Egazete


  • Cuma 25 ° / 8 ° Parçalı bulutlu
  • Cumartesi 20 ° / 12 ° Fırtına
  • Pazar 24 ° / 8 ° Güneşli

Ağrı

25.09.2020

  • İMSAK 04:28
  • GÜNEŞ 05:51
  • ÖĞLE 12:05
  • İKİNDİ 15:27
  • AKŞAM 18:08
  • YATSI 19:25
  • BIST 100

    1.124%0,41
  • DOLAR

    7,6652% 0,52
  • EURO

    8,9068% 0,04
  • GRAM ALTIN

    458,22% 0,06
  • Ç. ALTIN

    756,063% 0,06


Anahtar Kelimeler: Mehmet İZCİ yazıyor

ABDÜLMECİT BEGÊ SÎPKÎ VE AĞRI`NIN ?KURTULUŞU?

Mehmet İZCİ yazıyor

Serhad yöresinin en önemli değerlerinden biri olan Abdülmecit Beg ’in, babasının adı Hasan, dedesinin adı ise Ali’dir. Halk arasında dedesininadı Ali Torun olarak bilinmekte, ancak aslında gerçek adı Ali Zorun’dur. Ali Zorun deyim yerindeyse RobinHood gibi birisidir. Tek bir atı ve bir kılıcı olan, durmadan halkın arasında dolaşarak haksızlığa uğramış insanların yardımına koşan, kendisi de fakir olmasına rağmen kuru ekmeğini mertçe insanlarla paylaşan, kahramanlığı dilden dile dolaşan dedesi Ali böylece “Zorun” lakabını alır.
                Araştırmacı YazarRahmetli Mele Abdullah Varlı “Dîwan û JînewariyaEhmedêXanî” adlı eserinin 316.sayfasında Sîpkan Aşireti hakkında önemli bilgiler vermektedir. AşiretHakkari ileXoyarası geniş bir alanda ikamet ettiğini ve bazı sebeplerden dolayı tahminen 1550 den sonra aşiretin o bölgeden göç ederekkısa bir süreliğine Van iline bağlı Hoşap Kalesi ve civarına kısa bir süre kalır. Daha sonra ise Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesine gelen SîpkanAşîretî  buradauzun bir sürekaldıktan sonra,  Tutak ve Eleşkirt’e yerleşir.
AbdulmecitBeg’in torunlarından Haydar Öztürk, AliZorun’unDoğubayazıt’tan ayrılarak, Tutak’ta bulunanakrabası Hacı Yusuf PaşayîSîpkî’ye (Sayan ailesinin ileri gelenidir) daha yakın olmak için Eleşkirt’e bağlıXanzır (bugünkü Yücekapı) köyüne yerleştiğini anlatır. Tahminen 1855 yılında doğan Abdülmecit Beg’inkendisi de babası Hasan Bey ve dedesi Ali Zorun gibi kahramanlığı ile Serhadbölgesinde nam salmış dindar, adaletli ve saygın birisidir.
Osmanlının son dönemlerinde bölgede Ruslardan gelecek muhtemel bir saldırıya karşı federasyon modeli şeklinde aşiretler birleştirilerek Hamidiye Alayları oluşturulur.Bu alaylardan birini, Abdülmecit Beg’e kurması teklifedilir. Abdülmecit Beg de kendi aşireti olan Sipkî dışında Mankî,  Xalhesinî, Memanî  veRetkî aşiretlerinden oluşan bir alay kurar.
Birinci Dünya Savaşı yaklaşırkenolası bir Rus saldırısına karşılık Ruslarlaaynı inancı taşıyan Ermeni halkıda yaklaşan savaştan fazlası ile nasibini alacaktır.Savaş sırasında Kürtler ve Ermeniler yer yer çatıştırılırken,Abdülmecit Beg ise başlarda Ermenilerle herhangi bir çatışmaya girmemiştir.
