Egazete


  • Perşembe 25 ° / 11 ° Parçalı bulutlu
  • Cuma 25 ° / 8 ° Parçalı bulutlu
  • Cumartesi 20 ° / 12 ° Fırtına

Ağrı

24.09.2020

  • İMSAK 04:27
  • GÜNEŞ 05:50
  • ÖĞLE 12:05
  • İKİNDİ 15:29
  • AKŞAM 18:09
  • YATSI 19:27
  • BIST 100

    1.120%1,53
  • DOLAR

    7,6405% -0,78
  • EURO

    8,9328% -0,48
  • GRAM ALTIN

    458,53% -0,67
  • Ç. ALTIN

    756,5745% -0,67


Mustafa Gerez
8.03.2015 14:13:59
Mehmed koç gerçekten denge unsuru Devleti ve halkın isyan sesini bilen Aslında aday olması nı isterdim Sözleri inanırım ışık olacak Ben gelenekci bir devrimci yim Mehmet koç abilik ünvanını hak eden biri Iyiki varsın Kürdistan da Değeri bilinmez onurlu insan

Cemil Aslan
8.03.2015 17:26:24
Bölgede hiç kimsenin etkisinde kalmadan doğruları en iyi ifade eden bir insandır Mehmet Koç. Temsil ettiği aşiret dolayısıyle bazen eleştiri alsa bile gene de değer verdiğimiz bir büyüğümüzdür. Bir Bayazıtli olarak yazdığı yazılardan huzur ve gurur duyuyorum

Ali Tilvur
9.03.2015 07:01:31
çok güzel bir yazı Mehmet beyi tebrik ederim yazdıkları isabetli keşke Mehmet koç gibi isimler daha çok rol sahibi olsaydı birleştirici bir hemşeridir

BARIŞ SÜRECİ ve BARIŞ DİLİ

Mehmet Koç Yazıyor

MEHMET KOÇ YAZIYOR

Şöyle bir etrafımıza baktığımızda geleceğimizi tehdit eden o kadar olay var ki bunları görmemek imkansız. Irak ve Suriye'de, özellikle Kürtleri de hedef alan iç savaşlar göz önüne alındığında tehlikenin vahameti çok daha iyi bir şekilde anlaşılıyor.

Bütün bu tehlikeler ortada iken Hükümet ile Abdullah Öcalan arasındaki mutabakat gereği, PKK'nın Türkiye'deki silahlı faaliyetlerine son verme taahhüdünde bulunma noktasına gelmesi önemli bir aşamadır.

Devlet ile yapılan mutabakat metninden anlaşılıyor ki Hükümet de, ilk etapta İmralı'daki mahkumları değiştirecek, hasta KCK'li tutukluları tahliye edecek ve taraflar arasında sağlanan mutabakatın harfiyen uygulanması için de bir İzleme Komitesinin kurulmasına izin verecektir.

Yine varılan müzakerelerin gereği olarak PKK, artık Türkiye topraklarında silahlı çatışmaya son verecektir. Bir başka ifade ile bundan böyle Türklerle Kürtler savaşmayacak, aksine Türkiye'de barışın kalıcılığı için sırt sırta vereceklerdir.

Tabi ki bütün bu temennilerin gerçekleşmesi için de tarafların öncelikle BARIŞ dilini kullanmaları gerekir. Çünkü konu çok hassas ve hayatidir. İnsanlar adeta barışa susamışlardır. Bu gün eğer yüz binlerce asker kaçağı varsa bunun en önemli nedeni ülkedeki kardeş kavgasından kaynaklanıyor.

Artık kabul etmek gerekir ki Kürtlerin varlığı ve Kürtçe, önemli oranda kabul görmeye başlamıştır. Dikkat edilirse MHP de zaman zaman Kürt sözcüğünü telafuz ediyor. Demek ki iktidar değişse bile bunda geri dönüş olamaz.

Çünkü bu zamana kadar uygulanan çağdışı politikalar hiç biri işe yaramadığı, sonuçta, evrensel bir çözüm olan demokrasi ve insan hakları reçetesinin Kürt sorununda da etkisini göstermeye başladığı anlaşıldı.

Kürt meselesinin çözümünde tam da iyi bir noktaya gelmişken, tarafların bu başarısını başkanlık sistemi üzerinde yapılan gizli bir pazarlık şeklinde değerlendirmek büyük bir yanlıştır.

Aslında bu gibi söylentiler, Barış Sürecinin şeffaf olmamasından kaynaklanıyor. O sebeple bu noktaya kadar gelmiş olan barış çalışmalarının biraz daha aleni olmasında yarar vardır.

Öta yandan Hükümet ve AK Parti çevrelerinden tam da bu sırada Selahattin Demirtaş'a yapılan eleştirilerde de haklılık payı görmek mümkün değildir. Demirtaş'ın, samimi bir siyasetçi olarak kamuoyunda geniş kabul görmesi, belli ki AK Partiyi rahatsız ediyor.

Daha önce de yazdığım gibi, HDP saflarında Demirtaş gibi birçok şahsiyet mevcuttur. HDP ile bu şekilde Demirtaş üzerinden mücadele etmek, HDP'yi daha da güçlendirir.

Ez cümle, öyle anlaşılıyor ki parti olarak seçime girmeye karar veren HDP barajı aşacaktır. Cumhurbaşkanlığı seçiminde sadece Selahattin Demirtaş'la % 10 barajını zorlamış olan HDP, 7 Haziran seçimlerine, etkin bir Barış Dili ve birden fazla Selahattin Demirtaş benzeri adaylarla seçime gireceği için baraj sıkıntısı yaşamayacaktır.

Öte yandan Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç'ın beyanlarına da fazla takılmamak gerekir. Aslında, Arınç'ın demokrat kişiliği nazara alındığında bu beyanatlarının bir nevi seçim taktiği olduğu anlaşılıyor.

Burada asıl olan Başbakan Yardımcısı Yalçın Alpdoğan ve bir kısım Hükümet üyesi ile HDP heyetinin birlikte kamuoyuna yaptığı açıklamadır. Bunun dışındaki söylemler kişiseldir ve bağlayıcı bir yanı bulunmayan, kamuoyunda oy devşirmeye yönelik siyasi deyişlerdir.

Bu itibarla barışa bu kadar yaklaşılmışken, parazitlere kulak tıkılmasında yarar vardır. Barış Süreci ile meselenin bu noktaya gelmesi önemli bir aşamadır. Unutulmaması gerekir ki taraflar arasında varılan bu mutabakatın hayat bulmasında her kesin yararı vardır. Onun için meseleye iyi gözle bakmak gerekir.

Son söz; Barış dili, HDP`yi Doğu ve Güneydoğuda daha da güçlendirecek, batıda ise baraja önemli bir katkı sağlayacaktır.