve tümör arasında besin öğeleri için yarış başlamıştır.  

Hastada iştah azalması varsa, yemek yemesinin elzem olduğu kendisine anlatılmalı, öğünler yüklü olmamalı ufak ufak kahvaltılar şeklinde verilmelidir. Öncelikle katı besinler verilmeli, içecekler öğünlerden sonraya bırakılmalıdır. Enerji sağlamayan içeceklerden de kaçınılmalıdır. Ufak yorucu olmayan egzersizlerle iştahı arttırma yoluna gidilmelidir. Hacmi az, enerji ve protein sağlama açısından konsantre yiyecekler seçilmelidir .

 Protein ve toplam kalori alımını belirli düzeyde tutmak amacıyla hastalar, şunları yemelidir; 

1. Balık, kümes hayvanları, yumurta, süt ve süt ürünleri gibi protein bakımından zengin yiyecek şekillerini  A ve C vitaminleri içeren sebze ve meyveler. Bu yiyecekler arasında kavun, karpuz, çilek, turunçgiller, domates, yeşilbiber, lahana, karnabahar, ıspanak, patates, havuç, kabak vb. bulunur. Kepek unundan yapılmış ekmek, arpa, yulaf ezmesi

2 İştahsızlık halinde şunlar yapılabilir;

Yemeklerden önce egzersiz yapmak. 5-10 dakikalık bir yürüyüş ya da yatakta yapılan sınırlı hareketler bile iştahı açar.  Tüm yiyecekleri zevkli bir biçimde ve güzel bir ortamda sunmak.  Azar azar ama sık yemek. Çok yemek çeşidi bulundurmak.  Sabahları genellikle iştahın en açık zamanı olduğundan, bundan yararlanarak kahvaltıyı günün en büyük öğünü haline getirmek. Yemek yerken midenin boşalmasını sağlamak için yavaş yemek. Böylece baş dönmesi ve kusma da önlenir. Her şeyi iyice çiğnemekte yardımcı olur.  Ağızdaki farklı herhangi bir tadı taze meyve, meyve suyu ya da emilen ekşi sert şekerlemelerle gidermeye  çalışmalıdır.

 3. Tedavide uygulanan yöntemlere göre özel beslenme durumlarının uygulanması

Tedavi alan kanserli hastalarda bazı diyetlerin zararlı etkisi olduğu dikkati çekmiştir. Az miktarda et ve türevleri çok miktarda posa içeren diyetler demir ve çinko yetersizliğine, süt ve ürünlerinin az olması da kalsiyum yetersizliğine neden olmaktadır. Bu durumda bazı besin öğelerine karşı çok hassas olan hastalara hayvansal kaynaklı proteinlerin az verilmesi B12 yetersizliğini oluşturur. Böyle durumdaki hastalarda tedavi amacı ile kullanılan ilaçların ve vitaminlerin toksik etkileri görülmektedir. Kanser tedavisinde kullanılan yöntemler konakçının beslenme statüsüne genellikle olumsuz yönde etki etmektedir

Kemoterapi uygulanan hastalarda mide bulantısı, kusma görülebilir. Bunun için de şunları önermek mümkündür:

Mide bulantısı sırasında birkaç kraker ya da kızarmış ekmek yemek, Elma suyu, limonata, et suyuna çorba gibi sulu bir gıda rejimi uygulamak.

 Tatlı, yağlı, çok tuzlu ya da baharatlı yiyecekler ile salam gibi kokulu yiyeceklerden kaçınmak. Patates püresi, elma püresi gibi yumuşak yiyecekler bulantı hissini azaltır.

İlaç tedavisi süreci içinde birkaç çeşit şeker yemek. Sert emilen ya da yumuşak nane şekeri ya da eksi şekerlemeler gibi denenmelidir.