1915başlarında Rus ordusuna bağlıöncü birlikleri tarafındansaldırılar başlar. Buna karşılık halk cephelerinin başında bulunan Abdülmecit Beg, büyük bir mücadele verir. Ancak daha sonra gelen büyük Rus orduları tarafındanSerhad Bölgesi tamamen işgal edilir. Zayıf düşen direniş bunun karşısında geri çekilmek zorunda kalır.Bunun üzerine Serhad Bölgesi’nin neredeyse tamamı güneydoğuya zorunlu göç eder. Göçe zorlananların başında AbdülmecitBeg ve aileside bulunmaktadır. Bir müddet Diyarbakır’da ve Urfa’nın Siverek ilçesindekaldıktan sonra,Rusya’da meydana gelen 1917 Bolşevik Devrimi nedeniyle Rus ordusu kısmen güçlerini bölgeden çeker.Aynı yılın sonbaharında Abdülmecit Begtekrar Ağrıya dönerek alayını yeniden toparlar. Rus ordusuna ve Ermeni birliklerine karşı verdiği mücadeleyle Abdülmecit Beg böylece, tarihe kahramanlığıyla damga vuracaktır.
Cephe savaşlarında birebir kendisi alayın önünde yer alır. Tutak ve Eleşkirt ilçeleri arasında bulunan Kılıçgedik dağında Ruslara ait bir piyade birliği ile karşılıklı çatışma içine girer. Çatışma sırasında Abdülmecit Beg’in alayına top atışlarıyla büyük zayiatlar veren Rus birliğinin üzerineAbdülmecit Beg yalın kılıç ile dörtnala atını sürer ve topu kullananları etkisiz hale getirerek topu teslim alır. Bu olayın bir benzeri de Kars’ta yaşanır.Kars’a kadar düşman birliklerini püskürten Abdülmecit Beg, 1918 yılında ikinci topuda Karsta çıkan bir çatışma esnasında aynı şekilde teslim alır. Bu iki örnek yakın zamana kadar yaşamışve o günü gören ve olaya tanıklık yapan birçok kişitarafında anlatılır. 
Rus birliklerini, bugünkü Ermenistan sınırını oluşturan Aras nehrinin diğer kıyısına kadar sürerek Ermenistan’ın başkenti Erivan’a kadar dayanır. OradaAbdülmecit Begsınırı daha ileri götürelim diyen kendi birliğine bir konuşma yapar;“Arkadaşlar sınırımız bundan sonra Aras Nehri’dir” der. Bu kahramanlıklar Dengbêjler tarafındanbirçokkılamda anlatılırve efsane haline gelir. Bir asırdır bu topraklarda bu destanlar anlatılır.
Ama sonuç çok acıdır. Yukarıda da anlatıldığı gibi büyük bir fedakârlıkla Kürt ve Türk halklarının “kurtardığı” bu topraklarda Kürtler umdukları ve hak ettikleri statüden mahrum bırakılmıştır. Bunun farkında olan cumhuriyetin kurucu kadroları, cumhuriyetinkuruluşunun daha ilk yıllarında, olası bir Kürt hareketinin taleplerinin önüne geçmek için Kürt toplumu içerisinde hem kanaat önderlerini hem de liderlik yapacak seçkin aileleri sürerek geride kalan Kürt halkına gözdağı verilmek ister. Bizzat İsmet İnönü’nün emri ile Ağrı ve Karsın kurtuluşunda büyük rol alan, kurtuluşun mimarı Abdülmecit Beg,kendi deyimi ile mükâfatlandırılır(!) vemalına mülküne el konulur. Girdiği çatışmada şarapnel parçası ile yaralanan ve henüz iyileşmeyen bacağı ve hayli ilerlemiş yaşına rağmen, bu haline aldırış edilmeden kendisine bir kağnı verilirve ailesi ile birlikte birçok sayıda asker eşliğinde sürgüne gönderilir. Böylece kendisinden önce ve kendisinden sonra birçok Kürt lidere, alime reva görülen sürgünden ve göçten Abdülmecit Beg de nasibini alır.
Yazı devam edecektir.
Mîr Muhammed Rêber.( M.İzci) 
Kaynakça;
*Abdülmecit Beg’ın Torunu Haydar Öztürk
*Mele Mustafa Bilici
* Abdullah Varlı “Dîwan û JînewariyaEhmedêXanî”, Sipan Yayınları