Çeşitli yemek yeme biçimlerini denemek. Örneğin; ilaç tedavisinden önce birkaç kez büyük öğünler yedikten sonra, günün geri kalan kısmını hafif öğünlerle geçiştirmek ya da ilaç tedavisinden 12 saat öncesine kadar ve 24 saat sonra sulu bir diyet uygulamak. Müzik, televizyon, elişleri, sohbet gibi dikkat dağıtıcı şeylerle uğraşmak. Kusma oluyorsa su ya da limon suyu karışımıyla ağız çalkalanmalıdır. Kusma durduğunda azar azar ve yavaş hareketlerle bir sıvı yudumlanabilir  

 Sıcak yiyecekler bulantı-kusmayı arttırdığından soğuk yiyecekler (dondurma, donmuş yoğurt vb.) verilmelidir. Genellikle içecekler daha iyi tölere edilir. Sade gazoz veya diğer sodalı içeceklerde verilebilir .Ayrıca kanser hastalarında, tükürüğün yetersiz miktarda üretimi, nişastaların yetersiz sindirilmesi, ağız yaralarının oluşumunun hızlanması, tat almada azalma, katı yiyecekleri çiğnemede zorluk ve diş çürükleriyle sonlanır. Tükürük miktarındaki az ya da orta dereceli azalmalar için basit önlemler yeterli olabilir.

 Hasta; Saatte birkaç kez su, elma suyu, üzüm suyu ya da meyve suları gibi tahriş etmeyen sıvılar içmelidir. Genellikle tükürük üretimini arttıran ekşi maddeler yemelidir. Tütün ve alkolün yanı sıra çok baharatlı, karbonatlı, sıcak ya da soğuk, çiğnenmesi zor ya da asitli yiyeceklerden vazgeçilmelidir.

Hastalar kuru, sert ve kabuklu yiyecekler (kızarmış ekmek, kraker vb) yememesi konusunda uyarılmalıdır. Bu tür yiyeceklerin çiğnenmesi, yutulması güçtür ve kuru ağız mukozasını daha kolay irrite edebilir. Ayrıca çok tuzlu yiyecek ve yemeklerden de kaçınılmalıdır .

 Yine bu hastalarda görülen ishalin önlenmesi ya da aza indirgenmesi için, kalori ve proteinden zengin ama yağ ve lifli maddelerden fakir olan, az miktarda posa bırakan bir diyet önerilir. Bu açıdan yenmesi önerilen yiyecekler şöyledir;

 Köy peyniri ve yağsız peynirler, yumurta,  Kaynamış, yağsız süt, doğal yoğurt, ayran, Et suyuna çorba,Izgarada ya da fırında pişirilmiş balık, tavuk, Muz, elma püresi, kabuğu soyulmuş elma, elma suyu, üzüm suyu, Makarna, şehriye, pirinç pilavı,   Taze ve sarı kabuklu fasulye, havuç, bezelye, ıspanak, kabak.

Yenmemesi gereken yiyecek ve içecekler:

Kepek ekmeği ve kepek gibi tahıllar. Kabuklu yemişler ve çekirdekler. Çiğ sebzeler. Hamur işi yiyecekler, patlamış mısır, kabuklu yemişler. Kırmızı biber, karışık baharat, karabiber, sarımsak gibi sert baharatlar.

Kanserli hastalarda görülen damping sendromu, bir olasılıkla sindirim sistemi içeriğinin hızlı ve fazla miktarda boşalmasına bağlı olarak gelişen karmaşık bir olaydır (Platin, 1998). Bu durumda, hastaya yemekler yavaş ve sık yedirilmelidir. Yemeklerden yarım saat sonraya kadar hastanın pozisyonu değiştirilmemeli, yatırılıp veya ayağa kaldırılmamalıdır. Yemeklerden önce katı yiyecekler 25-30 dakika sonra da sıvı yiyecekler verilmelidir. Diyetin yüksek proteinli, düşük karbonhidratlı olmasına dikkat edilmelidir. Konsantre tatlılardan (bal, pekmez, reçel vb) kaçınılmalıdır. Alınan sıvıların aşırı sıcak veya soğuk olmamasına dikkat edilmelidir.